‘Çeşitli’ kategorisi içerikleri

Pakkos Şildi’nin Kazanılması

Kıbrıs’ta yaşayan Türkler tarihsel süreç içerisinde Rumlara karşı çeşitli alanlarda başarılar elde etmiştir. Kıbrıs Rumları, kendilerini adanın mutlak hakimi ve Türk’leri de azınlık olarak gördüklerinden kendilerine karşı elde edilmiş bu başarılardan her zaman için rahatsızlık duymuş  ve bu haklı başarıları hiçbir zaman Türk’lere layık görmemişlerdir.

Tarih sayfalarını aralayarak Kıbrıs Futbol Tarihi’nde Rum takımlarının bile gösteremediği ve ancak o yıllarda Kıbrıs Futbol Birliği (KOP) bünyesinde Rum futbol takımlarına karşı mücadele eden adadaki Türklerin tek temsilcisi Çetinkaya Türk Spor Kulübü Futbol Takımı’nın gösterdiği bir önemli başarıdan, PAKKOS Şildi’nin kazanılmasından söz etmek istiyoruz.

KOP tarafından, 11 Kasım 1951 tarihinde aniden vefat eden Rum futbol takımlarından Apoel’in PAKKOS soyadlı genç futbolcusunun anısına lig ve kupa şampiyonu takımların mücadelesi sonunda kazanan tarafa verilmek üzere anı nitelikli bir şilt verilmesi kararlaştırıldı.

PAKKOS Şildi’nin kazanılması; beş yıl üst üste mücadele edilmesi (kupa veya lig şampiyonu olarak) ve bu süre zarfında üç defa mücadelenin kazanılması sonrası kazanan takıma verilmesi şeklinde KOP tarafından esasa bağlanmıştı.

Kıbrıslı Türklerin KOP’taki temsilcisi Çetinkaya Futbol Takımı söz konusu şilde adını ilk defa 1951 yılında, lig şampiyonu olarak, kupa şampiyonu Rum futbol takımı Apoel’i 5-2 yenerek yazdırdı. Çetinkaya Futbol Takımı’nın PAKKOS Şildi’ne ikinci defa adını yazdırması, 1952 yılında kupa şampiyonu olarak lig şampiyonu Rum futbol takımı Apoel’i 4-1′lik bir skorla yenmesi sonucunda gerçekleşti.

PAKKOS Şildi’nin kazanılmasını yeterli seviyeye getiren üçüncü ve son mücadele ise 1954 yılında kupa şampiyonu olarak, lig şampiyonu Rum futbol takımı Pezoporikos’la yapılan mücadeledir. Kıbrıslı Türklerin temsilcisi Çetinkaya Futbol Takımı bu mücadeleyi de 6-2′lik net bir skorla kazanarak PAKKOS Şildi’ni almaya hak kazandı. Kazandı ama; 1 Makalenin tamamını oku »

Gızrıs Ağzıynan Kıbrıs Masalları

Bir toplumun kültürünü en iyi yansıtan kaynakların başında o toplumun masallarının geldiği bilinir. Habib Derzinevesi ve Sultan Meteci’nin birlikte kaleme aldıkları bu kitap 35 adet Kıbrıs Türk masalını esas Kıbrıs Türk ağzıyla derleyip yayımlamakla toplumsal kültüre önemli bir katkı yapmış oluyor.

Yazarlar kitapla ilgili şunları vurguladı: “Kültürüne sahip çıkmak isteyen toplumların dört elle sarılması gereken masallar, Kıbrıs Türk toplumu için de inkar edilemez bir önem taşımaktadır. Kıbrıs Türk Makalenin tamamını oku »

Kurtuluş Savaşında Kıbrıslı Türkler

Atatürk döneminde Kıbrıs Türklerinin Türkiye’ye bakışlarını, Türkiye’ye olan sevgilerini, umutlarını ve Ulusal Kurtuluş Savaşı boyunca Kıbrıs Türklerinin Kuvay-ı Milliye hareketine kendi ölçüsünde yaptığı katkıların anlamını kavrayabilmek için, önce İngiliz döneminin başladığı 1878′den Atatürk’ün işgale karşı mücadeleyi başlattığı 1919 yılına kadar geçen süre içinde Kıbrıs Türklerinin durumuna bir göz atmak gerekir.

Bu konuda araştırmacı, gazetici-yazar Sabahattin İsmail ve Ergin Birinci’nin yayınlanmış olduğu “Atatürk Döneminde Türkiye Kıbrıs İlişkileri (1918-1938)” ve “Kıbrıs’ta İki Ulusal Kongre” adlı kitaplarda çok değerli bilgi, belge ve fotoğraflar vardır. Söz konusu kitaplarda konu ile ilgili bilgi ve belgeler özetle şöyledir:

1878 yılında Osmanlı İmparatorluğu ile İngiliz İmparatorluğu arasında yapılan anlaşma gereği Adanın İngiltere’ye kiraya verilmesi ile birlikte Kıbrıs Türkleri kendini bir anda yabancı bir ülkenin boyunduruğu altında bulmuş ve Kıbrıs Rumları da Adanın el değiştirmesi ile birlikte yoğunlaştırdığı Enosis faaliyetleri ile bu yeni döneme damgasını vurmuştur.

Kıbrıs Türkleri, Adanın yabancı bir boyunduruk altına girmesiyle üzüntüye kapılmışlar, fakat geleceğe yönelik umutlarını da hiçbir zaman yitirmemişlerdi. Bunun nedeni ise: Adanın sadece geçici bir süre ve belli bir kira karşılığı devredilmesi ve hukuken “Osmanlı Toprağı” sayılmasıydı. Rus tehlikesinin geçmesiyle birlikte Adanın tekrar Osmanlı egemenliğine devredileceği umudu büyük sabır kaynağıydı.

