Lefkara İşi

Lefkara işi

Lefkara işi

Venedikli asiller, pek çok döneme ev sahipliği yapan Kıbrıs’a tatil amaçlı olarak sık sık gelirlerdi. Özellikle Lefkara Köyü’ne gelen asilzadelerin kendi ülkelerine özgü getirdikleri danteller ve yerli köylünün yaptığı nakışların birbirinden etkilenmesi ile “Lefkara işi” ortaya çıkmıştır.

Tarihi yaklaşık 7 yy. öncesine dayanan bu özel el sanatı, Kıbrıs’ın en önemli el işlerinden birisidir. Adaya özgü pek çok motifin işlendiği Lefkara işi, genelde beyaz veya ekru yeşil renk olarak yapılmaktadır. Geçim kaynağı olması amacıyla kadınlar tarafından yapılan bu işler Kıbrıs erkekleri tarafından farklı ülkelere götürülüp satılmış, böylece dünya tarafından bilinen özel bir iş haline gelmiştir. 14. yy’da Venedik Kraliçesi Katerina döneminde Kıbrıs adasını ziyaret eden ünlü ressam Leonardo Da Vinci, Lefkara Köyü’nde gördüğü bu işten çok etkilenmiş ve en önemli motiflerden “dere motifi” olarak bilinen işten yapılan masa örtüsünü satın almıştır. Daha sonra aldığı bu örtüyü Milano’da bulunan St. Trobezas Katedrali’ne hediye etmiştir. Da Vinci, Lefkara işine olan ilgisini İsa’nın havarileri ile yediği son yemeği resmettiği tablosunda göstermiştir. “Son Akşam Yemeği” tablosunda yer alan masa örtüsünde, dere motifini kullanmış ve tüm dünya bunu görmüştür. Bu tablo, Lefkara işinin tarihinin ne kadar eskiye dayandığının güzel bir kanıtıdır.

Kıbrıs’ta yapılan Lefkara işi, nesiller boyu önemini kaybetmemiş, pek çok motif yok olmuş olsa da günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Tepsi, masa örtüsü, tablo, bardak altlığı, çanta, kıyafet olarak hediyelik eşya satan her yerde Lefkara işini bulmak mümkündür.

Lefkara işi

Kaynak: CHECKIN Dergisi, 19. sayısı, sayfa 44

Resim: Herimed

Gülseren Kışlası’nın Tarihçesi

Birinci Dünya Savaşı’nın devam ettiği günlerde özellikle Çanakkale, Hicaz ve Kanal cephelerinde esir alınan Türk askerleri İngilizler tarafından, bugünkü Gülseren Kışlası’nın bulunduğu bölgedeki kampta muhafaza edilmiştir. Kampta kötü şartlar altında yaşayan Türk askerleri tahtadan sigaralıklar, kaşıklar, boncuk işlemeler, zeytin çekirdeklerinden tesbih ve tahta oymacılığı yapıp gizlice kamp dışına kaçırarak satmışlar ve elde ettikleri para ile sigara, ekmek ve çeşitli yiyecek malzemeleri temin etmişlerdir.

Esir kampındaki Türk askerlerinin Anadolu’ya haber göndermerleri ve akrabalarıyla haberleşebilmeleri Mağusa’da yaşayan Türk balıkçıları ve kayıkçıları vasıtasaıyla olmuştur.

1916-1925 yılları arasında esir kamplarında ve Kıbrıs’ın değişik bölgelerinde esir tutulan bu insanlar serbest bırakıldıktan sonra Kıbrıs’tan ayrılmayıp Kıbrıslı Türklerle beraber hürriyet mücadelesi vermişlerdir.

II. Dünya Savaşı’nda; Hitler’in katliamından kurtularak gemilerle İtalya’dan Filistin’e gitmeye çalışan Yahudilerden bir kısmı, İngiliz Deniz Kuvvetleri tarafından yakalanarak, Kıbrıs’ta Eksolidimbu (Xylotymbou) ve Gülseren Kampı’nın bulunduğu bölgede (Osmanlı döneminde bu bölgede mevcut olan Karakoldan adını alan Karakol Bölgesi), ada halkından tecrit edilerek tutulmuştur. 1946 Ağustos ayında Filistin’e yasal göç başvurularının kabul edilmesinden başlayarak, 15 Mayıs 1948′de İsrail Devleti’nin kurulması ile birlikte, 1946-1949 yılları arasında toplam 52000 Yahudi Kıbrıs’tan Filistin’e gönderilmiştir.

Gülseren Kışlası 1964 yılından sonra RMMO tarafından bir askeri eğitim merkezi haline dönüştürülmüştür. Rumlar, Kıbrıs Türklerini güçsüz, kendilerini de güçlü gördüklerinden RMMO’nun kışlayı kullandığı dönemde, kışlada bulunan üç ayrı binanın üzerine uzak mesafeden görülebilecek şekilde “Cesursan – Gel – Al” kelimeleri binaların üzerinden silinerek, aynı büyüklükte ve aynı binalara “Cesurum – Geldim – Aldım” kelimeleri yazılmıştır. Kıbrıs Türk halkı 10 yıl boyunca yaşadığı burukluk ve hüzün yerine Anavatan ile birlikte mutluluk, sevinç ve kazanılan zaferle övünmüştür.

Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nın modernizasyon kapsamında Gülseren Kışlası’nda da yeni bina ve tesisler inşa edilerek hizmete girmiş ve eski binalar da miadlarını doldurmaları nedeniyle yıktırılmıştır. Ancak “Cesurum – Geldim – Aldım” kelimeleri Eğitim Tabur Komutanlığı’nın modern binası üzerine yazılarak kışlaya yeni gelen erlere bunun anlam ve önemi açıklanmaktadır.

Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığının, 2000 yılındaki yeniden yapılanması sonucunda bölgede görev yapan Piyade Taburları ile Eğitim Taburu 4. Piyade Alayı emrine verilerek Alay teşkil etmiştir. Alay Gülseren Kışlası’nda görev yapmaktadır.

Kaynak: G.K.K.lığı tanıtım broşürü

Fotoğraf: Armağan Örki

Archangelos Mihail İkon Müzesi

Girne’de eski liman bölgesinde yer alan bu yapı, Archangelos Mihail Kilisesi olup, 11 Haziran 1990 tarihinde Eski Eserler ve Müzeler Dairesi tarafından elden geçirilmiş ve ikon müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Archangelos Mihail Kilisesi 1860 yılında inşa edilmiş olup, doğu-batı yönünde uzanan tek mekanlı bir kilisedir.

Müzede, kiliseye ait ikonlara ilaveten, Eski Eserler ve Müzeler Dairesi koruması altında bulunan başka ikon gruplarından örnekler de sergilenmektedir.
İkonlar üzerinde, Ortodoks Hristiyanlar tarafından çok benimsenen Hz. İsa ve mehtelif azizlerin resimleri tasvir edilmektedir. İkonların çoğu 19.y.y. sonrasına aittir. Bu dönemde ikon ressamları Hollanda ve Almanya’dan özel ikon boyaları ithal etmeye başlamıştır. 19. y.y. sonlarından günümüze kadar kullanılmış olan bu boyalar, düz ve parlak görünümlüdür.

Resim kaynağı: alanaplin