<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kıbrıs'a Bakış &#187; Çocuk Sahibi Olmak</title>
	<atom:link href="http://www.kibrisabakis.com/category/kibris-turk-yasami/cocuk-sahibi-olmak/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kibrisabakis.com</link>
	<description>Kıbrıs Türk Ağeli</description>
	<lastBuildDate>Fri, 20 Jan 2012 20:35:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Nazar Değmesi (Göz Dutması-Gözdaşı) ve Nazar Boncuğu</title>
		<link>http://www.kibrisabakis.com/nazar-degmesi-goz-dutmasi-gozdasi-ve-nazar-boncugu?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=nazar-degmesi-goz-dutmasi-gozdasi-ve-nazar-boncugu</link>
		<comments>http://www.kibrisabakis.com/nazar-degmesi-goz-dutmasi-gozdasi-ve-nazar-boncugu#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Jun 2009 09:25:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Volki</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sahibi Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs Türk Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[göztaşı]]></category>
		<category><![CDATA[gözü tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs nazar]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs nazar değme inanışı]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs nazar değmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs Türk kültüründe nazar]]></category>
		<category><![CDATA[nazar boncuğu]]></category>
		<category><![CDATA[nazar değmesi]]></category>
		<category><![CDATA[nazardan sakınmanın yolları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kibrisabakis.com/?p=793</guid>
		<description><![CDATA[Medeniyet ve bilmin bunca geliştiği günümüzde bile çok geniş insan kitleleri &#8220;Nazar Değmesi&#8221; kıbrıs ağzı ile &#8220;Göz Dutması&#8221; inanışı vardır ve oldukça yaygındır. Bu inanış boş bir düşünce midir? Hiç bir tutarlı yanı yok mudur? Peki ama bin yıllardırbunca insan bu konuda hep yanıldımı? Bu konuda henüz kesin ilmi ispat yapılmamış olmakla birlikte, tesbit edilen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone" title="Nazar Boncuğu" src="http://www.kibrisabakis.com/resim/nazar-boncugu.jpg" alt="" width="350" height="417" /></p>
<p>Medeniyet ve bilmin bunca geliştiği günümüzde bile çok geniş insan kitleleri &#8220;Nazar Değmesi&#8221; kıbrıs ağzı ile &#8220;Göz Dutması&#8221; inanışı vardır ve oldukça yaygındır.</p>
<p>Bu inanış boş bir düşünce midir? Hiç bir tutarlı yanı yok mudur? Peki ama bin yıllardırbunca insan bu konuda hep yanıldımı? Bu konuda henüz kesin ilmi ispat yapılmamış olmakla birlikte, tesbit edilen anlatımlardan şöyle bir açıklama &#8211; yorum getirilebilir.</p>
<p>Bugün ilim, insan vücudunda statik elektrik olduğunu kesinlikle saptamıştır. Birbirinden binlerce mil uzakta bulunan insanlar beyin gücü ile iletişim kurabilmektedir. Bazı insanların gözleri-bakışları çok keskindir. Sıradan insanlar o kişilerin gözlerine bakamazlar. Kendilerini çarpılmış gibi hissedip bakışlarını başka yöne çevirirler.</p>
<p>Tarihi devirler içinde bu elektrik gücünü insanları iyileştirmek için kullananlara da rastlanır. Günümüzde bu yol &#8211; yöntemle tedavi uygulayanlar az değildir. Ve bu güce ilmi bir de ad verilmiştir. &#8220;Bio &#8211; Enerji&#8221;</p>
<p>O halde zihin gücünü iletmesini bilen, elektrik gücü yüksek, keskin bakışlı fakat kötü niyetli birisi istediği kişiyi olumsuz yönde etkileyebilir. Bunu kıskançlık ve hayranlık yüzünden yapabildiği gibi, ihtiras yüzünden de yapabilir. Nitekim halk arasında anlatılan olaylar hep bu yöndedir. Bu kişilerin &#8220;Gözü Tutar&#8221; diye kabul edilir. Gözü dutar diye kabul edilen insanlar iri ve mavi gözlü, hafif seyrek dişli, beyaz-sarışın tenli ve kesin kem bakışlı olarak tarif ediliyor.<span id="more-793"></span></p>
<p>Nazara uğrayan insanlar yalnız yetişkin insanlar değildir. Çocuklar da kurtulmaz bu musibetten. Nazara uğrayan çocuklar önce ağlamaklı olurlar. Sonra yemekten kesilirler. Ardından da hastalanır ve zayıflayıp ölürler, diye kabul edilir. Nazar değmesi veya göz dutmasını önlemek için şu yollara başvurulur.</p>
<ul>
<li>Çocuk yürüyene kadar başlığına, bir altın ve bir gözdaşı aynı yerde iliştirilmiş tutturulurdu.</li>
<li>Çocuğun elbisesinin görünmeyen bir yerine muska asılırdı.</li>
<li>Çocuk her gün zeytin dalı ile buharlanırdı.</li>
<li>Çocuğun beşiğine / yatağına / salıncağına nal ve nalın ortasına da gözyaşı asılırdı.</li>
<li>Çocuğun yattığı odanın duvarına, içinde yılan bulunan ispirto dolu bir şişe asılırdı.</li>
<li>Çocuk, gözü dutanlardan sakınılırdı.</li>
<li>Çocuğa iç çamaşırı ters giydirilirdi.</li>
</ul>
<p>Bütün tedbirlere sağmen göze gelmiş &#8211; nazar değmiş çocukları kurtarmak için başvurulan yöntemlere gelince:</p>
<ul>
<li>Köy yerlerinde gözü dutanlar belli idi. Herkesçe bilinen bu kişilere gidilip çocuğun durumunu anlatılırdı. Bu uygulama ile o kişinin beynindeki olumsuzlukların dağılacağına ve böylece çocuğun kurtulacağına inanılırdı.</li>
<li>Kurşun dökülürdü</li>
<li>Nefesi güçlü hocalara okutulur, muska yazdırılırdı.</li>
<li>Zeytin yaprağı ile buhurlanırdı.</li>
<li>Çocuğun alnı, karayağ sürülerek, içten dışa doğru iki başparmakla ovulurdu.</li>
<li>Giriş kapılarının üstüne atnalı, içine yılan konmuş bir şişe veya bir çift boynuz asılırdı. Böyle yapınca, kem nazar sahiplerinin dikkatinin dağılacağına ve olumsuz etkilerinin azalıp yapamayacaklarına inanılırdı.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kibrisabakis.com/nazar-degmesi-goz-dutmasi-gozdasi-ve-nazar-boncugu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Altı Aylık Kınası</title>
		<link>http://www.kibrisabakis.com/alti-aylik-kinasi?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=alti-aylik-kinasi</link>
		<comments>http://www.kibrisabakis.com/alti-aylik-kinasi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Jun 2009 21:26:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Volki</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sahibi Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs Türk Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[altı aylık bebek nasıl kınalanır]]></category>
		<category><![CDATA[altı aylık çocuk kınalamak]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk kınalamak]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs çocuk kına yakma]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs çocuk kınalamak]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs kültüründe çocuk kınalamak]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs Türk çocuk kınalamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kibrisabakis.com/?p=715</guid>
		<description><![CDATA[Çocuk altı aya basınca, artık çevresini, renkleri, olayları algılamaya &#8211; yorumlamaya başlar. İslam inanışına göre insanlar iyilikleri genelde sağ elleri ile işlerler. Onun için sağ omuzda görevli melek iyilikleri, sol omuzda görevli melek de kötülükleri yazar. Kınası yaklacak çocuk yıkanıp temizlenir. Bir kapta yoğrulan kına, bir sele veya sininin ortasına konur. Kınanın etrafına da kuruyemiş, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone" title="Altı Aylık Kınası" src="http://www.kibrisabakis.com/resim/alti-aylik-kina.jpg" alt="" width="311" height="411" /></p>
<p>Çocuk altı aya basınca, artık çevresini, renkleri, olayları algılamaya &#8211; yorumlamaya başlar. İslam inanışına göre insanlar iyilikleri genelde sağ elleri ile işlerler. Onun için sağ omuzda görevli melek iyilikleri, sol omuzda görevli melek de kötülükleri yazar.</p>
<p>Kınası yaklacak çocuk yıkanıp temizlenir. Bir kapta yoğrulan kına, bir sele veya sininin ortasına konur. Kınanın etrafına da kuruyemiş, lokum, bazı bölgelerde narlı golifa ve kuru incir konur.</p>
<p>Okuyucu kadın çocuğu kucağına alır. Diğer davetliler okuyucunun etrafında halka olup oturur. Okuduğu sırada çocuğun sağ elini kınalar, avcunu yumar ve kırmızı bir mendile bağlar. Ardından sol ayağını kınalar ve beyaz bir mendile bağlar. Kınalama, bazı bölgelerde &#8220;kına yakma&#8221; <span id="more-715"></span>tamamlanınca davetliler, kap içinde bırakılan kınaya madeni paraları dikey olarak koyarlar. Bu parayı koymak işlemine &#8220;işlemek&#8221; veya &#8220;kınasını işlemek&#8221; adları verilir. İşledikten sonra davetliler sunulan yiyecekleri alıp yerler. Bu yiyeceklerle şerbet ve çay ikram edilirdi. Bu gün bunların yerine çeşitli pasta ve meşrubatlar ikram ediliyor.</p>
<p><img class="alignnone" title="Çocuk Altı aylık kınası" src="http://www.kibrisabakis.com/resim/alti-aylik-kina1.jpg" alt="" width="492" height="366" /></p>
<p>Kınalanan el üç gün bağlı kalır, ondan sonra çözülüp açılır. Açıldığı an çocuğun eli babasının cebine sokulur, cepten para alması sağlanırdı. İnanışa göre iyilik meleğinin şahitliğin (gözetiminde) kınalı elle, helal para (baba parası) almak, hem çocuk hem de babaya uğur ve bolluk getirirdi.</p>
<p>Sol ayağın kınalanması ise, o ayağın da yanlış işler yapmasını engellediği inanılırdı.</p>
<pre>Fotoğraf: melekduru</pre>
<p><span style="font-size: 7.5pt; line-height: 125%; font-family: &quot;Geneva&quot;,&quot;serif&quot;;">Oğuz M.Yorgancıoğlu ”Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kibrisabakis.com/alti-aylik-kinasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diş Çıkarma</title>
		<link>http://www.kibrisabakis.com/dis-cikarma?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=dis-cikarma</link>
		<comments>http://www.kibrisabakis.com/dis-cikarma#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Jun 2009 21:04:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Volki</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sahibi Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs Türk Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk diş çıkarma]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk ilk diş]]></category>
		<category><![CDATA[diş çıkarma]]></category>
		<category><![CDATA[diş değişmesi]]></category>
		<category><![CDATA[diş golifası]]></category>
		<category><![CDATA[golifa]]></category>
		<category><![CDATA[gollifa]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs diş çıkarma]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs kültüründe diş çıkarma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kibrisabakis.com/?p=705</guid>
		<description><![CDATA[İnsanoğlu dişsiz doğar. Ancak altı aylık olunca ön dişleri tek tek bitmeğe başlar. Dişler bitmeden damak içinde beyazlık olarak belirir. Diş bitmesi, dişin damak dışına çıkması demektir. Bu olay her çocukta ayni şekilde gerçekleşmez. Bazılarında rahat gerçekleşirken bazılarında ağrılara, sancılara sebeb olur. Çocuk durmadan ağlar. Diş Golifası töreni çocukla ilgilenmek, ağlamasını önlemek içindir. Aslında onun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone" title="Çocuk diş çıkarması" src="http://www.kibrisabakis.com/resim/dis-cikmasi.jpg" alt="" width="496" height="330" /></p>
<p>İnsanoğlu dişsiz doğar. Ancak altı aylık olunca ön dişleri tek tek bitmeğe başlar. Dişler bitmeden damak içinde beyazlık olarak belirir. Diş bitmesi, dişin damak dışına çıkması demektir. Bu olay her çocukta ayni şekilde gerçekleşmez. Bazılarında rahat gerçekleşirken bazılarında ağrılara, sancılara sebeb olur. Çocuk durmadan ağlar. Diş Golifası töreni çocukla ilgilenmek, ağlamasını önlemek içindir. Aslında onun dişlerinin ağrısız bitmesini sağlamak içindir.<span id="more-705"></span></p>
<p>Golifa (Gollifa) kaynamış buğdaydır. Buğday iyice kaynatılıp pişirilir. Üzerine kavrulmuş susam, nar tanesi, kuru üzüm ve kabuğu soyulmuş badem içi konur. Komşu ve tanıdıklar davet edilir. Bu karışım ikram edilerek, beraberce yenir.</p>
