Köyde Beslenme | Kıbrıs'a Bakış - Part 2

‘Köyde Beslenme’ kategorisi içerikleri

Üzüm Pekmezi

Elde edilen üzüm şırası süzdürülüp kazanlara konur ve ateşe sürülür. Ateş devamlı beslenir, şıra kaynadıkça köpüğü alınır. Kaynadıkça miktarı azalır. Miktar üçte bire düşünce belli bir kıvama erer ve şeker miktarı yükselir. Kevgirle alınan kaynamış şıra kevgirden hemen akmıyor kevgire yapışıyorsa, pekmezimiz olmuş demektir. Ateş söndürülür ve soğumaya bırakılır. Pekmezimiz hazırdır. Kaplara doldurulup saklanır. Tam olmuş bir üzüm pekmezi yapıldıktan sonra 90 gün içinde şekerlenir. Bir kaç yıl bozulmadan dayanır. Tam kaynamamış pekmez ise doksan gün dolmadan köpürüp ekşir. Atılması gerekir. Pekmez çok şekilde yenir. Bazı köylerimizde pekmez oluşmak üzere iken bir miktar alınıp başka kaba konur. Bulgur gibi kırılmış çiğ buğday içine atılıp karıştırılır. Pişince indirilip soğumaya bırakılır. Buna da “porto” denir. İyi pişirildiği takdirde uzun süre bozulmadan dayanır. Besin değeri yüksek bir yiyecektir.
Sonrada üzümler makine ile ezilip sıkılmaya başlandı.Bir bağcı meşe çirpisin den yapılmış üzüm köfünündeki üzümleri makineye boşaltıyor.

Oğuz M. Yorgancıoğlu “Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı

Kıbrıs Köylerinde Süt Ürünleri

1) Hellim

2) Peynir

3) Nor

4) Salamura (beyaz peynir)

Köy yerinde her ailenin birkaç keçi ve koyunu vardır. Bu ekonomik değildir. diyenler çıkabilir. Ama isin gerçeği tam aksidir. Her ailedeki birkaç hayvan hem aile için, hem toplum için ekonomik zenginlik, hem de sağlığın teminatıdır. Bir defa kaç koyun besliyorsa o kadar kuzusu, kaç keçi besliyorsa iki katı kadar da oğlağı olur o ailenin..Ve bu, o ailenin ekonomik hanesine bir yan gelir olarak kaydedilir.

İkincisi, kaç koyunu varsa o kadar okka, hayvanları iri ise hayvan sayısının bir buçuk misli yünü vardır. Bu yünler satılıp paraya çevirebildiği gibi, yatak yapımında, iplik örülmesinde, ihram dokunmasında, kıza çehiz hazırlanmasında aileye destektir.

Üçüncüsü , bu hayvanlardan elde edilen gübre (fışkı) toprağı güçlendirilmekte kullanılır. Hem de çevre sorunu yaratmadan. Üstelik fazla ise satılıp paraya çevrilebilir.

Dördüncüsü, elde edilen süttür. Süt, bilindiği gibi en değerli beslenme aracıdır. Her ailenin elde ettiği süt yeterli değilse ayni mahallede oturanlar is birliği yapar ve “südü garışdırıllar.” Herkes verdiği süt miktarınca hanenin belli gününde süt onlara verilir.

Oğuz M. Yorgancıoğlu “Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı

Tsamarella

Kıbrıs’a özgü yiyeceklerden biridir. Tsamarella özellikle Baf – Limasol ve Dillirga bölgelerinde yapılır. Bugün güneyden gelenler, yerleştikleri bölgelerde ayni işlemi sürdürüyorlar. Tsamarella tuzlanıp güneşle kurutulmuş pastırmadır.
Yapılışı şöyledir;
Semiz bir keçi kesilir. Yağlı olmasına dikkat edilir. Hayvan dört ayak ve iki de vücudu olmak üzere altı parçaya ayrılır. Etleri düzgünce hareketlerle (hiçbir kemik kalmayacak şekilde) kemiklerden ayrılır. Düz bir dama veya yüzeye taze yapraklı, harup dalları serilir.İyice tuzlanan her et parçası üzerine kokulu kekik yaprağı ufalanmışı da koyulduktan sonra bu yaprakların üstüne konur. Yapraklı dallardan maksat etin alt kısmının hava almasını da sağlamaktır.
Böylece dizilen et, her gün kontrol edilir. Su çıkaran yerlere tuz konur, kekik serpilir,  sineklerin konmaması için nöbet tutulur. Her gün çevrilip güneşletilen et, on beş gün içinde yenebilecek duruma gelir.
Ama makbulü kırk günü doldurandır. İki okka taze et bir okka tsamarella yaptığı için fiyatı, taze et fiyatının iki bucuk misli olarak hesaplanır. Çok nefis bir yiyecek  ve meze olan tsamarallanın en makbul olanı “geyik etinden” yabani Kıbrıs  muflonundan yapılandır.

Oğuz M. Yorgancıoğlu “Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı