<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kıbrıs'a Bakış &#187; Efsaneler</title>
	<atom:link href="http://www.kibrisabakis.com/category/kibris-turk-halk-edebiyati/efsaneler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kibrisabakis.com</link>
	<description>Kıbrıs Türk Ağeli</description>
	<lastBuildDate>Fri, 20 Jan 2012 20:35:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Garip Dede Şehida</title>
		<link>http://www.kibrisabakis.com/garip-dede-sehida?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=garip-dede-sehida</link>
		<comments>http://www.kibrisabakis.com/garip-dede-sehida#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 03:07:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Volki</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs Gezilecek Yerler]]></category>
		<category><![CDATA[garip dede kabri]]></category>
		<category><![CDATA[garip dede mezarı]]></category>
		<category><![CDATA[garip dede türbesi]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs garip dede]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kibrisabakis.com/?p=1070</guid>
		<description><![CDATA[Yolunuz bir gün Girne&#8217;nin Zeytinlik Köyüne düşerse Garip Dede Şehidası&#8217;nı ziyaret etmenizi tavsiye ederiz. Etrafı demir parmaklıklarla çevrelenmiş bu mezar &#8220;Hayat Ağacı&#8221; diye isimlendirilen bir ağacın altında bulunuyor. Günümüzde hakkında iki farklı rivayet anlatılan Garip Dede Şehidası, eski ve terkedilmiş bir yağ değirmenine ait su kuyusunun yanında yer alıyor. Garip Dede Şehidası ile ilgili anlatılan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone" title="Garip Dede" src="http://www.kibrisabakis.com/resim/garip-dede.jpg" alt="" width="418" height="524" /></p>
<p>Yolunuz bir gün Girne&#8217;nin Zeytinlik Köyüne düşerse Garip Dede Şehidası&#8217;nı ziyaret etmenizi tavsiye ederiz. Etrafı demir parmaklıklarla çevrelenmiş bu mezar &#8220;Hayat Ağacı&#8221; diye isimlendirilen bir ağacın altında bulunuyor. Günümüzde hakkında iki farklı rivayet anlatılan Garip Dede Şehidası, eski ve terkedilmiş bir yağ değirmenine ait su kuyusunun yanında yer alıyor.</p>
<p>Garip Dede Şehidası ile ilgili anlatılan rivayetlere göre:<br />
Templos&#8217;a Venediklilerden sonra gelen aşiretin başında &#8220;Dede&#8221; olarak anılan ak sakallı bir &#8216;Derviş&#8217; varmış. Aşiret üyeleri, köyde içecek temiz su olmadığı gerekçesiyle köye yerleşmek istememişler. Fakat yaşlı adam, köy meydanına yakın yerdeki hayat ağacını göstererek: &#8220;Bu ağacın kökleri ta suya kadar iner. Buraya bir su kuyusu kazın&#8221; emrini v<span id="more-1070"></span>ermiş. Oraya kuyu kazılınca çok güzel bir su bulunmuş. Böylece aşiret köye yerleşmiş. Derviş ölünce onu kuyunun yanına gömmüşler.</p>
<p>Bu rivayeti tamamlayan ikinci rivayete göre, köylülerin &#8216;Şehida&#8217; adını verdikleri hayat ağacı, mezar ve kuyu üçlüsü zamanla unutulup önemini yitirmiş. Kuraklık yüzünden bitişiğindeki yağ değirmeni kapanınca burasını Galliga (Nalbant) Mustafa Efendi kahvehane olarak çalıştırmaya başlamış. Mustafa Efendi her sabah ezandan önce uyanır, değirmenin dibindeki kuyudan çektiği suyla abdest alır ve namazını kıldıktan sonra ocağı yakarmış. Bir sabah dükkanını açtıktan sonra masaların birisinde yaşlı, ak sakallı ve dinç yapılı bir dedenin oturmakta olduğunu görmüş. Yanına gidince yaşlı adam ondan iyi pişmiş sade bir kahve istemiş. Kahve çekmecesini açınca kahvesinin bitmiş olduğunu görmüş. Ancak yaşlı dedenin önerisi üzerine dibek içinde kalan bir pişirimlik kahveyi kullanarak ona bir kahve pişirmiş. Yaşlı adam kahveyi içtikten sonra kuşağından bir kuruş çıkarıp ona vermiş. Ancak bu parayı bozduramadığından yaşlı adama içtiği kahvenin kendi ikramı olduğunu söylemiş. Ancak yaşlı adam ısrar etmiş ve sonunda da &#8220;Bu parayı çekmecene koy ve hiç çıkarma, bozdurma. Gönülden verilen bir şeyin bedelini Alla<!--more-->h keser. Dediğimi unutma&#8221; demiş ve gözden kaybolmuş. O günden sonra çekmecesinden hiç eksik etmediği bu kuruş uğurlu gelmiş olacak ki, kısa zamanda mali bakımdan toparlanarak çoluk çocuğuyla rahat geçinmeye başlamış. Ancak bir gün eski bir alacaklısı gelince, borcunu kapatabilmek için kuruşu ona vermek zorunda kalmış. O günden sonra işleri yine hep ters gitmiş; iki yakası bir araya gelmemiş.</p>
<p>Bir gün kahvehanesini açarken su kuyusu başında o yaşlı dedenin oturduğunu ve kendisine dalgın dalgın baktığını görmüş. Yanına gitmeye kalkınca birden bire ortadan kaybolmuş. Bu olay üç kez tekrarlanmış. En sonunda Derviş veya Hızır olduğuna inandığı bu ihtiyarı gücendirdiğini anlamış. Bunun üzerine kahvehanesinin alet edevatını satarak kuyu dibindeki mezarı yaptırmış. Mezarın üzerine bir taş dikip üzerine de sarık benzeri yeşil renkte bir çaput sarmış. Zaten çocuklarını da okutmuş ve evlendirmiş olduğundan geriye kalan günlerini namaz kılıp dua ederek geçirmiş. Bir başka rivayete göre, Mustafa Efendi o günden sonra kahvehanesini açmadan orada abdest almaya ve ellerini açıp yatıra dua etmeye başlamış.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong>Tourism Dergisi, SAYI: 36 AĞUSTOS 2007</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kibrisabakis.com/garip-dede-sehida/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yedi Yılda Bir Açılan Mağara</title>
		<link>http://www.kibrisabakis.com/yedi-yilda-bir-acilan-magara?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=yedi-yilda-bir-acilan-magara</link>
		<comments>http://www.kibrisabakis.com/yedi-yilda-bir-acilan-magara#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 May 2009 17:22:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs mağara efsanesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kibrisabakis.com/blog/efsaneler/yedi-yilda-bir-acilan-magara.html</guid>
		<description><![CDATA[Gizli hazineler bulmak, her devirde herkesin arzuladığı bir durum olmuştur. Çünkü kolayca zengin olacak, refaha kavuşacaktır. Bu sebeple köylerde devamlı kazı yapanlar, gizli hazine arayanlar vardır. Tabii bulanlar olduğu gibi bulamayanlar da çoktur. Ama Lemba köyünde yarı hayal, yarı gerçek bir hîkaye anlatılır. Zengin ama içkici bir Türk, komşu köye gidip içmiş. Gece geç vakit [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gizli hazineler bulmak, her devirde herkesin arzuladığı bir durum olmuştur. Çünkü kolayca zengin olacak, refaha kavuşacaktır. Bu sebeple köylerde devamlı kazı yapanlar, gizli hazine arayanlar vardır. Tabii bulanlar olduğu gibi bulamayanlar da çoktur. Ama Lemba köyünde yarı hayal, yarı gerçek bir hîkaye anlatılır.</p>
<p>Zengin ama içkici bir Türk, komşu köye gidip içmiş. Gece geç vakit köye dönerken yolu üstündeki kıraçta parıltılar görmüş. Yaklaşınca bir de ne görsün? Bir sürü ev eşyası. Tümü altından, pırıl pırıl.. Gözüne bir ekmek peneveti kestirmiş, sırtına vurduğu gibi gitmek islemiş. Ama mağara aniden kapanmış. Adam oturup beklemiş ağlamış, ama nafile. Aradan tam yedi sene geçmiş, ve yine ayni saatlerde mağara açılmış. Adam çıkmış, kurtulmuş. Çoluk çocuğuna kavuşmuş.</p>
<p style="line-height: 125%; text-align: left;"><span style="font-size: 7.5pt; line-height: 125%; font-family: &amp;quot;Geneva&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;">Oğuz M.Yorgancıoğlu &#8221;Kıbrıs Türk Folkloru&#8221; (2000) Kitabı</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kibrisabakis.com/yedi-yilda-bir-acilan-magara/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gavur Daşı</title>
		<link>http://www.kibrisabakis.com/gavur-dasi?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=gavur-dasi</link>
		<comments>http://www.kibrisabakis.com/gavur-dasi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 May 2009 18:06:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[AFRODİT]]></category>
		<category><![CDATA[Gavur Daşı efsanesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kibrisabakis.com/blog/efsaneler/gavur-dasi.html</guid>
		<description><![CDATA[Baf ile Limasol ana yolu üzerinde, eski Baf-Kukla köyü yakınındaki deniz kenarından ana karadan kopmuş, birincisi büyük, ikincisi daha küçük iki kaya parçası vardır. Bunların adı Rumcada “Betra du Romyu”, Türkçede de “Gavur Daşı” olarak bilinir. Mitolojiye göre burası, denize köpüklerinden güzellik tanrıçası “AFRODİT” in doğduğu yerdir. Ancak halk arasında başka söylenişi de vardır. Türklerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Baf ile Limasol ana yolu üzerinde, eski Baf-Kukla köyü yakınındaki deniz kenarından ana karadan kopmuş, birincisi büyük, ikincisi daha küçük iki kaya parçası vardır. Bunların adı Rumcada “Betra du Romyu”, Türkçede de “Gavur Daşı” olarak bilinir. Mitolojiye göre burası, denize köpüklerinden güzellik tanrıçası “AFRODİT” in doğduğu yerdir. Ancak halk arasında başka söylenişi de vardır. Türklerin adayı fethi sırasında Baf idaresi teslim olduğu halde, iki rum teslim olmamış ve kılıçları ile dövüşmeğe bu kayaların üzerinde devam etmişler. Tabii sonunda da ölmüşler. O gün bugündür, buraya “Gavur Daşı” denilir olmuştur.</p>
<p style="line-height: 125%;"><span style="font-size: 7.5pt; line-height: 125%; font-family: &amp;quot;Geneva&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;">Oğuz M.Yorgancıoğlu &#8221;Kıbrıs Türk Folkloru&#8221; (2000) Kitabı</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kibrisabakis.com/gavur-dasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tilki ile İlgili Rivayet</title>
		<link>http://www.kibrisabakis.com/tilki-ile-ilgili-rivayet?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=tilki-ile-ilgili-rivayet</link>
		<comments>http://www.kibrisabakis.com/tilki-ile-ilgili-rivayet#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 May 2009 17:26:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberin Köpeği]]></category>
		<category><![CDATA[Salahor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kibrisabakis.com/blog/efsaneler/tilki-ile-ilgili-rivayet.html</guid>
		<description><![CDATA[Kufez köyünde şöyle bir anlatım var. İşine gitmek için erken kalkan bir köylü sabah ezanı okunurken köyün kuzey kesimin deki &#8220;Salahor&#8221; mevkiine uzanmış. Adam küçük bir tepe üzerinde bir tilki görmüş. Tilki iki arka ayağı üzerinde oturmuş iki ön ayağını kaldırmış yüzünü de ezanın geldiği yöne doğru çevirmiş ezanı dinliyormuş. Hergün, sabah ezanı esnasında işine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kufez köyünde şöyle bir anlatım var. İşine gitmek için erken kalkan bir köylü sabah ezanı okunurken köyün kuzey kesimin deki &#8220;Salahor&#8221; mevkiine uzanmış. Adam küçük bir tepe üzerinde bir tilki görmüş. Tilki iki arka ayağı üzerinde oturmuş iki ön ayağını kaldırmış yüzünü de ezanın geldiği yöne doğru çevirmiş ezanı dinliyormuş.</p>
<p>Hergün, sabah ezanı esnasında işine giden adam, ayni sahneye çok kez tanık olmuş. Ezan bitince tilki dönüp ormana gidermiş.</p>
<p>O gün bugündür Kufez köyünde tilkiye &#8220;Peygamberin Köpeği&#8221; gözü ile bakılıyor ve “Eğer öğle olmasaydı, ezan okunurken selam vermezdi &#8216; deniyor.</p>
<p style="line-height: 125%;"><span style="font-size: 7.5pt; line-height: 125%; font-family: &amp;quot;Geneva&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;">Oğuz M.Yorgancıoğlu &#8221;Kıbrıs Türk Folkloru&#8221; (2000) Kitabı</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kibrisabakis.com/tilki-ile-ilgili-rivayet/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İncirli (Çınarlı) Mağara</title>
		<link>http://www.kibrisabakis.com/incirli-cinarli-magara?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=incirli-cinarli-magara</link>
		<comments>http://www.kibrisabakis.com/incirli-cinarli-magara#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 May 2009 12:54:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[İncirli Mağara efsanesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kibrisabakis.com/blog/efsaneler/incirli-cinarli-magara.html</guid>
		<description><![CDATA[Çınarlı (Bladan) köyünün bir önemli simgesi de &#8220;İncirli Mağara” dır. Bu mağara, Çınarlı köyünün kuzey doğusunda ve köye iki kilometre kadar mesafededir. Büyük bir kalker tepesinin tabanına yakın bir yerdedir. Mağaranın giriş yerinde kendiliğinden bitmiş bir incir ağacı vardır. Bu sebeple adı &#8220;İncirli Mağara&#8221; diye konmuştur. Mağaranın giriş kapısı demir bir kafesle kapatılmış, kilitlenmiştir. Oraya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çınarlı (Bladan) köyünün bir önemli simgesi de &#8220;İncirli Mağara” dır. Bu mağara, Çınarlı köyünün kuzey doğusunda ve köye iki kilometre kadar mesafededir. Büyük bir kalker tepesinin tabanına yakın bir yerdedir. Mağaranın giriş yerinde kendiliğinden bitmiş bir incir ağacı vardır. Bu sebeple adı &#8220;İncirli Mağara&#8221; diye konmuştur.</p>
<p>Mağaranın giriş kapısı demir bir kafesle kapatılmış, kilitlenmiştir. Oraya küçük bir de jeneratör konmuştur. Gereği halinde çalıştırılıp içerisi aydınlatılmakta ve mağaranın içinin görülmesine imkan vermekledir. Anahtar köy muhtarındadır ve cüzi bir ücret karşılığı girilebilmektedir.</p>
<p>Bilgisine başvurulan köy sakini Hüseyin Çınarlılı’ya göre mağaranın geçmişi çok eskidir. Atalarımız da onu öyle bilmişler bize öyle aktarmışlardır diyor. Doğal bir mağra olan İncirli Mağara&#8217;nın giriş kapısı oldukça diktir. Ancak birkaç metre sonra bir adamın rahatça durabileceği yüksek ve geniş odalara ulaşılır. Bazan daralıp bazan genişleyerek bir kilometre kadar uzar. Ancak birkaç yüz metre kadar bir mesafesi ışıklandırılmıştır. Geçtiğimiz yıllarda biriki yerde çökmeler olmuş, ancak kayalar kenara çekilerek geçiş yolu açılmıştır.</p>
<p>Dört-beş yıl öncesine kadar, mağaranın tavanından çeşme gibi sular akardı. Bu da mağaranın içinde serinlik yaratıyor</p>
<p><span id="more-203"></span></p>
<p>du. Kuraklık yüzünden sular çok azaldı, yalnız birkaç yerden damlar hale geldi.</p>
<p>Köyden mağaraya kadar olan yol, hem virajlı hem topraktır. Buna rağmen yabancı turistler mağaraya ilgi göstermektedirler. Eğer yol asfaltlanır ve uygun düzenlemeler yapılırsa köy için bir gelir kaynağı, ülke için de bir turistik tesis olabilir.</p>
<p style="line-height: 125%;"><span style="font-size: 7.5pt; line-height: 125%; font-family: &amp;quot;Geneva&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;">Oğuz M.Yorgancıoğlu &#8221;Kıbrıs Türk Folkloru&#8221; (2000) Kitabı</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kibrisabakis.com/incirli-cinarli-magara/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tumba Du Skuru (Tomb of Skuros)</title>
		<link>http://www.kibrisabakis.com/tumba-du-skuru-tomb-of-skuros?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=tumba-du-skuru-tomb-of-skuros</link>
		<comments>http://www.kibrisabakis.com/tumba-du-skuru-tomb-of-skuros#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 May 2009 08:46:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kibrisabakis.com/blog/efsaneler/tumba-du-skuru-tomb-of-skuros.html</guid>