<p>İlk dişin çıktığını gören, çocuğa hediye alır. Bu hediye genelde takım elbise olur. Golifa törenine katılanlar da çocuğa hediye verirleri.</p>
<p>Tören sonunda otuz iki tane buğday tanesi ipliğe dizilip bağlanır ve çocuğun boynuna asılır. Ancak bu otuz iki dişin hepside çocukluk döneminde bitmez. Çocukluk döneminde bitenleri sayısı yirmi sekizdir. Yedi yaşına gelen çocukta bu ilk dişler görevlerini tamamlamış olurlar. Artık tek tek sallanıp çıkmaya, yerlerine yenileri bitmeye başlar. Bir yıl içinde bu işlem biter. Dişi çıkan (değişen) çocuklar, her çıkan dişi alıp dama atar veya basılmayan bir yere bırakır. Her attığı diş için;</p>
<p>-Al kemiği ver demiri, der. Yani yeni bitecek dişin ömür boyu görev yapabilmesi için daha sağlam demir gibi olmasını diler. Bu olaya &#8220;diş değişmesi&#8221; denir.</p>
<p>Ağzın iç tarafındaki son dört diş (ikisi alt, ikisi üst) yirmi iki yaşında biter. Bazı bölgelerde bu dişlere &#8220;deli dişi&#8221; veya &#8220;yirmi ikilik&#8221; denir. Bu dişlerin bitmesi bazan dayanılmaz acılar verir ve müdahaleyi gerektirir.</p>
<p>Değişen bu dişler yine de ömür boyu sürmez çürür veya bozulur. Pek az insanda korunabilse bile yüzde doksanında dişler dökülür. Bu dökülüş belli yaştan sonra yoğunluk kazanır. Değişik yaşlarda mutlaka tamamlanır. Bu gün tıp ilerlemiş, eksilenleri tamamlar konuma gelmiştir. Ama doğal dişlerin ömür boyu korunabileceği bir yöntem bulunamamıştır.</p>
<p>Dişlerin doğal olarak dökülüşünü anlatan bir kaç deyiş tesbit edilmiştir.</p>
<p><strong>Yaş altmış, dişin batmış.</strong></p>
<p><strong>Saç &#8230;  diş &#8230; kuş &#8230;</strong></p>
<p>Bir de Çatozlu (Serdarlı) Naneli Fatma&#8217;dan tesbit edilmiş şu mani, dişlerin dökülüşünün doğal olduğunu, zamanı gelince bundan kaçınılamıyacağını alaylı bir şekilde anlatıyor.</p>
<p><strong>Bahçelerde lapsana</strong></p>
<p><strong>Gız yüzüme baksana</strong></p>
<p><strong>Ağzımda diş galmadı</strong></p>
<p><strong>Mezdekinden yapsana&#8230;</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<pre>Fotoğraf: Naddsy</pre>
<p><span style="font-size: 7.5pt; line-height: 125%; font-family: &quot;Geneva&quot;,&quot;serif&quot;;">Oğuz M.Yorgancıoğlu ”Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kibrisabakis.com/dis-cikarma/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ya Çocuğu Olmayanlar?</title>
		<link>http://www.kibrisabakis.com/ya-cocugu-olmayanlar?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=ya-cocugu-olmayanlar</link>
		<comments>http://www.kibrisabakis.com/ya-cocugu-olmayanlar#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 May 2009 06:16:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sahibi Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğu olmayanlar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğu olmayanlar ne yapmalı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sahibi olma yöntemleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kibrisabakis.com/blog/cocuk-sahibi-olmak/ya-cocugu-olmayanlar.html</guid>
		<description><![CDATA[Çocuk sahibi olmak, her genç çiftin en büyük emeli ve görevidir. Aslında hazların da en büyüğüdür. Doğanın emri budur. Törenin emri budur. Toplumun beklentisi budur. Ama çocuk olmuyorsa? Derdinizi kimseye anlatamazsınız. Çare arayacaksınız. Bir defa, bir defa daha&#8230; Bilenlere soracaksınız. Doktora gidip tedavi olacaksınız. Olmadı kocakarı ilaçlarına başvuracaksınız. Köy ebesi sizi &#8220;onaracak&#8221; çocuk olmaz deyip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Çocuk sahibi olmak, her genç çiftin en büyük emeli ve görevidir. Aslında hazların da en büyüğüdür. Doğanın emri budur. Törenin emri budur. Toplumun beklentisi budur. Ama çocuk olmuyorsa? Derdinizi kimseye anlatamazsınız. Çare arayacaksınız. Bir defa, bir defa daha&#8230; Bilenlere soracaksınız. Doktora gidip tedavi olacaksınız. Olmadı kocakarı ilaçlarına başvuracaksınız. Köy ebesi sizi &#8220;onaracak&#8221; çocuk olmaz deyip kurtulamazsınız. O halde yol ne? Ne yapılırdı, nelere başvurulurdu?</p>
<ul>
<li>İç yağı ve mezdeki kaynatılıp eritilir, merhem haline getirilip çıkı ile alttan tutturulurdu.</li>
<li>Tavuk yağına şeker karıştırılıp eritilir, oluşan merhem, çıkı iie alttan tutturulurdu</li>
<li>İç yağı ve garaçoço ile hazırlanmış merhem alttan tutturulurdu.</li>
<li>Nane ile mezdeki dövülüp ateşte pişirilir, meydana gelen merhem çıkı ile alttan tutturulurdu.</li>
<li>Şeker, kuru üzüm ve gappari burunları karıştırılıp kaynatılır. Meydana gelen merhem çıkı ile alttan tutturulurdu.</li>
<li>Kadının kasıkları, belli aralıklarla, zeytinyağı ile ovulurdu.</li>
<li>Bele şişe vurulurdu.</li>
<li>Bele yakı yakılırdı.</li>
</ul>
<p class="MsoNormal">Bu uygulamalar sonuç vermezse inançlarla ilgili uygulamalara girişilirdi.</p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal"><strong>Çok yaşlı veya kendine özgü ağaçlara bez</strong></p>
<p class="MsoNormal">a)Bladan&#8217;da &#8220;Değirmiçam&#8221; isimli çam ağacına bez bağlanırdı</p>
<p class="MsoNormal">b)Mesaryanın pek çok köyünde gappari bitkisine bez bağlanırdı.</p>
<p class="MsoNormal">c)Baf ve Limasol&#8217;da dur, pelit ve cümbez ağaçlarına bez bağlanırdı.</p>
<ul>
<li>Yatırlara mum yakılırdı. (Bazı köylerde belki yakın olduğu için ayyolara)</li>
<li>Hocalara muska yazdırılır, boyunda taşınırdı.</li>
<li>Kurban kesilip yedi eve dağıtılırdı. Belli bir miktarı bırakılıp evde yenirdi.</li>
<li>Kıbrıs&#8217;ın kutsal İslam mekânları ziyaret edilirdi. Bu ziyaretlerde dua edilir, adak adanırdı.</li>
</ul>