(Kurtuluş Savaşını coşkulu yazıları ile destekleyen SÖZ Gazetesi sahibi öğretmen Mehmet Remzi Okan eşi ve çocukları)

Dönemin ikinci özelliği ise aniden tırmanan Enosis faaliyetleri oldu. Kıbrıs Türkleri bu durumu büyük bir endişe ve tepki ile izlerken, Enosis tehlikesinin her geçen gün büyümesi karşısında daha etkin önlemlerle mücadele etme durumu ortaya çıkmıştı. Kıbrıs Rumlarının Girit deneyiminden ve sömürge yönetiminin hoşgörüsünden cesaret alarak 1895′de Tahtakale’de, 1912′de Limasol ve Hamit Mandraları’nda Türklere yönelik kitle saldırılarında bulunması, iki Makalenin tamamını oku »

Yurdumuzu Tanıyalım: Gönyeli

Gönyeli, Lefkoşa merkezden altı kilometre batıda ve eski Lefkoşa-Girne yolu üzerindedir. Gönyeli, Lefkoşa ilçesinin oldukça büyük bir yerleşim birimi sayılır. Köyün kuruluş tarihi eskilere dayanmaktadır. 1571′de II. Selim’in Osmanlı Padişahlığı’na getirilmesinden sonra Kıbrıs’a bir sefer düzenlenerek ada fethedilir ve padişahın fermanı ile Konya ve Anamur bölgelerindeki bazı vatandaşlar Kıbrıs’a yerleşmeleri için gönderilir. Her 10 kişiden biri zanaatkar olmak kaydıyla demirci, çömlekçi, ayakkabıcı, nalburca tenekeci ve birçok ustalar Kıbrıs’a getirilir. Gönyeli’ye yerleşen ve ilk kurucusu olduğu kabul edilen Türk’ün Anamurlu Kurt Ali olduğu söylenmektedir.
Gönyeli ismi nereden gelmektedir sorusuna halk arasında dilden dile gelen birçok cevap bulmak mümkündür.
1-Konya bölgesinden gelen Türkler daha çok Gönyeli’ye yerleştiği için yerli Rumlar Konyalı’yı Gonyalı ve Gönyeli olarak değiştirdiği fikri yaygındır.
2-Osmanlı Valileri’nden birinin Kıbrıs’ı ziyareti esnasında Gönyeli’den geçerken halkla konuşma ihtiyacı hasıl olur. Köylü toplanır, şikayetlerini söyler. Vali ayrılacağı zaman tokalaştığı halkın ellerinin toprakla çalışma Makalenin tamamını oku »

Yurdumuzu Tanıyalım: Mehmetçik

Eski adı Galatya olan şimdiki Mehmetçik köyü. İskele İlçesine bağlı bir bucak merkezidir. Deniz seviyesinden yaklaşık 400 ayak yükseklikteki bir yayla (plato) üzerine kurulmuş havalı ve serin bir yerdir.

Kuzeybatısında bir gölet bulunurken güney ile güneydoğu tarafı ise bir yamaçla çevrilidir. Yamacın altında verimli çukur bir ovası vardır. Gazimağusa’ya uzaklığı 30 kilometre. İskele’ye uzaklığı ise 18 kilometredir. Nüfusu 1238 olmakla birlikte bu rakam yaz aylarında Lefkoşa, Girne, Gazimağusa ve yurt dışındaki Mehmetçiklilerin gelmesiyle yaklaşık 1600-1800′e ulaşmaktadır.

Halkın geçim kaynağı genelde, tarım, hayvancılık, çok az miktarda bağcılık ve zeytinciliktir. Bundan 10-12 yıl öncesine kadar bağcılık çok ileri bir safhada iken. bağları değerlendirmek amacıyla bir şarap fabrikası açılmış anca Makalenin tamamını oku »

Yurdumuzu Tanıyalım: Lapta

Lapta, Girne’nin 8.5 km. batısında Beşparmak Dağlarının en yüksek tepesi olan Selvili Tepe’nin kuzeyinde, doğal güzelliklerin doruğa çıktığı bir yerleşim yeridir. 1960 yılında nüfusu 3496 (3126 Kıbrıslı Rum, 370 Kıbrıs’lı Türk) idi. 1960′ta belediye olan Lapta, nüfus bakımından Kıbrıs’ta 12′inci sıradaydı. 1996 yılında nüfus, 3586 olarak belirlenmiştir. Lapta’nın coğrafi konumu ve doğal güzellikleri ilk çağlardan itibaren insanların bu bölgeye yerleşmesine ve birçok uygarlığa ev sahipliği yapmasına neden olmuştur. “Lapithos” veya “Lapethos” diye bilinen bu kent Kıbrıs’ın bölündüğü 9 (dokuz) Krallıktan birinin merkeziydi. Önemini Roma ve Bizans döneminde de sürdüren Lapta, Roma döneminde Kıbrıs’ın dört ilçesinden biri olan Lapithos “Lambousa” ismini almıştır. Köyün yaklaşık 1.5 mil kuzeyinde denize yakın Lambousa şehrinin harabeleri yer almaktadır. Arap akınlarına uğrayarak 653-654 yıllarında tahrip olup, Arapların kesin olarak Kıbrıs’tan uzaklaştırıldığı 10. yüzyılda tekrar canlanarak Latin döneminde büyük bir kent haline dönüşmüş, Türk döneminde de kent olarak varlığını sürdürmüştür. Lapithos-Lambou Makalenin tamamını oku »