		<description><![CDATA[1973 yılı ortalarında Barış gücü ne bağlı Kanadalı askerler Güzelyurt  (Omorfo) nun Güney batısında bir höyük keşfettiler. Kazı yaptılar. Ortaya küp biçiminde bir &#8220;toplu mezar&#8221; çıktı. Oyuk şeklindeki mezarın yanlarında sıralı küçük gözler kazıImış ve içlerine cesetler konmuştur. Kazı esnasında bulunan iskeletlerin çocuk iskeleti olduğu görülmüştür. Bu toplu mezar için söyle bir efsane anlatılır. Arap [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1973 yılı ortalarında Barış gücü ne bağlı Kanadalı askerler Güzelyurt  (Omorfo) nun Güney batısında bir höyük keşfettiler. Kazı yaptılar. Ortaya küp biçiminde bir &#8220;toplu mezar&#8221; çıktı. Oyuk şeklindeki mezarın yanlarında sıralı küçük gözler kazıImış ve içlerine cesetler konmuştur. Kazı esnasında bulunan iskeletlerin çocuk iskeleti olduğu görülmüştür.</p>
<p>Bu toplu mezar için söyle bir efsane anlatılır.</p>
<p>Arap ülkelerinden gelmiş çok iri yarı dev bir arap varmış. Evi, bulunan mezarmış. Bu adam bu bölgeye yerleştikten sonra çevrede devamlı çocuklar kaybolmaktaymış. Durum fark edildiği zaman halk galeyana gelmiş. Onu öldürmek istemişler. Ama devi bir türlü bulamamışlar.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong>NOT:</strong></span> Bu efsane bazı yönlerden &#8220;Dev Taşı&#8221; Efsanesini hatırlatır. İlişkili de olabilir. Çünkü ayni bölgededir.</p>
<p style="line-height: 125%;"><span style="font-size: 7.5pt; line-height: 125%; font-family: &amp;quot;Geneva&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;">Oğuz M.Yorgancıoğlu &#8221;Kıbrıs Türk Folkloru&#8221; (2000) Kitabı</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kibrisabakis.com/tumba-du-skuru-tomb-of-skuros/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Değirmenlik Köyünün Suyu (Gümüş Tas Efsanesi)</title>
		<link>http://www.kibrisabakis.com/degirmenlik-koyunun-suyu-gumus-tas-efsanesi?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=degirmenlik-koyunun-suyu-gumus-tas-efsanesi</link>
		<comments>http://www.kibrisabakis.com/degirmenlik-koyunun-suyu-gumus-tas-efsanesi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 May 2009 07:45:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[değirmenlik köyü]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs değirmenlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kibrisabakis.com/blog/efsaneler/degirmenlik-koyunun-suyu-gumus-tas-efsanesi.html</guid>
		<description><![CDATA[Derler ki Değirmenlik köyünün suyu Anadoldan (Anadolu) gelir. Yazın kar gibi soğuk kışın ılıktır. Bir zamanlar Anadolu&#8217;lu bir değirmenci kimine göre gezmeğe, Yeniceköylü Veli Dayı&#8217;ya göre ise değirmen taşı satmağa gelmiş. Yolu Değirmenlik&#8217;e ve o zamanın en meşhur değirmencisine düşmüş. Bakmış bir tahta tekne. Bir daha bakmış, dönüp dikkatlice bir daha. Değirmenci meraklanmış ve; -Hayrola [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Derler ki Değirmenlik köyünün suyu Anadoldan (Anadolu) gelir. Yazın kar gibi soğuk kışın ılıktır. Bir zamanlar Anadolu&#8217;lu bir değirmenci kimine göre gezmeğe, Yeniceköylü Veli Dayı&#8217;ya göre ise değirmen taşı satmağa gelmiş. Yolu Değirmenlik&#8217;e ve o zamanın en meşhur değirmencisine düşmüş. Bakmış bir tahta tekne. Bir daha bakmış, dönüp dikkatlice bir daha. Değirmenci meraklanmış ve;</p>
<p>-Hayrola demiş , neye tekneye bakıp duruyon ?<br />
-Benimdir bu tekne demiş öteki, ondan bakıyorum.<br />
Beriki daha da meraklanmış, üstelik hayret etmiş.<br />
-Yani senin mi demiş? Nerden nere senin oluyor? On beş senedir tekne orada duruyor?<br />
-Ya senin mi? demiş öteki. Nerede kimde yaptırdın? Üstelik 15 senedir dedin, ben da onu kaybedeli tam 15 sene oluyor.<br />
Yerli değirmenci artık kızmış; Be adam demiş, misafirsin diye yakınlık gösterdik, malımıza da sahip çıkacan?<br />
-Yok demiş adam, hemen gızma. Bu tekne benimdir, inanmazsan ters çevir da bak. Tam ortada bir tappa var. Dikkat ettiysen teknenin altı oyuktur ve içinde da bu gadar altın vardır. Öteki tekneyi çevirince tappayı hayretle görmüş. Söküp altınları çıkarmışlar gerçekten o kadar. Yabancı altınları almış, öteki de baka kalmış. Tekneyi de alıp gidecek diye içini bir korku sarmış. Ama yabancı birkaç altın verdikten sonra;<br />
-Tekne da yadigâr kalsın. Bizim yamak su arkının yanına bırakmışdı. Nasıl oldu da bunda bulundu ?  Demek su yol yapmış buraya geliyor. Bak sen şu işe, kimsenin kısmetini kimse yeyemez, demiş ve çıkıp gitmiş.</p>
<p style="line-height: 125%;"><span style="font-size: 7.5pt; line-height: 125%;">Oğuz M. Yorgancıoğlu &#8221;Kıbrıs Türk Folkloru&#8221; (2000) Kitabı</span><span> </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kibrisabakis.com/degirmenlik-koyunun-suyu-gumus-tas-efsanesi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dikilitaş ve Trulli Tepesi</title>
		<link>http://www.kibrisabakis.com/dikilitas-ve-trulli-tepesi?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=dikilitas-ve-trulli-tepesi</link>
		<comments>http://www.kibrisabakis.com/dikilitas-ve-trulli-tepesi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 May 2009 06:31:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[Dikilitaş ve Trulli Tepesi efsanesi]]></category>
		<category><![CDATA[mehmetçik köyü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kibrisabakis.com/blog/efsaneler/dikilitas-ve-trulli-tepesi.html</guid>
		<description><![CDATA[Karpaz Bölgesinin önemli yerleşim birimlerinden biri de Mehmetçik (Galatya) köyüdür. Tarihi dönemlerden beri önemini ve fonksiyonunu hiç kaybetmemiştir. Bu sebeple gerek köy içinde, gerekse köy çevresinde pek çok mezar ve gömü bulunmuştur. Buna rağmen kazılamamış pekçok mezar vardır. Bunların bir kısmı Kıbrıs&#8217;ta yaygın mezar yapım anlayışının dışındadır. Sekiz on metre yüksekliğinde ve yirmi-yirmibeş metre çapında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Karpaz Bölgesinin önemli yerleşim birimlerinden biri de Mehmetçik (Galatya) köyüdür. Tarihi dönemlerden beri önemini ve fonksiyonunu hiç kaybetmemiştir. Bu sebeple gerek köy içinde, gerekse köy çevresinde pek çok mezar ve gömü bulunmuştur. Buna rağmen kazılamamış pekçok mezar vardır. Bunların bir kısmı Kıbrıs&#8217;ta yaygın mezar yapım anlayışının dışındadır. Sekiz on metre yüksekliğinde ve yirmi-yirmibeş metre çapında yapay tepeler halindedirler.</p>
<p>Bu tepe mezarlardan biri de Mehmetçik gölünün kuzey doğusundaki Trulli Tepesi’dir. Bu tepe ile ilgili hikaye 1950’li yıllarda ortaya çıkmıştır. Ellerinde harita ile gelen birkaç İtalyan köye kadar ulaşırlar. Haritaya bakarak tepeyi de tespit ederler. Civarda rastladıkları bir köylüden tarlanın sahibini öğrenirler Ona ortaklık teklif ederler. Ancak henüz İngiliz dönemidir ve mezar kazmak şiddetle yasaktır. Tarla sahibi tepki gösterince İtalyanlar çekip giderler.</p>
<p>O günkü olayı yaşayanlardan biri İtalyanlardan sunu öğrenmiştir. Trulli adlı bu tepe, yığmadır. Yığmanın tam ortasında beş metre yüksekliğinde bir sütun (dikilitaş) vardır. Sütunun oturduğu kaide hükümdarın resmini taşır. Kaidenin tam altında da “yedi sekili&#8221; oyma basamaklı-merdivenli yolla ulaşılan iki oda vardır. Birinci odadan ikinciye geçen yol kapatılmıştır. Birinci odada Hükümdarın günlük eşyaları vardır. Ama ikinci oda Kıbrıs&#8217;ta gömülü üçüncü büyük hazinedir. İnanca göre en büyük gömü Afrodit Hazinesi, İkincisi Kurumanastır’daki Kıral Hazinesi, üçüncüsü de buradaki &#8220;altın araba, gümüş tekerlek&#8221; hazinesidir. İtalyanlara göre altın arabaya at koşuludur. Hükümdar arabada oturmaktadır. Ve bu arabanın tekerlekleri gümüştendir. Kendisi de bir mezar araştırmacısı olan ve adının açıklanmasını istemeyen anlatıcı,olayın gerisini şöyle tamamlıyor.</p>
<p>-Mezar kazmak, define aramak kanunen yasaktır. Ne İngiliz, ne Kıbrıs Cumhuriyeti dönemlerinde mezarı kasmak fırsatı bulamadım. 1963 olaylarından sonra Rum polisi Türk köylerine gelemez oldu. Bu yıllar içinde bölgeyi iyice inceledim. Elle kazılacak bir mezar değildi. Tarla sahibinden izin aldım. Hesapta o koca yığından beş-altı kamyon toprak alıp avlumu düzeltecektim. Bir buldozer sahibi ile anlaştım. Tümseği gayet dikkatli kazdı. Bahsedilen sutunu ve kaideyi bulduk. Kaide yüz okka kadar ağırdı ve üzerinde bir insan başı (portre) vardı. Buldozerci emeğine karşılık kaideyi aldı. Sonradan dediğine göre o kaideyi 75 K.L. sına satmış.</p>
<p>-Ancak ertesi gün tarla sahibi gelip durumu gördü. Yere devrilmiş sutunu görünce durumu anladı ve tarlaya girişimizi yasakladı. Kendi bulduğu başka bir buldozerci ve kardeşi ile kazmaya kalkıştı ve polise yakalandı. Sutun bu kazı esnasında kırılıp parçalandı. Polisin emriyle tüm tümsek dağıtılıp tarla dümdüz edildi. Nişanlar-izler kayboldu. O zamandan sonra da kimse orayı kazmaya cesaret edemedi. Trulli tepesi düz tarla oldu. O servet da olduğu yerde kaldı. Hala orada yatmaya devam ediyor.</p>
<p style="line-height: 125%;"><span style="font-size: 7.5pt; line-height: 125%; font-family: &amp;quot;Geneva&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;">Oğuz M.Yorgancıoğlu &#8221;Kıbrıs Türk Folkloru&#8221; (2000) Kitabı</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kibrisabakis.com/dikilitas-ve-trulli-tepesi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Esirler Mağarası</title>
		<link>http://www.kibrisabakis.com/esirler-magarasi?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=esirler-magarasi</link>
		<comments>http://www.kibrisabakis.com/esirler-magarasi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 May 2009 03:34:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[esirler mağarası efsanesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kibrisabakis.com/blog/efsaneler/esirler-magarasi.html</guid>
		<description><![CDATA[Kıbrıs-Anadolu ilişkileri tarih boyunca hep var olmuştur. Bu eski çağlardan beri hep öyle olagelmiştir. 1914 -1918 Birinci Dünya Savaşı yıllarında da ayniyle devam etmiştir. Süveyş Kanal Harekatı ile Çanakkale savaşlarında esir düşen Türk askerleri İngiliz Hükümetince Karaolos (bu günkü (Gülseren) kampına getirilmişlerdi. Onların kontrolü için de İngiliz askerlerinin yanında Doğuda isyana teşvik ettirilen Ermeniler de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kıbrıs-Anadolu ilişkileri tarih boyunca hep var olmuştur. Bu eski çağlardan beri hep öyle olagelmiştir. 1914 -1918 Birinci Dünya Savaşı yıllarında da ayniyle devam etmiştir.</p>
<p>Süveyş Kanal Harekatı ile Çanakkale savaşlarında esir düşen Türk askerleri İngiliz Hükümetince Karaolos (bu günkü (Gülseren) kampına getirilmişlerdi. Onların kontrolü için de İngiliz askerlerinin yanında Doğuda isyana teşvik ettirilen Ermeniler de vardı. Anadaolu’daki yenilginin acısını, bu esirleri uçları kurşunlu kırbaçlarla döverek çıkarmaya çalışıyorlardı. Özellikle Atatürk&#8217;ün Trablus&#8217;a geçerken Mağusa Limanı’na uğrayacak gemide olduğu haberinin duyulması üzerine esirlerin galeyana gelip isyan edeceği korkusunu gündeme getirdi. Esirlere</p>
<p>gözdağı vermek için güçlü kabul edilenler kırbaçtan geçirildi. Bunun üzerine 7-8 Türk esiri kaçıp dağlara sığındı. Bunların bir kısmı yakalandı. Üç tanesi ise Melunda köyü merasındaki ormana sığındı. Köyün bir kilometre kadar kuzey doğusunda yol kenarında, yoldan görünen ve fakat kuşku uyandırmayan bir oyuğa gizlendiler. Köylülerin bir kısmı bunları sakladı, yedirip içirdi. Ama bir buçuk yıl kadar sonra birilerinin ihbarı ile yakalandılar. Melundalı (bu günkü Mallıdağ) 80 yaşındaki Salih Bekçi olayı şöyle anlatıyor.</p>
<p>“Bubam çubanıdı. O merada davar güderdi. Bir gün Türk gaçakların bizim bölgeye geldikleri duyuldu. Zapdiyeler aradı bulamadı, gittiler. Soram, bir gün bu üç adamı gördü. Yeycek isdediller. O da götürdü. Haftada iki defa da gıyılmış tütün götürürdü. Ama saklandıkları yeri bilmezdi. Emniyet hasıl olunca galdıkları yeri gösterdiler. Üç gişiydiler Arif, Sabri, ve Musdafa. Bubamın adı d</p>
<p><span id="more-200"></span></p>
<p>a Musdafa’ydı deyi birbirlerini adaş deyi çığırıllardı. Sabri’nin adı o yıllarda doğan pek çok erkek çocuğa verilirdi. Arif ayağı yaralıkdı deyi toplardı da obir ikisinin yardımıyla yörürdü.”</p>
<p>-Peki kaldıkları mağrayı bilir misin? Bize gösterir misin?</p>
<p>-Neden göstermeyim? Uzakda da dağil. Yalnız aradan çok zaman geçdi. Derin bir mağara da değildi. Yıkıldı. Böyün yalınız bir oyuk galdı yerinde.. Salih dayı ile beraber köy yolundan araba ile zor da olsa ulaştık. Yolun solunda, yoldan 150 m. Kadar içerde bir oyuk gösterdi. Sarp bir yamaçta olan oyuğa zorlukla ulaşılır. Yakından bakınca birkaç yıl önce çökmüş mağranın görünüşü ile karşılaştık. Bir zamanlar üç cana koruma görevi yapan yer ömrünü doldurmuştu..</p>
<p style="line-height: 125%; text-align: left;"><span style="font-size: 7.5pt; line-height: 125%; font-family: &amp;quot;Geneva&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;">Oğuz M.Yorgancıoğlu &#8221;Kıbrıs Türk Folkloru&#8221; (2000) Kitabı</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kibrisabakis.com/esirler-magarasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mart Dokuzu</title>
		<link>http://www.kibrisabakis.com/mart-dokuzu?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=mart-dokuzu</link>
		<comments>http://www.kibrisabakis.com/mart-dokuzu#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 May 2009 02:56:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[Mart Dokuzu efsanesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kibrisabakis.com/blog/efsaneler/mart-dokuzu.html</guid>
		<description><![CDATA[Anlatılanlara göre Larnaka kazasına bağlı Alaminyo köyünün beyi yılda bir kez oda her Mart ayının dokuzunda şölen tertip eder, halkını tıka basa doyururmuş. Çünkü geldikleri ülkede adetleri böyleymiş. Bey olmuş ama şölen günü unutulmamış. Alaminyo (Boğaziçi) ve civardaki Türk köylerinde her Martın dokuzunda &#8220;iki elleri kanda olsa&#8221; her işi bırakır, ailece kıra yıkar, yeyip içerler. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anlatılanlara göre Larnaka kazasına bağlı Alaminyo köyünün beyi yılda bir kez oda her Mart ayının dokuzunda şölen tertip eder, halkını tıka basa doyururmuş. Çünkü geldikleri ülkede adetleri böyleymiş. Bey olmuş ama şölen günü unutulmamış. Alaminyo (Boğaziçi) ve civardaki Türk köylerinde her Martın dokuzunda &#8220;iki elleri kanda olsa&#8221; her işi bırakır, ailece kıra yıkar, yeyip içerler. Halen kuzeye geçip Boğaziçine yerleşenler ayni alışkanlığı devam ettiriyorlar. Bu güne de &#8220;Mart dokuzu&#8221; diyorlar.</p>
<p style="line-height: 125%;"><span style="font-size: 7.5pt; line-height: 125%; font-family: &amp;quot;Geneva&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;">Oğuz M.Yorgancıoğlu &#8221;Kıbrıs Türk Folkloru&#8221; (2000) Kitabı</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kibrisabakis.com/mart-dokuzu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