<p class="MsoNormal">Yine de çocuğu olmayanlar Allah&#8217;tan umut kesmeden çeşitli dileklerde bulunurlardı. Çünkü çocuğu olmayanlara &#8220;çam ağacı&#8221; denirdi. Bu ağır bir aşağılamadır. Çünkü çam ağacının meyvesi yoktur. Çünkü, çam ağacı kesildikten sonra filiz vermeyen ender ağaçlardandır. Bu söz, o kişinin soyu kuruyacak tükenecek anlamındadır. Bu sebeple istekler ve dualar gayet içtendir. Bu, masallara da konu olmuştur. Bu durumda olan kişiler (kadın &#8211; erkek farkı yoktur);</p>
<ul>
<li>Bir çocuğum olsun da, isterse yılan olsun</li>
<li>Bir çocuğum olsun da isterse parmak kadar olsun</li>
<li>Bir çocuğum olsun da, isterse mersin çekirdeği olsun</li>
<li>Bir çocuğum olsun da nasıl isterse olsun</li>
</ul>
<p class="MsoNormal">demekte, diyebilmektedirler. Bu sözler, onların nasıl bir ruh hali içinde olduklarının açık bir kanıtıdır.</p>
<p style="line-height: 125%;"><span style="font-size: 7.5pt; line-height: 125%; font-family: 'Geneva','serif';">Oğuz M. Yorgancıoğlu &#8221;Kıbrıs Türk Folkloru&#8221; (2000) Kitabı</span><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif';"> </span></p>
<p class="MsoNormal">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kibrisabakis.com/ya-cocugu-olmayanlar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hastalıklı Doğan Çocuklarla İlgili İnanç</title>
		<link>http://www.kibrisabakis.com/hastalikli-dogan-cocuklarla-ilgili-inanc?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=hastalikli-dogan-cocuklarla-ilgili-inanc</link>
		<comments>http://www.kibrisabakis.com/hastalikli-dogan-cocuklarla-ilgili-inanc#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 May 2009 14:45:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sahibi Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklı çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklı doğan çocuklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kibrisabakis.com/blog/cocuk-sahibi-olmak/hastalikli-dogan-cocuklarla-ilgili-inanc.html</guid>
		<description><![CDATA[Hastalıklı veya eksik doğmuş çocuklarla ilgili bir inanç var. Bu çocukların eksik veya sakat doğmalarına sebep olarak şeytanların, onların varlığına karışması kabul edilir. Bu şeytanları kovmak ve çocuğu normal sıhhate kavuşturmak için bir merasim yapılır. Bu merasim şöyledir. Çocuğun anası, anası yoksa en yakını olan kadın yoğurur. Çocuğun vücudundan rahatlıkla geçebilecek büyüklükte bir tekerlek çörek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hastalıklı veya eksik doğmuş çocuklarla ilgili bir inanç var. Bu çocukların eksik veya sakat doğmalarına sebep olarak şeytanların, onların varlığına karışması kabul edilir. Bu şeytanları kovmak ve çocuğu normal sıhhate kavuşturmak için bir merasim yapılır. Bu merasim şöyledir.</p>
<p>Çocuğun anası, anası yoksa en yakını olan kadın yoğurur. Çocuğun vücudundan rahatlıkla geçebilecek büyüklükte bir tekerlek çörek yapar. Rüşte ermemiş iki erkek çocuk bulunur. İlk akşam hasta çocuk bir köfünün içine konur. Köfünün iki kulpundan birer çocuk tutar. Kapı kapı dolanıp hasta çocuk için yiyecek dilenirler. Ayni mahalleden yedi kapıdan yiyecek alındıktan sonra önlerine çıkan ilk dört yol ağzına giderler. Burada ikisi bir ağızdan ve üç defa;</p>
<p>- Gavvole, gavvole, gavvole &#8230;</p>
<p>diye pahıl çağırırlar. İçinde çocuğun olduğu köfünü de yolun ortasına bırakıp yine üç defa;</p>
<p>- Alın çocuğunuzu, verin çocuğumuzu</p>
<p>deyip hemen uzaklaşırlar. O civarda bir yere saklanırlar. Bu sırada köfünün olduğu tarafa bakmak günahtır. Bakana şeytan çarpar. İnanışa göre oraya bırakılan çocuğun sakatlığını şeytanlar alır ve ona sıhhatini idae ederler. Yok eğer çocuğa sakatlık kazandıran şeytanlar oradan geçmemişse çocuk iyileşmez, yedi yaşında da ölür. Kurtulmasına imkan yoktur. Doktorlar da çaresini bulamaz. Köfünü oraya taşıyan çocuklar gizlenmiş vaziyette bir şeyrek kadar bekledikten sonra ve yine rüşte ermiş kişilere görünmeden götürüp sahibine teslim ederler. Böyle yapılan çocukların yukarıdaki durum hariç iyileşeceğine inanılır.</p>
<p>Yazarın yorumu: Böyle bir merasime ben de katıldım. Bu hastalıktan muzdarip, iki Baf&#8217;ta, bir de Lefkoşa&#8217;da üç çocuk tanıdım. Gerçekten yedi yaşında öldüler. Merasimden sonra iyileşen olmadı. Kendi kanaatime göre ırsi bir hastalıktır.)</p>
<p><span style="font-size: 7.5pt; line-height: 125%; font-family: Geneva;"><span style="font-family: Times New Roman;">Oğuz M. Yorgancıoğlu &#8221;Kıbrıs Türk Folkloru&#8221; (2000) Kitabı</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kibrisabakis.com/hastalikli-dogan-cocuklarla-ilgili-inanc/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Loğusayı Kaldırmak</title>
		<link>http://www.kibrisabakis.com/logusayi-kaldirmak?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=logusayi-kaldirmak</link>
		<comments>http://www.kibrisabakis.com/logusayi-kaldirmak#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 May 2009 14:05:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sahibi Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[loğusa]]></category>
		<category><![CDATA[loğusa nasıl kaldırılır]]></category>
		<category><![CDATA[loğusa nasıl kalkar]]></category>
		<category><![CDATA[loğusa nedir]]></category>
		<category><![CDATA[loğusadan kurtulma yöntemleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kibrisabakis.com/blog/cocuk-sahibi-olmak/logusayi-kaldirmak.html</guid>
		<description><![CDATA[Doğumun üçüncü günü ebe eve gelir. Loğusa kadın kalkıp giyinir. Bu arada yaşları yedi ve daha küçük kızlı-erkekli çocuklar bulunur. Önce mutfakta toplanır. Çocuklara yanık birer mum verilir. En önde ebe vardır. Ebenin arkasında kucağında bebeği tutan loğusa kadın, onun arkasında da mum tutan çocuklar. Ebenin sağ elinde makas vardır. Herkes hazır olunca, odayı sağdan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğumun üçüncü günü ebe eve gelir. Loğusa kadın kalkıp giyinir. Bu arada yaşları yedi ve daha küçük kızlı-erkekli çocuklar bulunur. Önce mutfakta toplanır. Çocuklara yanık birer mum verilir. En önde ebe vardır. Ebenin arkasında kucağında bebeği tutan loğusa kadın, onun arkasında da mum tutan çocuklar.</p>
