Boğalar (Öküzler) Efsanesi

Kıbrıs’ta dağların taşların ağaçların hikayeleri efsaneleşerek yüzyıllar boyu dillerden dillere dolaşarak günümüze kadar gelmiştir. Efsanelerde anlatılan olağanüstü hikayeler çoğu zaman sohbetlerin en güzel noktasını oluşturmuştur.

Adada efsane anlatılmayan çok az köy vardır. Bunların bir çoğunda tanrının yüceliği, gücü, adaleti ön plandadır. Kayalarla ilgili efsaneler de bunlar arasında önemli bir yer tutar. Anlatılan efsane ve söylencelerle örtüşen birçok özellikleri olması nedeniyle bu kayaların varlığı çok daha gizemli ve anlamlı olmaktadır.

Boğalar veya Öküzler diye bilinen efsane, çok eski dönemlerde, ada insanlarının dur durak dinlemeden birbirlerini yok etmek derecesinde savaştıkları, uyarılarına rağmen durmayınca da tanrının onları cezalandırıp nasıl taş kestiğiyle ilgilidir.

Efsane Karpaz Yarımadasında bulunan Pamuklu (eski ismi Tavros) da geçiyor.

İşte dillerden dillere günümüze kadar ulaşan efsane:

Karpaz yarımadasında yaşayan kabileler, Mağusa bölgesinde yaşayan kabilelerden pek hoşlanmazmış. Mağusa bölgesinden Karpaz bölgesine avlanmaya ve seyahate çıkan insanların geri dönmesi mümkün olmazmış. Aynı şekilde kazara Mağusa bölgesine geçen kişiden bir daha haber alınamaz kayboluverirmiş. Kabileler arasında gerginlik hiç mi hiç bitmez, boyuna kavga döğüş olur, kan akarmış. Durumu izleyen yaratıcı belki bir gün barış olur diye sabretmeye devam edermiş. Tersine günden güne kabileler kırılır kan akıtılıp dururmuş.

Yine bir gün iki kabile resisi arasında tartışma çıkmış, çıkmış çıkmasına ama bir anda herkes kavgaya karışmış. Karşı karşıya gelen kabileler arasında müthiş bir kavga kopmuş. Kadın erkek çoluk çocuk herkes kavganın içinde bulunmuş. Hiçbir ayrım gözetmeden kadınlar ve çocuklar dahi katledilip her taraf yakılıp yıkılıyormuş. Bugün Pamuklu olarak bilinen yerde kavga daha da şiddetlenmiş. Herkes ellerinde ne varsa karşısındakine savuruyor, ellerinde bir şey kalmayınca yumruklarıyla kavgayı sürdürüyormuş. Tanrı yine “Nasıl olsa birazdan yorulup vazgeçerler” umuduyla “Sabredeyim” demiş ama boşuna beklemiş. Çünkü kavga gittikçe daha da şiddetleniyormuş. Elleri yorulanlar başları ile kelle kelleye tokuşup, vuruşarak kavgaya devam ediyorlarmış. Öylesine tokuşuyorlarmış ki yer gök sallanıyor her taraftan feryatlar yükseliyormuş. Kabile reislerini de boğalar gibi kafa kafaya tokuşurken gören tanrının sabrı bir anda bitmiş. “Bunların barışacakları yok” deyip hemen oracıkta kabile reislerini taş kesivermiş.

Tanrı ada halkına “Bunları taş yaptım, göz yaşlarını bir mağraya hapsettim. Ama bir delikten onu çıkaracak barış suyu olarak sizlere verdim. Bu su hiç tükenmeyecek. Herkes bu sudan içecek ta ki barış devam edene kadar. Sizlere de ibret olsun. Bunu hiç mi hiç unutmayın!” diye seslenmiş. Ardından kafa kafaya tokuşan boğa şeklindeki kayaların bir deliğinden su çıkmaya başlamış. Ada halkı ve özellik bölgede yaşayan Hıristiyan toplumu o gün bu gündür kafa kafaya tokuşan boğalar şeklindeki kayaları “İbret olsun diye tanrının cezalandırdığı insanlar” olduğuna inanır. Onlara zarar vermeyip korkmaya başlarlar. Buradan çıkan suyu da kutsal ilan ederler. Anlatılanlara göre burada çıkan su hiç mi hiç eksilmezmiş. Alınan suyun yerine başka su çıkarmış.

Suyun sonradan kayboluşuyla sebebi Rumlarla Türklerin savaş dönemlerindeki çatışmaları olarak kabul edilir.

Efsanenin varlığına inanan Karpazlı Rumlar zaman zaman buraya gelip mum yakmaya devam etmektedirler. Rumların köyde “Boğalar Efsanesi” için yaptırdıkları Ayios Seryios isminde bir de adak kilisesi bulunmaktadır. Pamuklu’ya yerleşen Türkler de Boğalar Kayası’nı özenle korumayı sürdürmekte, mum yakmaya gelen Rumlara saygıyı ve hürmeti esirgememektedirler.

Derlendiği Yer: Mehmetçik (Galatya) Köy kahvesi, Pamuklu halkı ve Rum Papaz

Derleme Yılı: 2002-2007

Derleyen: Mustafa Meraklı, Hasan Karaokçu

Gözlem ve Foto: Hasan Karaokçu

“Boğalar (Öküzler) Efsanesi” hakkında 1 yorum

  1. mustafa kemal meraklı

    tebrik ederim …çok güzel olmuş sadece kaynaklarda koca yusuf da olmalıydı.doksan lı yılların başında kaybettiğimiz ingiliz döneminin ilk orman memurlarından olan benim kapı komşum Kalavaç lı ,rahmetli koca yusuf .,YUSUF AHMETPAŞA o tükenmeyen barış suyu için bana annattığı gerçek bir olaydır.ben oraya gittiğimde bölgede yaşayan halka bu olayı sorduğumda beni öküz taşlarına yöneltmişlerdi..başarılşarınızın devamını diliyorum..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir