1955 SONRASI Kıbrıs Türk Çocuk Oyunları

İç harbin patlak verdiği 1955 ten sonra Kıbrıs’ta çocuklar uzun zaman oyun oynamak fırsatını bile bulamadılar. Bir taraftan can korkusu, bir taraftan örfi idare çocuklara oyun oynamayı unutturdu. Herkes durum düzeldikten sonra da gerçek silah dururken kamışla oynamayı zül saydı. 1963 aralığında patlak veren iç harpte silah kullananlar arasında çocukların da bulunduğunu ve iyi nişan kaydettiklerini hangimiz inkar edebiliriz?

Yine ayni tarihten sonra baş döndürücü sosyal değişimlere sahne olan toplumumuzda oyuncak sanayinin satış pazarı olan memleketimizde hatta ateşli silahların bile oyuncak haline geldiği hayat ortamımızda hangi çocuk kamış atı veya kamış tüfeği beğenir? Onun oyuncak tabancası, oyuncak makineli tüfeği olmasın mı?  Olsun   tabii..

Nitekim var ve bu oyun  artık o silahlarla oynanıyor. Ama üzücü olan çocuğun ne oyunu ne de oyuncağıdır. Oynarken giydiği kıyafet ve takındığı addır. Ya kızılderili veya kovboy kıyafetine girer, düzme Amerikan kahramanı James Bond’un ismini takınır. Bu, çok hatalıdır. Oyundur, oynayan da çocuktur demiydim. Çünkü bu günün çocuğu yarının büyüğüdür. Ve unutmayalım ki o çocuk çocukluğunun hatıralarını terk edemez. Hatıraları onun benliğinin temel taşlandır. Hafızalarımızı bir an yoklayalım. Hangimi/zçocukluğunu ve gençliğini hatırlamaz. Ve hangimizin hayal adımları daha o zamandan atılmamıştır? Şarkılara bile geçmiştir, ilkokulda tanışmıştık, çocukça anlaşmıştık …

Çocuk ne anlar demeyiniz. Çocuk çok şeyden anlar, hatta yetişkinlerden fazla. Ama yaşı icabı konuşmaz. Tıpkı büyüklerin bazan hissedip de konuşmadıkları gibi.

Çocuklarımıza sahip olmalıyız. Kendi oyunları ile oynamalarını teşvik etmeliyiz. Kendi benliğimizi unutmak kadar zararlı başka bir durum tahayyül edemiyorum.

Oğuz M. Yorgancıoğlu “Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir