‘Turşular’ kategorisi içerikleri

Pulya Turşusu

Pulya küçük bir göçmen kuştur. Kıbrıs’a genelde kış mevsiminde uğrar. Adaya geliş yolu Güney Kıbrıs’ın Köfünye (Geçitkale) ve çevresi köyleridir. Akdeniz’i aşıp gelen bu küçük hayvanlar yol yorgunluğunun verdiği sarhoşlukla hemen bölgedeki meşe (şinya) ağaçlarına konmak islerler. İnsanlar bu yolu bildikleri için o ağaçların üzerine tuzak kurarlar. Bu tuzaklar yapışkanlı çubuklardan oluşur ve adına da ökse denir. Bu çubuklara konan kuşlar yapışır ve bir daha kurtulamaz. Ökseye konmayıp kurtulanlar dinlendikten sonra yollarına devam ederler ama adanın diğer bölgelerinde ayni akıbete uğrarlar. Günümüzde Kuşları Koruma Derneği’nin çalışmaları bu işi büyük ölçüde engellemiştir. Nerede ve nasıl yakalanırsa yakalansın bu kuşların tüyleri yolunduktan sonra kaynar suyun içine atılıp hemen alınır. Biraz soğuduktan sonra sirke dolu kaplara konur. Üç hafta bekletildikten sonra yenmeğe hazırdır.

Pulya turşusu içki mezesi olarak kullanılır. Lokantalarda bulunur (Yenibogaziçi). Önemli bir ticari malzemedir.

Oğuz M. Yorgancıoğlu ”Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı

Sarma Turşusu

Sarma, diğer adı ile sarma lahanası 1955’1i yıllara kadar yalnızca kış ve ilkbaharda yetişirdi. Sonradan İngiliz Sarması adı allında daha küçük ve daha sert türler yetiştirilmeye başlandı. Bugün Kıbrıs’ta yaklaşık on ayrı tür sarma yetişir. Yerli sarma ortadan kalkmıştır. Ancak turşu için hangi tür olursa olsun aynidir.

Turşu yapmak için yeteri kadar sarma alınır. Yapraklan tek tek ayrılır.Keskin bir bıçakla uzun şeritler halinde kesilir. Sarmayı yıkamaya gerek yoktur. En dıştaki iki kabuk atılınca geriye kalanlar temizdir. Çünkü hava ile temasları yoktur. Kesilen şeritler kaynar suya alıldıktan hemen sonra alınıp süzülmeye bırakılır. Kavanoza koyarken aralara tuz serpilir. En sonunda da sarmalan örtecek kadar sirke konur. Kavanozlar sıkıca kapatılır. Onbeş gün sonra turşu yenmeğe hazırdır.

Oğuz M. Yorgancıoğlu ”Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı

Girdama Turşusu

Turşusu yapılan üçüncü yabani bitki Girdama adı verilen bitkidir. Diğer bitkiler gibi ovalarda değil deniz kenarlarında yetişir. Kaktüsü andıran bir görünüşü vardır. Eklemleri, birbirine bağlı şeritler gibidir. Her şerit 25-30 cm.ye kadar uzayabilir. Toplanan gırtlamalar kuru ve istenmeyen parçalarından ayıklanır. İyice yıkanır ve buruşmaya bırakılır. İki-üç gün bekletilir. Yeterince buruşunca kaynayan su içine atılıp iki dakika sonra çıkarılır ve süzülmeye bırakılır. İyice süzülünce kavanozlara yerleştirilip üzerini örtecek kadar sirke dökülür. Girdamaya tuz konmaz. Çünkü bünyesinde yeterince tuz vardır. On beş gün içinde  yenecek  kıvama  gelir. Güzel bir kokusu ve nefis bir tadı olan girdama çok yaygın olmadığı için her yörede bilinmez. Baf ve Karpaz’da bilinir. Nadide bir besindir. Üzerine karayağ dökülerek yenir.

Oğuz M. Yorgancıoğlu ”Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı

Konaklama