Bendaşino Yılanı

Bir zamannar bir ilan varıdı. Bu ilan beş başlıydı. O bölgede yaşayan herkese zararı tokanacak gadar böyüdü. Ejderha oldu. Elinden ne uçan gurultulurdu ne gaçan. Çünkü gözlerinde büyü gibi bir guvvet varıdı. Avcıların attığı gurşunnarın bile yolunu değişdirirdi. Bütün köylüler birleştikleri halde ona bir şey yapamamışlar. En sonunda düşünüp daşınmışlar ne yapabilirler deye. Ve şu garara varmışlar. Beş dane tulum bulacaklar. Bu tulumlara şarap dolduracaklar. Tulumları da öyle yan yana goyacaklar ki beş baş da ayni anda içebilsin. İçip Sarhoş olunca da onu öldürsünner. Öyle da yapmışlar. Etrafda su olamyan bir yere tulumları yerleştirmişler. Günün sıcak bir satında avlanıp garnını doyurdukdan sonra susamış. Yakınlardaki şarap kokusunu alınca da oraya yönelmiş. Günün sıcak bir satında avlanıp garnını doyurdukdan sonra suamış. Yakınlardaki şarap kokusunu alınca da oraya yönelmiş. Beş tuluma birden her biri daldırıp içmeye başlamış. Kana kana hepsini içince ne yaptığını bilmez olmuş. O mıknatıs gücü da etkisini kaybetmiş. Bunun üzerine bir çuban tüfeğini alıp üzerine yönelmiş. Her atışta bir başını vuruyormuş. Yılan can acısıyla geleni görmüş, avcı ona son ateşi açarken o da avcıyı sokmuş. İkisi da son nefeslerini vermişler. Halk böylece bir beladan gurtulmuş. Yılanın yaşadığı dereye, bu olayı ebediyen hatırlansın diye Bendaşino deresi denmiş. Etrafına zarar verenlere, doyumsuz insannara da “yılandır beş başlı” sıfatını yakıştırmışlar. O gün bugündür bu tiplere “beş başlı yılan” denir olmuş.

Oğuz M.Yorgancıoğlu “Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir