Ambar

Üretici olan ve genelde tarımla uğraşan köy insanı ürününü bir anda satma şansına sahip değildi. Belli bir dönem beklemek zorunda idi. Her türlü ürünü ve bu ürünlerini taşımaya yarayan araç-gereç, korumaya yarayan torba-çuvalları dolu olarak “ambar” adını verdiği odada korurdu.

Ambar, yatak odalarından uzakta yapılırdı. Çünkü zahirenin bazı türleri insanda alerjiye sebep olurdu.. Özellikle arpa ve kuru bakla bunlardandır. Bu zahirelerin rahatsız etmesi, “arpa üfürdü, paklalar üfürdü” şeklinde ifade edilirdi. Temmuz ayından itibaren elde edilen ürünler sırası geldikçe ambara konurdu. Temmuzdan önce ise hem ürün dama konup güneşletilir, hem ambar açılıp havalandırılırdı. Temmuz girişi ambarda esaslı bir temizlik yapılır, ürünler öyle yerleştirilirdi. Bunlar badem, bakla, nohut, mercimek, tarhana gibi insan yiyecekleri ile vigo, burçak, arpa gibi hayvan yemleri ve tohum olarak kullanılacak bölümleri olurdu. Tabii buğday başköşeyi işgal edebilirdi. Çoğu köylüler nemlenip koku yapmasın diye, yere kalınca tahtalar koyar, buğday torbalarını onun üstüne yerleştirirlerdi.

Paslanabilen alet edevat da ambarın bir köşesine konurdu. Bu sebepten olacak ki bir ekin tarlalarında ekilen türün dışında bitkiler bitmiş ve tohumlar karışmışsa buna “Kırkambar” denirdi.

Avluda artık inek ve eşek yok. Traktör, pulluk ve tohum saçma makinesi var. Tabii samanlık yerine de mazot dolu bir kırmızı varil. Ama incir ağacı avludaki yerini hala koruyor.

Oğuz M. Yorgancıoğlu “Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir