‘Çocuk Oyunları’ kategorisi içerikleri
Yakantop
Kız ve erkek çocukların karışık oynadıkları oyunlardandır. Ama zevkli olduğu kadar da acı vericidir, içi dolu sünger topla oynanır. Oyuna katılacaklar tek sıra olur, içlerinden biri çıkar ve,
Ana mana
Porto kala
Dina mina puf
Bende rega ruf
Ga lan puf
Tekerlemesini söylemeğe başlar. Puf kelimesi kime isabet etmişse o oynamağa hak kazanır. En son kalan ebe olur. Ebe belli olunca tek sıra halinde ve topu sığacak büyüklükte kişi başına bir çukur kazılır. Ocak yerinden ebe topu çukurlara girmişse alıp ötekilere atar. İsabet kaydederse topun isabet ettiği kişi ebe olur. İsabet kaydetmezse ebe kendisi olur. Eski ebe oyuna katılır.
Oğuz M. Yorgancıoğlu ”Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı
Vezir Paşa (Veziro Vasilo) (Aşık Oyunu)
Rumcaya da ayni isimle geçmiştir. Aşık kemiği ile oynanır. İstenen sayıda oyuncu katılabilir. Bu kemiğin altı yüzü vardır ve her yüz , bir değerin ifadesidir. Atılıp yere düştükten sonraki durumuna göre değerlerden biri tatbik edilir. Şöyle ki;
Kemiğin çukur yönüne “tekne” denir ve oyuncu ceza veya mükafat almaz.
Karşı yönü olan çıkıntıya “eşek” denir ve oyuncuya dayak cezası verilir.
İnce olan diğer iki yüzün de biri düz, diğeri çukurdur. Düz tarafını durduran değneğin sahibi olur. Oyunculardan biri eşek yönünü attığı zaman vezirin emriyle ona dayak atar. Tukur tarafını durdurabildi vezir olur. Bu yalnız emreder, fakat görevler kalıcı değildir. Mutlak surette değişir. Birden fazla yani iki görev de kazanılabilir. Bir kişi hem vezir ise, hem de değneğin sahibi ise ona vezir paşa denir. Bütün yetkiler onun elindedir. Yönlere göre yapılan değerlendirme her bölgede başka başkadır. Hatta bazı bölgelerin farklı köylerinde bile durumun değiştiği görülür.
Oğuz M. Yorgancıoğlu ”Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı
Uçurgan(Uçurtma)
Denge unsuruna dayanarak yapılan bir araçtır. Üç tane eşit uzunlukta kamış çubuk alınır. Tam ortalarından ve eşit açılar meydana getirecek şekilde tutturulup sıkıca bağlanır. Sonra başka bir sicim parçası alınarak açıkta kalan uçlar iyice gerilir. Meydana gelen çerçeveye kağıt kılıf geçirilir. Üstten iki uç, ortadaki tutturma yerinden de bir uç sicim uzatılıp eşitlenir. Bunlar bir noktada düğümlenir. Alt taraftaki uçlara da ayrıca eşitlenmiş bir sicim başlanarak ortasına bir kuyruk ilave edilir. Kuyruğun boyu 1-1.5 metre kadardır. Sicim yumağının bir ucu üçlü eşitlenme noktasına sıkıca bağlanır. Artık uçurgan hazırdır. Alınıp köy dışına çıkılır ve rüzgara uyup uçurulur.Uçurganlar yükseldikçe çocukların zevkine diyecek kalmaz.
Oğuz M. Yorgancıoğlu ”Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı
Topaç
Topaç adı verilen armut biçimli ve ucunda sivri bir çivi bulunan oyuncakla oynanan yaygın bir oyundur. Gaytan adı verilen bir ip alınır. Ucu çiviye takıldıktan sonra topacın üzerine dolanır. İpin bir ucu da onu döndürecek kişinin işaret parmağına sarılır. Ani bir çekişle topaç kaytandan kurtulur ve yere düşüp dönmeye başlar. En çok kimin topacı dönerse o usda kabul edilir. Bu oyunda ikinci hüner yerde dönen bir topaca topaç atmak, döneni durdurmak ve ikinci topacın dönmeye devamını sağlamaktır. Buna “nannak atmak” denir.
Oğuz M. Yorgancıoğlu ”Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı
Pire Isırdı Çık Yokarı
Hem kız hem erkeklerin oynadığı bir oyundur. Bu oyunda iki kişi karşılıklı gelip durur. Biri elini, el içi yere bakacak şekilde uzatır .Öbürü elinin tersini çimdikler şekilde tutar. İkinci şahıs en alttaki eli sıkıca çimdikler Birinci şahıs:
-Pire ısırdı, çık yokarı, der. En aldaki el en üste çıkar. O da orayı çimdikler. Eller çimdiklendikçe eli çimdiklenen;
-Pire ısırdı, çık yokarı der ve eller yer değiştirir. Oyun bu şekilde usanana kadar devam eder.
Oğuz M. Yorgancıoğlu ”Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı
Tavşanla Köpek
Kız ve erkek çocuklarının karışık oynadıkları bir oyundur. Çocuklar halka olup otururlar. İçlerinden biri tavşan rolüne girip halkanın içinde oturur. Öteki ise köpek rolünde olup halkanın dışında bekler. Oyun başladıktan sonra halkanın dışında koşmağa tavşanı yakalama fırsatı kollamağa başlar. Bu da tavşanın çıkmağa teşebbüs ettiği anlardır. Tavşan yakalandığı zaman başkaları yeni görevi yapar. Halkada oturanlar, oyunu heyecanlandırmak için aşağıdaki dörtlüğü söylerler.
Tauşan hendekte yatıyor
Köpek ona bakıyor
Hopla tauşan hopla
Köpek seni kapıyor
Oyunun kurallarına uymamakla birlikte, oyuna alınmamış bazı çocukların muziplik edip lafa dışarıdan karıştıkları da olur. Onlar da ayrı bir mani ile oyunu kızıştırmaya çalışırlar. Dörtlük şudur:
Tauşan ener ekine
Gulakları dikine
Ön ayakları uymaz
Arkadakilerine,
Not: Karpaz bölgesinde bu oyunun adı “Gocagari”dir.Yukarıdaki dörtlük de “gon gon goca gari” diye söylenir.
Tavşanla İlgili Diğer Bir Tekerleme
Tavşanla ilgili oyundan başka bir de tekerleme vardır. Anneler ağlayan çocuklarını susturmak veya çocuğu güldürüp eğlendirmek için söylerler. Çocuğun bir eli tutulur. Anne baş ve işaret parmakları ile çocuğun avucu içine, birbirine yaklaşıp uzaklaşan ayak taklidi yaparak şu tekerlemeyi söyler, çocuğun her bir parmağını da avuç içine yumar.
Gavrin gavrin gavrincik,
Ortasında havuccuk
Tauşan geldi su içsin
Sözün burasından başparmaktan itibaren parmakları yummağa ve her birine bir görev vermeğe başlar. Sözle şöyle devam eder.
Bu duttu,bu baziadı,bu bişirdi, bu yedi.
Bu da mektepten geldi,
Hani bana, hani bana?
Al topuzu git davara…..
diye tekerlemeyi tamamlar ve,
-Gıdı..Gıdı yiyerek avuç içini gıdıklayıp çocuğu güldürür.
Oğuz M. Yorgancıoğlu ”Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı