‘Köyde Hayat’ kategorisi içerikleri

Köyevi (Aşevi)

İçinde oturulan yere ev denir. Ancak oturulan derken bir ömür boyu yaşanılan yer, kapalı, dış etkilerden korunmuş yapı anlamlarında kullanılır. Bazı bölgelerde “Dam” olarak söylenir. Her bir söz ayni anlama geldiği halde niçin söyleniyorlar acaba? Ve evin önemi neden bu kadar çoktur?

İnsanın yaratılışında/mayasında benlik/bencillik duygusu çok esaslı bir duygudur. İnsan her şeyin kendisinin olmasını ister. Başkalarına bağımlı olmak istemez. Kendi hükmetmek veya başkası ile sınırlı-paylaşmak ister. Bunun yolu ise durumu başkalarına göstermemektir. Yaşı yeten ve kendini güçlü hisseden genç erkek hemen komşu kıza seslenir.

Makalenin tamamını oku »

Yatak Odası

Köylerde karı kocanın yattığı odada büyük bir karyola vardı. 1960′lı yıllara kadar iki tip olarak çok yaygındı. Birinci tip başlık tarafındaki demirleri uzun ve yatağın ortasına doğru saçaklı olandı. Bu, madeni bir dirsekle destekleniyordu. Üstü ve yanları “mamsiye” adı verilen örtülerle süsleniyordu. Yatak seviyesinden 50cm. kadar yüksekliğe kafes gibi işlemeli demirle destekleniyordu ve süslemeleri vardı. Tam ortada ise yaklaşık on beş santimetre çapında bir ayna bulunuyordu.

Ayak tarafındaki ayaklar yatak seviyesinden otuz santim kadar yüksekti. İki ayak arası başlık tarafındaki kafesin ayni ile destekleniyordu. Onun da lam ortasında parlak madeni kısımlar vardı. Tüm uçlar ise yuvarlak toplar şeklinde idi. Eklem yerlerine sarı pirinçten koruma parçaları takılıyordu ki bu da karyolaya ayrı bir görünüş veriyordu.

Karyoladan yere kadar olan kısma ise kenarları tente ile süslenmiş bürüncük örtüler geriliyordu. Yatağa taraf olan kısmında her yatakta bağlamaya yarayan, kendi kumaşından bağlar vardı. Makalenin tamamını oku »

Köyde Hayat

Medeniyet ne kadar gelişirse gelişsin şehirler ne kadar kalabalıklaşırsa kalabalıklaşsın, hatta sosyologlar ne kadar “Medeniyet şehirlerdedir, köylerden şehirlere akın oldukça dejenerasyon olacaktır” derse desin “gerçek insanlar” köydedir. Ve yine o iddiadayım ki toplumların çekirdeği köylüdür. Çoğu kişiler belki bu iddiama gülecekler, belki de küfredenler olacaktır. Varsın olsun. Köyde doğup büyümüş, yetişkin yaşta şehir hayatını görüp tanımış bir kişi olarak bu hükme kesinlikle inanıyorum.  Köylerden şehre göç olmasa şehirler tenhalaşacak köyde üretim yapılıp şehre gönderilmese, şehirli aç kalacak, köylü gelip çalışmasa şehirli başını sokacak bir dam altı bulamayacak, kısacası köylü olmasa şehirler şehir olmaktan çıkacaktır.

Makalenin tamamını oku »

Ambar

Üretici olan ve genelde tarımla uğraşan köy insanı ürününü bir anda satma şansına sahip değildi. Belli bir dönem beklemek zorunda idi. Her türlü ürünü ve bu ürünlerini taşımaya yarayan araç-gereç, korumaya yarayan torba-çuvalları dolu olarak “ambar” adını verdiği odada korurdu. Makalenin tamamını oku »

Binek Taşı

Traktörün yaygınlaştığı 1960’lı yıllara kadar Kıbrıs’ta yük ve binek hayvanı olarak eşek kullanıldı. 1945 lere kadar bu görevi daha az seviyede at ve katırlar da yürütmüştü. İkinci Dünya Savaşında kullanılmak üzere 6000 katır ve atın İngiliz Hükümetince satın alınması ve yurt dışına götürülmesi bu hayvanların tükenmesine yol açtı. Çünkü harpten hemen sonra adaya getirilen traktörler yaygınlaşmış bu hayvanların görevini üstlenmişti. Teknolojik gelişimler birbirini izlemiş hayvanların yaptığı tüm işleri makineler yapar olmuştur. Bu sebeple hayvanlar günden güne azalmış, adeta göstermelik bir sayıya düşmüştür. Makalenin tamamını oku »

Hanay ( Üstkat)

Kıbrıs’ta 1960’lı yıllara kadar konut problemi yoktur. Mekân problemi de yoktur. Hele kırsal alanda evlerin avlulu olma tercihi vardır. Ancak zengin olanlar, zenginliklerinin belirtisi olarak, herkese yukarıdan bakma alışkanlıklarının tatmini için üst kat yaptırırlardı. Bu da en çok bir oda olurdu. Ye her köyde ancak bir iki kişinin hanayı vardı.

Hanay sözcüğü Kıbrıs’a özgü bir sözcüktür sanırım. Diğer Türk ağızlarında yoktur. Rumcanın “Anoi” kelimesinden bozmadır. Manilerimize de girmiştir.

Makalenin tamamını oku »