Binek Taşı

Traktörün yaygınlaştığı 1960’lı yıllara kadar Kıbrıs’ta yük ve binek hayvanı olarak eşek kullanıldı. 1945 lere kadar bu görevi daha az seviyede at ve katırlar da yürütmüştü. İkinci Dünya Savaşında kullanılmak üzere 6000 katır ve atın İngiliz Hükümetince satın alınması ve yurt dışına götürülmesi bu hayvanların tükenmesine yol açtı. Çünkü harpten hemen sonra adaya getirilen traktörler yaygınlaşmış bu hayvanların görevini üstlenmişti. Teknolojik gelişimler birbirini izlemiş hayvanların yaptığı tüm işleri makineler yapar olmuştur. Bu sebeple hayvanlar günden güne azalmış, adeta göstermelik bir sayıya düşmüştür.

O dönemde yetiştirilen hayvanlar yalnız yük hayvanı olarak değil binek hayvanı olarak da kullanılmıştır. At çok yaygın değildi. Yalnızca binek hayvanı olarak kullanılıyordu. Zengin kişiler ve polis teşkilatınca kullanılıyordu. Atla dişi eşeğin veya erkek eşekle kısrağın çiftleşmesinden doğan yavrulara katır denirdi. Kıbrıs katırı iriyarı ve güçlü olurdu. Bu özellikleri dolayısıyla ağır yük ve çift hayvanı olarak kullanılırdı. Mesarya ovalarında pulluk çekmek katırın işiydi.

Eşek Kıbrıs’ın tümüne yaygındı. İster ova ister dağlık bölgelerde çok sayıda eşek vardı. Çünkü eşek Kıbrıslının eli ayağı idi. Oduna-çalıya eşekle gidiyordu. Çifte gideceğinde tohumu eşeğin sırtına vuruyordu. Hasat zamanı demetleri üzüm zamanı köfünlerini onunla taşıyordu. Su dolabına eşeği koşuyordu. Davarı güderken eşeğin sırtında idi. Sırtına binmese de yemeği, su kabağı, kebesi ve süt kabı eşeğin sırtındaki, heybede idi. Kısacası eşek Kıbrıslının yaşamının bir parçası idi. Yukarıda sayılanlara ilaveten üç yılda bir de yavru veriyordu. İki yıl boyunca yavrusunu emziriyor, üçüncü yıl yeniden hamile oluyordu. Eşeğin hamilelik süresi 12 ay yani bir yıldır. Mayısta çiftleşir. Mayısta doğurur.

Kıbrıslının sırtından inmediği bu hayvanın boyu-bosu-rengi neydi? Nasıldı? “Kıbrıs Eşeği” boy ve iriliği bakımından dünyada nam yapmıştı. Ancak adanın her yanında yetişen eşekler ayni boyda değildi. Dağlık bölgelerde yetişenler daha kısa boylu idi. Ovalık bölgelerde yetişenler daha boylu ve iri yarı idiler. Baf’ın ovalık bölgeleriyle Mesarya’da yetişenler en irileri idi. Bunların içinde sırt yüksek ligi 1.50 m. ye ulaşanlar vardı. Köylü bu tip hayvanlara her yükü yükleyemiyordu. Bu bakımdan bunlar binek hayvanı olarak kullanılıyordu. Ancak bu hayvanlara yaklaşmak gerekiyordu. Bu nasıl sağlanıyordu?

Köy yerinde evler avlu içinde olurdu. Avlunun etrafı duvarlara çevrili idi. Tek bir giriş yeri vardı. Buna da “Sokak Kapusu” denirdi. Avluya giriş-çıkış hayvan sırtında değil, yaya olarak yapılırdı. Dışarıdan gelen kişi hayvanın sırtından iner avluya öyle girerdi. Dışarıya çıkacak olan da hayvanına sokak kapısında binerdi. “Binek Taşı” işte burada olurdu. İçeriye girişe göre kapının sağ tarafında bulunurdu. Çünkü hayvana binecek kişi hayvanın sol tarafında bulunmak zorundadır. Hayvanın sağına geçerse hayvana binemez.

Binek Taşı yontulabilen kum taşın dan yontulmuş eni ile boyu yaklaşık altmış santim, yüksekliği de elli santim olan bir taştır. Sokak Kapusu’nun hemen sağında ve duvara dayanmış vaziyete durur. Kişi önce hayvanı taşın yanına çeker. Kendi de taşın üstüne çıkar bu durumda taş hayvanın karınaltı hizasında kalır. Kişi sol ayağına ağırlık verip sağ ayağını hayvanın sırtına koyar. Bu esnada hayvanın sırtındaki ısladır veya semere de tutunması gerekir. Hayvan, sahibinin emri olmadıkça veya bir aksilik çıkmadıkça hereket etmez. Dolayısıyle düşme riski pek fazla değildir. Hayvandan inişte ise, kişinin iki ayağını ayni tarafa geçirip hafif bir harekette bulunması yeterlidir.

Oğuz M. Yorgancıoğlu “Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir