‘Çeşitli’ kategorisi içerikleri

Kurtuluş Savaşında Kıbrıslı Türkler

Atatürk döneminde Kıbrıs Türklerinin Türkiye’ye bakışlarını, Türkiye’ye olan sevgilerini, umutlarını ve Ulusal Kurtuluş Savaşı boyunca Kıbrıs Türklerinin Kuvay-ı Milliye hareketine kendi ölçüsünde yaptığı katkıların anlamını kavrayabilmek için, önce İngiliz döneminin başladığı 1878′den Atatürk’ün işgale karşı mücadeleyi başlattığı 1919 yılına kadar geçen süre içinde Kıbrıs Türklerinin durumuna bir göz atmak gerekir.

Bu konuda araştırmacı, gazetici-yazar Sabahattin İsmail ve Ergin Birinci’nin yayınlanmış olduğu “Atatürk Döneminde Türkiye Kıbrıs İlişkileri (1918-1938)” ve “Kıbrıs’ta İki Ulusal Kongre” adlı kitaplarda çok değerli bilgi, belge ve fotoğraflar vardır. Söz konusu kitaplarda konu ile ilgili bilgi ve belgeler özetle şöyledir:

1878 yılında Osmanlı İmparatorluğu ile İngiliz İmparatorluğu arasında yapılan anlaşma gereği Adanın İngiltere’ye kiraya verilmesi ile birlikte Kıbrıs Türkleri kendini bir anda yabancı bir ülkenin boyunduruğu altında bulmuş ve Kıbrıs Rumları da Adanın el değiştirmesi ile birlikte yoğunlaştırdığı Enosis faaliyetleri ile bu yeni döneme damgasını vurmuştur.

Kıbrıs Türkleri, Adanın yabancı bir boyunduruk altına girmesiyle üzüntüye kapılmışlar, fakat geleceğe yönelik umutlarını da hiçbir zaman yitirmemişlerdi. Bunun nedeni ise: Adanın sadece geçici bir süre ve belli bir kira karşılığı devredilmesi ve hukuken “Osmanlı Toprağı” sayılmasıydı. Rus tehlikesinin geçmesiyle birlikte Adanın tekrar Osmanlı egemenliğine devredileceği umudu büyük sabır kaynağıydı.

(Kurtuluş Savaşını coşkulu yazıları ile destekleyen SÖZ Gazetesi sahibi öğretmen Mehmet Remzi Okan eşi ve çocukları)

Dönemin ikinci özelliği ise aniden tırmanan Enosis faaliyetleri oldu. Kıbrıs Türkleri bu durumu büyük bir endişe ve tepki ile izlerken, Enosis tehlikesinin her geçen gün büyümesi karşısında daha etkin önlemlerle mücadele etme durumu ortaya çıkmıştı. Kıbrıs Rumlarının Girit deneyiminden ve sömürge yönetiminin hoşgörüsünden cesaret alarak 1895′de Tahtakale’de, 1912′de Limasol ve Hamit Mandraları’nda Türklere yönelik kitle saldırılarında bulunması, iki Makalenin tamamını oku »

Yurdumuzu Tanıyalım: Gönyeli

Gönyeli, Lefkoşa merkezden altı kilometre batıda ve eski Lefkoşa-Girne yolu üzerindedir. Gönyeli, Lefkoşa ilçesinin oldukça büyük bir yerleşim birimi sayılır. Köyün kuruluş tarihi eskilere dayanmaktadır. 1571′de II. Selim’in Osmanlı Padişahlığı’na getirilmesinden sonra Kıbrıs’a bir sefer düzenlenerek ada fethedilir ve padişahın fermanı ile Konya ve Anamur bölgelerindeki bazı vatandaşlar Kıbrıs’a yerleşmeleri için gönderilir. Her 10 kişiden biri zanaatkar olmak kaydıyla demirci, çömlekçi, ayakkabıcı, nalburca tenekeci ve birçok ustalar Kıbrıs’a getirilir. Gönyeli’ye yerleşen ve ilk kurucusu olduğu kabul edilen Türk’ün Anamurlu Kurt Ali olduğu söylenmektedir.
Gönyeli ismi nereden gelmektedir sorusuna halk arasında dilden dile gelen birçok cevap bulmak mümkündür.
1-Konya bölgesinden gelen Türkler daha çok Gönyeli’ye yerleştiği için yerli Rumlar Konyalı’yı Gonyalı ve Gönyeli olarak değiştirdiği fikri yaygındır.
2-Osmanlı Valileri’nden birinin Kıbrıs’ı ziyareti esnasında Gönyeli’den geçerken halkla konuşma ihtiyacı hasıl olur. Köylü toplanır, şikayetlerini söyler. Vali ayrılacağı zaman tokalaştığı halkın ellerinin toprakla çalışma Makalenin tamamını oku »

Yurdumuzu Tanıyalım: Mehmetçik

Eski adı Galatya olan şimdiki Mehmetçik köyü. İskele İlçesine bağlı bir bucak merkezidir. Deniz seviyesinden yaklaşık 400 ayak yükseklikteki bir yayla (plato) üzerine kurulmuş havalı ve serin bir yerdir.

Kuzeybatısında bir gölet bulunurken güney ile güneydoğu tarafı ise bir yamaçla çevrilidir. Yamacın altında verimli çukur bir ovası vardır. Gazimağusa’ya uzaklığı 30 kilometre. İskele’ye uzaklığı ise 18 kilometredir. Nüfusu 1238 olmakla birlikte bu rakam yaz aylarında Lefkoşa, Girne, Gazimağusa ve yurt dışındaki Mehmetçiklilerin gelmesiyle yaklaşık 1600-1800′e ulaşmaktadır.

Halkın geçim kaynağı genelde, tarım, hayvancılık, çok az miktarda bağcılık ve zeytinciliktir. Bundan 10-12 yıl öncesine kadar bağcılık çok ileri bir safhada iken. bağları değerlendirmek amacıyla bir şarap fabrikası açılmış anca Makalenin tamamını oku »

Yurdumuzu Tanıyalım: Lapta

Lapta, Girne’nin 8.5 km. batısında Beşparmak Dağlarının en yüksek tepesi olan Selvili Tepe’nin kuzeyinde, doğal güzelliklerin doruğa çıktığı bir yerleşim yeridir. 1960 yılında nüfusu 3496 (3126 Kıbrıslı Rum, 370 Kıbrıs’lı Türk) idi. 1960′ta belediye olan Lapta, nüfus bakımından Kıbrıs’ta 12′inci sıradaydı. 1996 yılında nüfus, 3586 olarak belirlenmiştir. Lapta’nın coğrafi konumu ve doğal güzellikleri ilk çağlardan itibaren insanların bu bölgeye yerleşmesine ve birçok uygarlığa ev sahipliği yapmasına neden olmuştur. “Lapithos” veya “Lapethos” diye bilinen bu kent Kıbrıs’ın bölündüğü 9 (dokuz) Krallıktan birinin merkeziydi. Önemini Roma ve Bizans döneminde de sürdüren Lapta, Roma döneminde Kıbrıs’ın dört ilçesinden biri olan Lapithos “Lambousa” ismini almıştır. Köyün yaklaşık 1.5 mil kuzeyinde denize yakın Lambousa şehrinin harabeleri yer almaktadır. Arap akınlarına uğrayarak 653-654 yıllarında tahrip olup, Arapların kesin olarak Kıbrıs’tan uzaklaştırıldığı 10. yüzyılda tekrar canlanarak Latin döneminde büyük bir kent haline dönüşmüş, Türk döneminde de kent olarak varlığını sürdürmüştür. Lapithos-Lambou Makalenin tamamını oku »

Yurdumuzu Tanıyalım: Mutlukaya

Mesarya’nın doğusunda, Gazimağusa’ya sadece 8 kilometre uzaklıktaki bu şirin köyümüz; tertemiz sokakları ve çok sayıda yeni inşa edilmiş evleriyle insanın dikkatini hemen çekiyor. Belki de adada ana caddesi imrenilecek estetiğe sahip tek köy Mutluyaka’dır. Bu durumu köylüye sorduğunuz zaman ise neredeyse tek ağızdan TC Yardım heyeti sağ olsun diyorlar. Lefkoşa’dan Gazimağusa’ya gelirken Korkuteli Köyü’nden sonra köy camisinin minaresi kule gibi bir görüntü teşkil ediyor. Köye biraz yaklaşınca da köy mezarlığındaki dev KKTC ve TC bayraklarının dalgalanışını hayranlıkla izlersiniz.
Mutluyaka’nın nüfusu 330, tamamı 147 ailedir. Başlıca geçim kaynakları; çiftçilik, serbest meslek, memurluk ve hayvancılıktır. Tarımı ikinci bir iş olarak yapanlar çoğunluktadır. Nüfusun tamamına yakını Güney Kıbrıs’ta bulunan Limasol’a bağlı Muttayaga köyü’nden göç etmişler. Genç nüfus anmasa bile, kırk beş yaşın üzerindekiler hala güneydeki köylerini dillerinden düşürmüyor. Muttayaga Köyü Limasol Şehrine 5 kilometre uzaklıkta 250 nüfuslu, tamamı Türk olan doğa harikası şirin bir köydür. Geçmiş zamanlarda tedavi için temiz havaya ihtiyaç duyanların uğrak yeri olduğu söylenmektedir. Köyün erkeklerinin yüzde sekseni İngilizlere ait Ağrotur ve Piskobu üs bölgelerinde çalıştığından, maaşları çok iyi, buna paralel olarak sosyal gelişmişlik ileri düzeydeydi. Köyde 200 kişili Makalenin tamamını oku »

Yurdumuzu Tanıyalım: Doğancı

Doğancı, Güzelyurt ilçesi Lefke bucağına bağlı bir ova köyüdür. Güzelyurt’a 10.4 km, Lefke kasabasına 14.5 km, denize 3.5 km uzaklıkta blunan Doğancı’nın Kuzey Doğusunda Gaziveren, Aydınköy, Güneşköy ve Bostancı; Güney batısında Çamlıköy, Güneyinde Taşköy ve Taşpınar, Batısında da Yeşilyurt köyleri bulunmaktadır.
Kuzey Kıbrıs’ın en büyük Türk köylerinden biri olan Doğancı’da, 2006 nüfus sayımına göre 1291 kişi yaşamakta olup nüfusun %99′unun birbirleri ile akraba ilişkisi bulunmaktadır. Önceleri Doğancı’da, azınlık da olsa köyün girişinde ve okullar bölgesinde bir miktar Rum vardı. 1930 yılı sonlarında bu Rumlar köyden ayrılmıştır.
Köyün adının nereden geldiğine ilişkin çeşitli söylentiler vardı Makalenin tamamını oku »