Nazar Değmesi (Göz Dutması-Gözdaşı) ve Nazar Boncuğu

Medeniyet ve bilmin bunca geliştiği günümüzde bile çok geniş insan kitleleri “Nazar Değmesi” kıbrıs ağzı ile “Göz Dutması” inanışı vardır ve oldukça yaygındır.

Bu inanış boş bir düşünce midir? Hiç bir tutarlı yanı yok mudur? Peki ama bin yıllardırbunca insan bu konuda hep yanıldımı? Bu konuda henüz kesin ilmi ispat yapılmamış olmakla birlikte, tesbit edilen anlatımlardan şöyle bir açıklama – yorum getirilebilir.

Bugün ilim, insan vücudunda statik elektrik olduğunu kesinlikle saptamıştır. Birbirinden binlerce mil uzakta bulunan insanlar beyin gücü ile iletişim kurabilmektedir. Bazı insanların gözleri-bakışları çok keskindir. Sıradan insanlar o kişilerin gözlerine bakamazlar. Kendilerini çarpılmış gibi hissedip bakışlarını başka yöne çevirirler.

Tarihi devirler içinde bu elektrik gücünü insanları iyileştirmek için kullananlara da rastlanır. Günümüzde bu yol – yöntemle tedavi uygulayanlar az değildir. Ve bu güce ilmi bir de ad verilmiştir. “Bio – Enerji”

O halde zihin gücünü iletmesini bilen, elektrik gücü yüksek, keskin bakışlı fakat kötü niyetli birisi istediği kişiyi olumsuz yönde etkileyebilir. Bunu kıskançlık ve hayranlık yüzünden yapabildiği gibi, ihtiras yüzünden de yapabilir. Nitekim halk arasında anlatılan olaylar hep bu yöndedir. Bu kişilerin “Gözü Tutar” diye kabul edilir. Gözü dutar diye kabul edilen insanlar iri ve mavi gözlü, hafif seyrek dişli, beyaz-sarışın tenli ve kesin kem bakışlı olarak tarif ediliyor. Makelenin tamamini okuyunuz »

Gelin Kınası

Gelin kınası veya gelini kınalamak gerdek gecesinden bir gece önce olur. Buna “Kına Gecesi” denir. Kına gecesi güvey bir tepsi içinde yoğurulan kına ve çalgı eşliğinde kahveye getirilir. Kınaya batırılmış, yanar vaziyette pek çok mum vardır. Tepsi bir masaya konur. Güvey masanın önüne oturtulur. Sağdıçlar güveyin sağ elini kınalayıp kırmızı bir tülbentle bağlar. Seyirciler kına tepsisini işler. Bu paralar güveyindir.

Kısa bir müddet bekletildikten sonra kına tepsisi sağdıçların gözetiminde ve çalgı eşliğinde gelin evine gönderilir. Bu kez aynı kınadan gelinin sağ eli ve sol ayağı kınalanır. Sağ el kırmızı bir tülbentle, sol ayak da beyaz bir mendille bağlanır. Bu kına üç gün bekletilmez. Ertesi gün açılır. Makelenin tamamini okuyunuz »

Altı Aylık Kınası

Çocuk altı aya basınca, artık çevresini, renkleri, olayları algılamaya – yorumlamaya başlar. İslam inanışına göre insanlar iyilikleri genelde sağ elleri ile işlerler. Onun için sağ omuzda görevli melek iyilikleri, sol omuzda görevli melek de kötülükleri yazar.

Kınası yaklacak çocuk yıkanıp temizlenir. Bir kapta yoğrulan kına, bir sele veya sininin ortasına konur. Kınanın etrafına da kuruyemiş, lokum, bazı bölgelerde narlı golifa ve kuru incir konur.

Okuyucu kadın çocuğu kucağına alır. Diğer davetliler okuyucunun etrafında halka olup oturur. Okuduğu sırada çocuğun sağ elini kınalar, avcunu yumar ve kırmızı bir mendile bağlar. Ardından sol ayağını kınalar ve beyaz bir mendile bağlar. Kınalama, bazı bölgelerde “kına yakma” Makelenin tamamini okuyunuz »

Diş Çıkarma

İnsanoğlu dişsiz doğar. Ancak altı aylık olunca ön dişleri tek tek bitmeğe başlar. Dişler bitmeden damak içinde beyazlık olarak belirir. Diş bitmesi, dişin damak dışına çıkması demektir. Bu olay her çocukta ayni şekilde gerçekleşmez. Bazılarında rahat gerçekleşirken bazılarında ağrılara, sancılara sebeb olur. Çocuk durmadan ağlar. Diş Golifası töreni çocukla ilgilenmek, ağlamasını önlemek içindir. Aslında onun dişlerinin ağrısız bitmesini sağlamak içindir. Makelenin tamamini okuyunuz »

Kadeh Oyunu

Bayram ve düğünlerin başlıca oyunudur. Oyuncu bir kadeh sudoldurur. Katlı bir mendili kadehin ağzına kapar ve su dolu kadehi tersçevirir. Usulca başına yerleştirir. Bu iş tamamlanınca hazır bekleyençalgıcılar hafiften başlayıp gittikçe hızlanan bir tempoyla çalmağa başlarlar.Oyuncu da bu tempoya uygun ritmik hareketlerle oynar, çeşitli figürler yapar.Çok hareketli bir oyundur. Çalgı bazan hafifler, oyuncu temposunu yavaşlatır,yere diz vurur veya tek ayağı üzerine çömelip diğer ayağını yere paralel gelecekşekilde öne uzatır. Bütün bunlar su dökülmeden yapılır. En sonunda çalgı anidendurur. Oyuncu da ayni anda durup kadehi düz gelecek şekilde eliyle alıpseyircileri selamlar. Böylece oyun sona erer.

Oğuz M.Yorgancıoğlu ”Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı

Düğün ve Bayram Oyunları

Milli özellik gösteren oyunlar bunlardır. Oynamaları da insanı mahva değil selamete götürür. Köylerde çok revaçta olan oyunlardır. Başlıcaları , Arabiye, Çiftetelli, Kadeh Oyunu, Kartal Oyunu, Köroğlu, Mandala, Mendil Oyunu, Sirto ve Zeybektir.


Köroğlu

İki kişi tarafından oynanır. Oyuncular çalgının ahengineuymuş oynarken çalgı aniden kesilir. Oynayanlar sorar:

-Neden çalmazsınızçalgıcılar?

–Para.. derler. Oyuncular çalgıcıların tepsisine para atar.

Çalgı başlar, oyun devam eder. Biraz sonra çalgıcılar genedurur. Ayni sorular sorulur ayni cevaplar alınır. Bu iş birkaç defatekrarlanınca oyuncular para yerine vaatlerde bulunmaya Makelenin tamamini okuyunuz »

Mandala

Düğünlerde, bilhassa kına gecesi oynanır. Güvey kınalanıp köşesine çekildikten sonra içinde mumlar yanan kına tepsisi ortaya bırakılır.İsteyen kalkıp kınayı işler. İşte bu esnada iki kişi kalkar. Ellerinde birersopa vardır. Halk, kadın erkek halka şeklinde ve karışık oturur. Oyuncularsopaları baston gibi kullanır ama müziğin ahengine göre yürürler. Kemane ileudun temposuna uyarlar. Oyunculardan biri:

Mandala yavrum mandala,

Kömür da goydum mangala

Böyle oyun olur mu

Seni gidi budala? der.

Sopasını tüfek gibi kullanarak ötekini vurma taklidi yapar,öteki ise hem sözle hem de hareketle ona cevap verir. Bu birkaç defatekrarlanınca müziğin temposu değişir ve oyuncular da buna uyarak sirto adıverilen oyuna geçerler.