<p class="MsoNormal">Ebenin sağ elinde makas vardır. Herkes hazır olunca, odayı sağdan sola doğru doğru dönmeye başlarlar. Ebe, elindeki makas ile her duvara bir elif (düz çizgi) çizer. Her çizgiden sonra sol kolunda tuttuğu sepetten gıracıcı (karaçoçço, çore otu) alıp etrafa saçar. Haracocco şeytanları kovmak içindir. Loğusa kadın da elindeki kömür parçası ile ayni çizginin üstünden gider. Ebe bunları yaparken &#8220;Kullhuvallahü&#8221; süresini okur.</p>
<p class="MsoNormal">Bütün odalar gezildikten sonra başlangıç yerine dönülür. Başlangıç yerine gelince, ebe sepetteki kuruyemiş ve bozuk para karışımını etrafa saçar. Mumlarını söndüren çocuklar paraları kapışır. Duvarlara yazılan yazılar, loğusa kırklanana kadar duvarda kalır.</p>
<p class="MsoNormal">Bu tören niçin yapılırdı sorusuna, bir kaç yaşlı kadın şu cevapları vermişlerdir.</p>
<p class="MsoNormal">
<ul>
<li>Loğusayı harekete alıştırmak için</li>
</ul>
<ul>
<li>Hamileliğin verdiği ağırlıktan kurtulduğunu anlamasını sağlamak için.</li>
</ul>
<ul>
<li>Çocuğu bolluğa alıştırmak için</li>
</ul>
<ul>
<li>Çocuğa çevresini tanıtmak için. (İnanışa göre çocuk konuşamaz ama her gördüğü varlığı tanır ve</li>
</ul>
<p class="MsoNormal">Bu törenden sonra kadın, yataktan kurtulur. Ev içinde dolaşabilir ama çocuk yaşta da olsa birinin oralarda olması gerekir. Tören bitiminde yarım ekmek ve bir sarı soğan alınıp sokak kapısına bırakılırdı. Bırakılırken de;</p>
<ul>
<li>Al sarılığımı, ver kırmızılığımı, denir.</li>
</ul>
<p class="MsoNormal">Oradan geçen ilk çocuk bunları alır. Alan çocuk erkekse, kadının bundan sonraki doğumda erkek doğuracağına inancı vardı.</p>
<p class="MsoNormal">Sarı soğan bırakmakla da, loğusalıktaki sarılıktan kurtulunacağına, ekmeği bırakmakla da, ekmeği bulan çocuk gibi kısmetli olacağına inanılırdı.</p>
<p class="MsoNormal">Niçin yarım ekmek? Çünkü insanoğlu yarımdır. Karşı cinsten bir diğer yarımla birleşmedikçe tam olamaz. Çünkü iki yarım, bir &#8220;bütün&#8221; eder, denirdi.</p>
<p class="MsoNormal">Loğusayı ziyarete gelenler, hem iyi dileklerde bulunurlar, hem de hediyeler verirlerdi. Bu hediyeler genelde bebek giyeceği veya aile büyüklerinin taktığı altın olurdu.</p>
<ul>
<li>Geçmiş olsun</li>
</ul>
<ul>
<li>Hayırlı Olsun</li>
</ul>
<ul>
<li>Südün bol olsun</li>
</ul>
<ul>
<li>Analı bubalı böyüsün&#8230;</li>
</ul>
<ul>
<li>Allah nazardan saklasın&#8230;</li>
</ul>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">Sözleri, bulunulan dileklerin başlıcaları idi.</p>
<p class="MsoNormal">
<p style="line-height: 125%;"><span style="font-size: 7.5pt; line-height: 125%; font-family: 'Geneva','serif';">Oğuz M. Yorgancıoğlu &#8221;Kıbrıs Türk Folkloru&#8221; (2000) Kitabı</span><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif';"> </span></p>
<p class="MsoNormal">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kibrisabakis.com/logusayi-kaldirmak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ninni &#8211; Nenni</title>
		<link>http://www.kibrisabakis.com/ninni-nenni?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=ninni-nenni</link>
		<comments>http://www.kibrisabakis.com/ninni-nenni#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 May 2009 12:42:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sahibi Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs nenni]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs ninni]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs ninnileri]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrısta söylenen ninniler]]></category>
		<category><![CDATA[kktc ninni]]></category>
		<category><![CDATA[nenni]]></category>
		<category><![CDATA[ninni]]></category>
		<category><![CDATA[ninni nenni nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kibrisabakis.com/blog/cocuk-sahibi-olmak/ninni-nenni.html</guid>
		<description><![CDATA[Dünyada canlı varlıkların en güçlüsü insanlardır. Tüm hayvanlara, bitkilere, hatta doğaya hükümrandırlar. Nehirlerin önünü kapatır, baraj yapar ve suyu doğal akış yönünden ayırıp kendi istediği yöne doğru akıtır. Denizin önüne set çeker gemileri dalgalardan korur. Paratönerle yıldırımı etkisiz hale getirir. Hastalığa yakalanıp ölüm noktasına gelen kişileri iyileştirir. Kişiden kişiye organ nakli yapar. Ve bugün çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada canlı varlıkların en güçlüsü insanlardır. Tüm hayvanlara, bitkilere, hatta doğaya hükümrandırlar. Nehirlerin önünü kapatır, baraj yapar ve suyu doğal akış yönünden ayırıp kendi istediği yöne doğru akıtır. Denizin önüne set çeker gemileri dalgalardan korur. Paratönerle yıldırımı etkisiz hale getirir. Hastalığa yakalanıp ölüm noktasına gelen kişileri iyileştirir. Kişiden kişiye organ nakli yapar. Ve bugün çok daha ciddi bir genetik olay gündeme geliyor. Herhangi bir canlıdan alınan tek hücreden, klonlama yolu ile o canlının kopyasını (ikizini) yaratabiliyor.</p>
<p>Ama hayatının ilk on beş yılında öyle midir? Bu kadar güçlü müdür? Pek de değil&#8230; Diğer canlılar doğduktan bir kaç saat sonra ayağa kalkmayı, beslenmeyi becerdikleri halde insan yavrusunu ağlamaktan, viyaklamaktan başka bir şey yapamaz. Elinden bir şey gelmez. Onun için özel bakım ve özel ilgi gösterilir insanoğluna. İlk sütü emdikten yani karnını doyurduktan sonra üşüyüp hasta olmasın diye sıkı sıkıya sarılır. Belli zaman aralıklarında tekrar tekrar emzirilir. Altı temizlenir. Anası, çocuğuyla iletişim kurabilmek için, onun kulağına hoş gelecek sözcükler söyler.</p>
<p>Bölgelere göre bu sözlere <strong>ninni &#8211; nenni</strong> denir.</p>
<p>Ninniler çocuğun manevi gıdasıdır. Onun ruhuna huzur verir. Belki de annesini, annesinin kendine duyduğu sevgi ve yakınlığı bu ninnilerde tanır. Ninniler ayni zamanda çocuğun ana dilini belirleyen sözcük yumaklarıdır. Son yıllarda dil konusunda yapılan araştırmalarda, bir yaşından küçük çocukların bu dönemde öğrendikleri dili asla unutmadıkları ve bu dilin onların &#8220;ana dilini&#8221; oluşturduğu tesbit edilmiştir.</p>
<p>Kıbrıs Türk toplumunda pek zengin bir ninni birikimi yoktur. Annelerin çoğu, çocuğuna ninni söyler ama ninnilerin sayısı bellidir. Kullanılan isimlere bakarsak, söyledikleri bölgeleri belirlemek bile mümkündür.</p>
<p><strong>Akmasın da Kannı dere akmasın</strong></p>
<p><strong>Yavruma da vuran eller gakmasın</strong></p>
<p><strong>Ee eee yavruma nenni </strong></p>
<p><strong>Uyusun da böyüsün nenni</strong></p>
<p><strong>Ee eee gızıma nenni</strong></p>
<p><strong>Uyusun da büyüsün nenni</strong></p>
<p><strong>Tıpış tıpış yörüsün nenni.</strong></p>
<p>deyişi Lefkoşa ve Kanlıdare&#8217;nin geçtiği bölgelerde söylenen bir nennidir ve heycanlı bir annenin çırpınışlarını açıkça göstermektedir. Yabancılara karşı yavrusunu koruma isteği, acele tarafından büyüyüp kendi ayakları üstüne durma arzuları ne kadar da belirgindir.</p>
<p>Kıbrıs&#8217;ta söylenen ninnilerin en yaygın olanı,</p>
<p><strong>Dandini dandini dasdana</strong></p>
<p><strong>Danalar girmiş p(b)ostana</strong></p>
<p><strong>Kov desdeban (t)danayı</strong></p>
<p><strong>Yemesin lahanayı</strong></p>
<p><strong>Ee eee eeee nenni</strong></p>
<p><strong>Ee eee eeee yavruma nenni</strong></p>
<p>ninnisidir. Tüm Kıbrıs&#8217;ta söylenir.</p>
<p><strong>Uyusun da böyüsün nenni</strong></p>
<p><strong>Tıpış tıpış yörüsün nenni</strong></p>
<p><strong>Böyüsün adam olsun nenni</strong></p>
<p><strong>Evlensin çocuğu olsun nenni</strong></p>
<p><strong>Ee eee yavruma nenni</strong></p>
<p><strong>Ee eee oğluma nenni!</strong></p>
<p><strong> ***</strong></p>
<p><strong>Bağda gezer bağcı baba</strong></p>
<p><strong>Arkasında yeşil aba</strong></p>
<p><strong>Himmet et yavrum böyüsün</strong></p>
<p><strong>Zindandaki Cafer Baba</strong></p>
<p><strong>Ee eee yavruma nenni </strong></p>
<p>Ninnisinde ermişlerden, manevi güçlerden yardım isteyen Girne&#8217;li bir ananın yalvarışları vardır.</p>
<p><strong>Bahçelerde lahana</strong></p>
<p><strong>Keskim goydum sahana</strong></p>
<p><strong>Ben ömrümde görmedim</strong></p>
<p><strong>Böyle kafir gaynana.</strong></p>
<p><strong>Ee eee gızzıma nenni!</strong></p>
<p>Ninnisinde olduğu gibi kaynanaya veriştiren gelin-kaynana çekmezliğini dile getiren ninnilere de rastlanır.</p>
<p><strong>Ee eee dedim oğluma</strong></p>
<p><strong>Onu sardım goynuma</strong></p>
<p><strong>Uyusun da böyüsün</strong></p>
<p><strong>Mekdeplerde okusun</strong></p>
<p><strong>Ee eee oğluma nenni! </strong></p>
<p>Günümüzde yapılan araştırmalarda, çocuklar uyurken büyüdüğü gerçeği tesbit edilmiştir. Tıpkı bu ninnideki gibi. Bu da ninnilerimizin gerçekleri yansıttığını gösteren kıvanç verici bir durumdur.</p>
<p>Çok yaramazlık eden, bir türlü uyumayan annesini çok yoran bir çocuğu ninni ile korkutmanın güzel bir örneği var karşımızda şimdi de,</p>
<p><strong>Nenni derim sallarım</strong></p>
<p><strong>Artık düşdü gollarım</strong></p>
<p><strong>Uyumaz benim oğlum</strong></p>
<p><strong>Şimdi bubasını yollarım</strong></p>
<p><strong>Ee eee oğluma nenni!</strong></p>
<p>Kocasını her yönden beğenen, ona hayranlık duyan bir ananın, oğluna babasını örnek göstermesi ve bunu ninni ile dile getirmesi çok ilgi çekicidir.</p>
<p><strong>Nenni derim edasına</strong></p>
<p><strong>Gızlar gelsin odasına</strong></p>
<p><strong>Oğlum benzer bubasına</strong></p>
<p><strong>Nenni oğluma, nenni</strong></p>
<p><strong>Ee eee yavruma nenni! </strong></p>
<p>Bir başka anne çocuğunu yetenekli bulduğu değerli saydığı için olacak, onu, daha bebekliklerde iken bir padişah gibi kabul edip önünde eğilip, onu idareciliğe hazırlıyor..</p>
<p><strong>Hoş gakdın hoş üstüne</strong></p>
<p><strong>Çık otur köşk üstüne</strong></p>
<p><strong>Ne istersan vereyim</strong></p>
<p><strong>Sen söyle (her emrin) baş üstüne!</strong></p>
<p>Bir diğer anne oğluna tek bir konudaki duayı yeterli bulmayıp, hayatının her savhası için duada bulunuyor ninni ile;</p>
<p><strong>Ee eee eee!</strong></p>
<p><strong>Uyusun da böyüsün nenni</strong></p>
<p><strong>Tıpış tıpış yörüsün nenni</strong></p>
<p><strong>Mehdebe gitsin nenni</strong></p>
<p><strong>Böyüsün da adam olsun nenni</strong></p>
<p><strong>Evlensin çocuğu olsun nenni</strong></p>
<p><strong>Ee eee yavruma nenni</strong></p>
<p><strong>Ee eee oğluma nenni!</strong></p>
<p>Kısacası ninni, annenin çocuğu ile ruhunu yücelttiği ahenkli bir söz ve ezgi yumağıdır. Nenni ile yetişen çocukların ruh sağlığı tamam, gönülleri huzur doludur. Mutlu ve başarılı olmalarını istiyorsak çocuklarımızı ninnisiz büyütmeyelim.</p>
<p><span style="font-size: 7.5pt; line-height: 125%; font-family: Geneva;"><span style="font-family: Times New Roman;">Oğuz M. Yorgancıoğlu &#8221;Kıbrıs Türk Folkloru&#8221; (2000) Kitabı</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kibrisabakis.com/ninni-nenni/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum Günü Kutlamak</title>
		<link>http://www.kibrisabakis.com/dogum-gunu-kutlamak?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=dogum-gunu-kutlamak</link>
		<comments>http://www.kibrisabakis.com/dogum-gunu-kutlamak#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 May 2009 09:33:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sahibi Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[doğum günü nasıl kutlanır]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs doğum günü kutlama adeti]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs doğum günü kutlama kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs doğum günü kutlamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kibrisabakis.com/blog/cocuk-sahibi-olmak/dogum-gunu-kutlamak.html</guid>
		<description><![CDATA[1974&#8242;lü yıllara kadar Kıbrıs TÜrkleri arasında doğum gününü kutlamak alışkanlığı yoktu. Yalnızca Hz. Muhammedin doğum günü olan Mevlid günü ile Atatürk&#8217;ün ölüm günü 10 Kasım bilinir, yalnız bu iki günde etkinlikler yapılırdı. 1963 olaylarından sonra dar bölgelere sıkışıp kalan insanımız yapacak iş bulamadığı için olacak doğum günü kutlamalarına (onu da tek tük) başladı. Ve bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1974&#8242;lü yıllara kadar Kıbrıs TÜrkleri arasında doğum gününü kutlamak alışkanlığı yoktu. Yalnızca Hz. Muhammedin doğum günü olan Mevlid günü ile Atatürk&#8217;ün ölüm günü 10 Kasım bilinir, yalnız bu iki günde etkinlikler yapılırdı. 1963 olaylarından sonra dar bölgelere sıkışıp kalan insanımız yapacak iş bulamadığı için olacak doğum günü kutlamalarına (onu da tek tük) başladı. Ve bu alışkanlık kısa zamanda yayıldı. Başlangıçta ev içinde annelerin yaptığı bir pasta ile limonata hazırlanır, çocuğun arkadaşları çağrılırdı. Pasta, alkışlarla kesilir, gelenlere dağıtılırdı. Çağrılanların sayısı da sekiz-on kişiyi geçmezdi.</p>
<p>Yetmişli yıllarda artık pasta evde yapılmaz oldu. Pastacılara ısmarlandı. Üzerine süslemeler yapıldı. Nice yıllara &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. yazısı yazılır oldu. Doğum tarihi eklendi. Hazırlanan pastanın üzerine doğumu kutlanan kişinin yaşı kadar mum konup yakılır. Pasta sahibi alkışlarla üfleyip mumları söndürür, pasta ondan sonra kesilip dağıtılır. Yanında da meşrubat verilir.</p>
<p>1985&#8242;li yıllardan bu yana işler uygulamalar daha da genişlik kazandı. Artık bir pasta yetmez oldu.</p>
<p>Evde emek sarfetmekten de vazgeçildi. Herşeyi ısmarlayıp yaptırmak moda oldu. Zeytinli, pilavuna, tuzlu kurabiye, susamlı ve pasta gündeme geldi. Bunlar plastik tabak içinde, meşrubat da plastik kadehte sunulur oldu. Mum söndürme seyreldi. Davetliler 40-50 kişiye çıktı. Davetlilerin hediyeler vermesi alışkanlık haline geldi. Hediyelerin miktarı ve değeri davetlinin maddi gücüne göre değişti. Evden taştı, gazinolar kapatılır oldu. Artık yalnız küçük çocuklar değil, yetişkinler de doğum günü kutlar oldu. Ama evdeki gibi masum bir kutlama değil, gazino ortamında ve 18-22 yaşının verdiği serbestlikle. Kısacası masumane başlayan yaş günü kutlamaları günümüzde çığrından çıkmış, ekonomik gücü sınırlı aileler için yük, zengin aileler içinse kaygı kaynağı olmuştur.</p>
<p>Yaş günü veya doğum gününü kutlamak gerekli midir?Faydalı mıdır? Zorunlu mudur? Bu davranışı ortadan kaldırmak bugün imkansız gibi görünüyor. Ama kontrol altına alınması kaçınılmaz hale geldi. Çünkü</p>
<ul>
<li>Ailelere ağır maddi külfet getirdi.</li>
<li>Gençler arasında rekabet vesilesi durumuna geldi.</li>
<li>Maddi gücü yeterli olanlar doğum günü kutlamasını vesile edip, sigara, içki ve uyuşturucuya bulaştı. Bu olumlu bir davranış değildir. Bu sebeple, hatırlanmak güzel bir şey olmakla birlikte belli bir yaştan sonra sadece aile arasında kutlanmasında fayda vardır.</li>
</ul>
<p>Çünkü çocuk</p>
<ul>
<li>Kendine değer verildiğini, hatırlandığını hisseder.</li>
<li>Arkadaşları ile paylaşmayı (maddi varlığı, kederi, sevinci) öğrenir.</li>
<li>Arkadaşlarından hediye aldığı gibi, onlara hediye vermeyi de öğrenir. Sosyal alışkanlıklar edinir.</li>
<li>Her yaş gününde çekilen resimleri onun fiziki gelişimini gösteren belgeler olarak ortaya çıkar. Bu gün gazetelere verilen ilanlar doğum günü etkinlikleri çerçevesinde kabul edilebilir.</li>
</ul>
<p><span style="font-size: 7.5pt; line-height: 125%; font-family: Geneva;"><span style="font-family: Times New Roman;">Oğuz M. Yorgancıoğlu &#8221;Kıbrıs Türk Folkloru&#8221; (2000) Kitabı</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kibrisabakis.com/dogum-gunu-kutlamak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğu Sürmelemek</title>
		<link>http://www.kibrisabakis.com/cocugu-surmelemek?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=cocugu-surmelemek</link>
		<comments>http://www.kibrisabakis.com/cocugu-surmelemek#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 May 2009 08:07:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sahibi Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sürmelemek]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs çocuğu sürmelemek]]></category>
		<category><![CDATA[sürme]]></category>
		<category><![CDATA[sürme nasıl yapılır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kibrisabakis.com/blog/cocuk-sahibi-olmak/cocugu-surmelemek.html</guid>
		<description><![CDATA[1960’lı yıllara kadar, çocuğun saç rengi ne olursa olsun sürmelenirdi. “Sürme” basit bir metotla anne tarafından yapılırdı. Bir mum alınıp yakılır. Temiz bir tencere kapağı veya metal kap mumun ateşine tutulur. Ateşin isi birikince bıçak ile kazınır ve önceden hazırlanan bir kamış boğumuna doldurulur. Düzgün kamıştan az uzun boyda bir de odun alınır. Ucuna biraz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">1960’lı yıllara kadar, çocuğun saç rengi ne olursa olsun sürmelenirdi. “Sürme” basit bir metotla anne tarafından yapılırdı.</p>
<p class="MsoNormal">Bir mum alınıp yakılır. Temiz bir tencere kapağı veya metal kap mumun ateşine tutulur. Ateşin isi birikince bıçak ile kazınır ve önceden hazırlanan bir kamış boğumuna doldurulur.</p>
<p class="MsoNormal">Düzgün kamıştan az uzun boyda bir de odun alınır. Ucuna biraz pamuk sarılıp sıkıca bağlanır. İs kamışın boşluğuna konur. Pamuklu uç da kamışın içine konur. Böylece meydana gelen takıma “sürmelik” adı verilir. Her sabah yüzü yıkandıktan sonra çocuğun kaş ve kirpikleri sürmelenir, kara kaşlı olmasına çalışılırdı.</p>
<p style="line-height: 125%;"><span style="font-size: 7.5pt; line-height: 125%;">Oğuz M. Yorgancıoğlu &#8221;Kıbrıs Türk Folkloru&#8221; (2000) Kitabı</span></p>
<p style="line-height: 125%;"><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif';"> </span></p>
<p class="MsoNormal">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kibrisabakis.com/cocugu-surmelemek/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kırklama-Kırklanma</title>
		<link>http://www.kibrisabakis.com/kirklama-kirklanma?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=kirklama-kirklanma</link>
		<comments>http://www.kibrisabakis.com/kirklama-kirklanma#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 May 2009 06:54:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sahibi Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[bebek kırkı çıkması]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs kırklama]]></category>
		<category><![CDATA[kırkı çıkmak]]></category>
		<category><![CDATA[kırklama]]></category>
		<category><![CDATA[kırklama nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[kırklanma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kibrisabakis.com/blog/cocuk-sahibi-olmak/kirklama-kirklanma.html</guid>
		<description><![CDATA[Loğusa için yapılan son tören &#8220;Kırklama-Kırklanma&#8221; törenidir. Kadının doğum yaptığının kırkıncı günü ocağa bir kazan vurulur. Kazan su ile doldurulur. Altına ateş yakılır Loğusa bu su ile yıkanacaktır. Loğusa, topladığı kırk küçük taşı bu suyun içine atar. Her taş, bir gün içindir. Ayni anda üç tane de irice taş alınır. Yanan ateşin içine konur. Su [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><a href="http://www.kibrisabakis.com/logusayi-kaldirmak" target="_blank">Loğusa</a> için yapılan son tören &#8220;Kırklama-Kırklanma&#8221; törenidir. Kadının doğum yaptığının kırkıncı günü ocağa bir kazan vurulur. Kazan su ile doldurulur. Altına ateş yakılır Loğusa bu su ile yıkanacaktır. Loğusa, topladığı kırk küçük taşı bu suyun içine atar. Her taş, bir gün içindir.</p>
<p class="MsoNormal">Ayni anda üç tane de irice taş alınır. Yanan ateşin içine konur. Su ısınana kadar bu taşlar akkor hale gelir. Madeni bir kap içine belli miktarda su konur. Kırklanan kadın bacaklarını açıp su kabının üstünde durur. Su kabının çevresini bir kilim / battaniye ile sarar. Ebe, ocaktaki taşları maşa ile alıp suya atar. Büyük bir buhar bulutu oluşur.</p>
<p class="MsoNormal">Buharın yayılmasını kilim / battaniye önler. Buhar loğusanın vücudunu kaplar. İnanışa göre bu uygulama, loğusanın kemiklerini damarlarını açar. Mikropları öldürür, hastalıkları defeder.</p>
<p class="MsoNormal">Buhar son bulduktan sonra loğusa, kazanda ısıtılan su ile iyice yıkanır. Yıkandıktan sonra sudaki küçük taşları alıp eğilir ve arkadan öne doğru bacakları arasından atar. Bu hareketi yapınca &#8220;taş gibi sağlam&#8221; olacağına inanılır.</p>
<p class="MsoNormal">Ayni ayda doğum yapanlar, çocuklarının kırkı karışmasın diye karşılaşmaktan kaçınırlardı. Çocuklarının beşiklerine veya salıncaklarına ayna asarlardı.</p>
<p class="MsoNormal">Loğusa kadınların tehlikeye açık oldukları ve bu tehlikenin kırklanana kadar devam ettiğine inanılırdı. &#8220;Lohusanın mezarı kırk gün açıktır&#8221; sözü, bu inanışın açık bir ifadesidir.</p>
<p class="MsoNormal">Tıbbın bunca ilerlediği günümüzde de, doğum yapanlara, devletin doğumdan kırk gün önce ve kırk gün sonra doğum izni vermesi bu inanış ve uygulama ile hem çok uyumlu, hem de çok anlamlıdır.</p>
<ul><span id="more-133"></span></p>
<li>Bebeklerin (kız &#8211; erkek) memelerinde ağız sütünü andıran bir pelte vardır. Yaşlı kadınların inanışına göre bu pelte uğursuz bir maddedir. Kişiye iç sıkıntısı ve ağırlık verir. Bu sebeple vücuttan atılması gerekir. Bu sebeple doğumunun doksanıncı günü (üç aylık ) ya annesi ya da ebe tarafından soyulur ve sırt üstü yatırılır. Memeleri sıkılıp bu pelte çıkarılır. Çocuk önce ağlar ama ardından rahatlama ve huzur belirtisi gösterir. Bu işleme tabi tutun çocuklar akıllı ve ağırbaşlı oldukları, ölçülü davrandıkları kabul edilir.</li>
</ul>
<ul>
<li>Çocuğun mumlu iplikle bağlanan göbeği kuruyup düşünce atılmaz. Önceden hazırlanmış mersin yaprağından yapılmış pudranın içine konur. Bir müddet saklandıktan sonra &#8220;okumuş adam olsun&#8221; dileğiyle, okul avlusuna, basılmayacak bir yere gömülür.</li>
</ul>
<ul>
<li>Kırklandığı halde bir bebek boynunu hala kaldıramıyorsa (başını dik tutamıyorsa) bir horoz kesilir ve boynu kaynatılıp anneye yedirilirdi. Bunun gücünün, süt yolu ile çocuğa geçeceği ve boynunu kaldırabileceğine inanılırdı.</li>
</ul>
<ul>
<li>Altı ayı doldurmuşsa ve başını kaldıramıyorsa o çocuğa mutlaka eşek sütü içirtilirdi. Mutlak bir iyileşme sağlandığına inanılırdı. Ancak eşek sütü içirilen çocuklara çok kıllı olacağı korkusu ile bu yola en son başvurulurdu. (Baf köylerinde)</li>
</ul>
<ul>
<li>Çocuğun başında, alnının biraz yukarısında yumuşak bir kısım vardır. &#8220;Buna bıngıldak&#8221; adı verilir. Çocuk konuşup &#8220;taş&#8221; demedikçe, o bölgenin sertleşmediğine inanılır.</li>
</ul>
<ul>
<li>Çocuğun damarı yedi sinsileden çeker, diye kabul edilir. Bu, geriye dönük yedinci besle kadar olanlardan herhangi birinin özelliklerini taşıyabilir demektir.</li>
</ul>
<ul>
<li>Erkek dayıya, kız halaya çeker, diye kabul edilir.</li>
</ul>
<p class="MsoNormal">
<p style="line-height: 125%;"><span style="font-size: 7.5pt; line-height: 125%;">Oğuz M. Yorgancıoğlu &#8221;Kıbrıs Türk Folkloru&#8221; (2000) Kitabı</span></p>
<p class="MsoNormal">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kibrisabakis.com/kirklama-kirklanma/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