Oğuz M.Yorgancıoğlu ”Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı

Sirto

Rumca bir kelimedir. Sıçrama atılma anlamlarına gelir. Niyebu isimle anıldığını sorduğum yaşlılar bu konuya tatmin edici bir cevapveremediler. Tahminime göre ani hareketlerle oynanmasından ileri gelir. Ve Rumlarda da Türklerde de oynanır. Kimdenkime geçtiği belli değildir. Kumlarda sirtaki adı ile anılır. Makelenin tamamini okuyunuz »

Günlük Oyunlar

Bunlara “Kahve Oyunları” adını da verebiliriz. Kıbrıs’ta kahveye yalnız adamlar gider. Bu sebeple (bazı istisnalar hariç) adamların oyunlarıdır. Bu oyunları da iki gurupta toplayabiliriz.

1.   Özel araçlarla oynanan oyunlar,

2.    Kâğıt oyunları.

Özel araçlarla oynanan dama, briç, satranç, tavla v.s. gibi oyunlar yalnız Kıbrıs’ta değil bütün dünyada oynanır, beynelmileldir. Bu sebeple izahları yapılmayacaktır.

Kağıt oyunları arasında da beynelmilel olanlar çoktur. Ama yerli olanlar da vardır. Bu oyunların hepsi Türkiye’de “elli iki” Kıbrıs’ta ” top” adı verilen ve 52 karttan meydana gelen kâğıt kartlarla oynanır. Yalnız oyuna göre kartların sayısı azalıp çoğalabilir. Kâğıt oyunları çok yaygındır. Başlıcaları şunlardır

1. Altmış Altı: Adı Türkçe olan yegâne kâğıt oyunudur. 24 kartla ve iki kişi tarafından oynanır. En küçük kart dokuzludur. Beş turda tamamlanır. Her tur 66 sayıyı tamamlayan tarafından kazanılır.

2. Brefa: Bu oyunda en küçük kart yedilidir. 32 kartla ve üç kişi tarafından oynanır. Oyuncular 25 kasa (250 sayı) ile oyuna başlar ve bu sayıyı sıfıra indirir. Sayısını sıfıra indiren kişi oyunu kazanır. Oyunculara onar kâğıt dağıtılır ve iki kart artar, uyun yapmak isteyen bu iki kâğıttan istifade eder. Oyunculardan biri oyuna katılmayabilir.

3. Gonga: İki top, yani 104 kâğıtla oynanır. Bunlar iki de konken ilave edilir. En az iki en çok altı kişi ile oynanır. Oyunu anlaşmaya göre ya en az sayı alan veya yedi defa sayı almayan kazanır.

4. Guppa (Kupa): İki top kâğıtla ve onar kağıtla ve dört kişi tarafından oynanır. Herkes kendi hesabına oynar. Kupa adı verilen ve sayısınca değer taşıyan kartlardan hiç almamak veya en az almak bu oyunun özelliğidir.

5. Spasra: 52 kartla, iki kişi veya ikişer kişili iki gurup arasında oynanır. Türkiye’de oynanan piştiyi andırır. Oynanış tarzı da aynidir. 151 sayıyı tamamlayan taraf oyunu kazanır.

6. Pilot: 32 kartla oynanır. Dört oyuncu katılır. En küçük kart yedilidir. 250 sayıyı tamamlayan taraf kazanır. Oyuncular iki gurup olarak oynar. Yalnız bu oyunda kartların değerleri diğer oyunlara nazaran çok değişiktir.

Bunların dışında kağıt kartlarla oynanan ve oynanış bakımından kumar özelliği gösteren pek çok oyun vardır. Ama gerçekçi olmak gerekirse denebilir ki kağıtla oynanan bütün oyunlar – kişilerin arzularına göre- kumar özelliği gösterir. Poker, pokerize, boga,  otuz bir v.s gibi kağıt oyunlarıdır. Yukarıda anlatılanlar ise genellikle vakit geçirmek için oynanır.

Oğuz M. Yorgancıoğlu ”Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı