Çeşitli | Kıbrıs'a Bakış - Part 3

‘Çeşitli’ kategorisi içerikleri

Yurdumuzu Tanıyalım: Gönyeli

Gönyeli, Lefkoşa merkezden altı kilometre batıda ve eski Lefkoşa-Girne yolu üzerindedir. Gönyeli, Lefkoşa ilçesinin oldukça büyük bir yerleşim birimi sayılır. Köyün kuruluş tarihi eskilere dayanmaktadır. 1571’de II. Selim’in Osmanlı Padişahlığı’na getirilmesinden sonra Kıbrıs’a bir sefer düzenlenerek ada fethedilir ve padişahın fermanı ile Konya ve Anamur bölgelerindeki bazı vatandaşlar Kıbrıs’a yerleşmeleri için gönderilir. Her 10 kişiden biri zanaatkar olmak kaydıyla demirci, çömlekçi, ayakkabıcı, nalburca tenekeci ve birçok ustalar Kıbrıs’a getirilir. Gönyeli’ye yerleşen ve ilk kurucusu olduğu kabul edilen Türk’ün Anamurlu Kurt Ali olduğu söylenmektedir.
Gönyeli ismi nereden gelmektedir sorusuna halk arasında dilden dile gelen birçok cevap bulmak mümkündür.
1-Konya bölgesinden gelen Türkler daha çok Gönyeli’ye yerleştiği için yerli Rumlar Konyalı’yı Gonyalı ve Gönyeli olarak değiştirdiği fikri yaygındır.
2-Osmanlı Valileri’nden birinin Kıbrıs’ı ziyareti esnasında Gönyeli’den geçerken halkla konuşma ihtiyacı hasıl olur. Köylü toplanır, şikayetlerini söyler. Vali ayrılacağı zaman tokalaştığı halkın ellerinin toprakla çalışma Makalenin tamamını oku »

Yurdumuzu Tanıyalım: Mehmetçik

Eski adı Galatya olan şimdiki Mehmetçik köyü. İskele İlçesine bağlı bir bucak merkezidir. Deniz seviyesinden yaklaşık 400 ayak yükseklikteki bir yayla (plato) üzerine kurulmuş havalı ve serin bir yerdir.

Kuzeybatısında bir gölet bulunurken güney ile güneydoğu tarafı ise bir yamaçla çevrilidir. Yamacın altında verimli çukur bir ovası vardır. Gazimağusa’ya uzaklığı 30 kilometre. İskele’ye uzaklığı ise 18 kilometredir. Nüfusu 1238 olmakla birlikte bu rakam yaz aylarında Lefkoşa, Girne, Gazimağusa ve yurt dışındaki Mehmetçiklilerin gelmesiyle yaklaşık 1600-1800’e ulaşmaktadır.

Halkın geçim kaynağı genelde, tarım, hayvancılık, çok az miktarda bağcılık ve zeytinciliktir. Bundan 10-12 yıl öncesine kadar bağcılık çok ileri bir safhada iken. bağları değerlendirmek amacıyla bir şarap fabrikası açılmış ancak ihracatın olmaması, dışa açılmaması, ambargoların konması bu sektörün çökmesine sebep olmuştur.

Mehmetçik köyünün tam kuruluş tarihi bilinmemekle birlikte 23-24 Haziran 2003 tarihleri arasında Mehmetçik-Balalan yolundaki kasaphanenin yanındaki. Bahçecik mevkii diye bilinen yerde bulunan mezarda gerçekleştirilen arkeolojik kazılarda, bu mezarın Geç Geometrik devri (M.Ö.859-750) ile Erken Arkaik (M.Ö.750-600) devirlerine ait olduğu belirlenmiştir. Bu da bize köyün Galatya adı altında çok eski tarihlerde kurulmuş olduğunu göstermektedir.

Osmanlı Türklerinin M.S.XVI. Yüzyılın başlarında köye Konya, Karaman ve Osmaniye yörelerinden gelip yerleştikleri araştırmacılar ve köyde yaşayan yaşlılar tarafından belirtilmektedir. Köye Osmanlılar zamanında yerleşen birçok Türk, İngiliz idaresi zamanında baskı ve zulüm nedeniyle tekrar Türkiye’ye Antalya yöresine göç etmişlerdir. Bunun yanı sıra İngiltere ve Avustralya başta olmak üzere diğer birçok ülkelere göçler olmuştur.

Mehmetçik, Karpaz anayolunda olması nedeniyle merkezi bir hareketlilik kazanmıştır. Belediye, Bucak Kaymakamlığı, Posta, Elektrik Dairesi, Sosyal Hizmetler Dairesi, bankalar, eczaneler, kooperatiflerin yanında birçok ticarethane ve fabrikalar açılmıştır.

Belediye, halkın isteği doğrultusunda Pamuklu köyünde de her türlü hizmeti görmeye çalışmaktadır. Etrafında bulunan Balalan, Kumyalı, Çayırova, Zeybekköy, Sazlıköy, Yedikonukve Büyükkonuk köyleri ile de işbirliği ve dayanışma içerisindedir. Köyün en eski yapılarından biri olan cami (1877) bölgede nadir görülen yapılardan biridir. Araştırma ve anlatılanlara göre II. Dünya Savaşından önce Mehmetçik (Galatya) çamlık bir orman köyü olarak bilinmekteydi. Ancak bu orman Mısır’da yakacak olarak kullanılmak üzere İngilizler tarafından kesilmek suretiyle yok edilmiştir. Yedikonuk (Eftagomi) ile Balalan köyleri için de aynı şeyler söylenmektedir.

Köyün en büyük özelliklerinden biri de 1958-1974 yılları arasında adaya büyük gemilerle gelen mühimmatlar Balalan mevkiinde denizden alınarak Mehmetçik’te toparlanıp buradan uygun olan yerlere dağıtımı yapılmakta idi. TMT Bayraktarlığına bağlı olarak burada sancaktarlık kurulmuş ve çevresindeki Rum köylerinin baskılarına rağmen ayakta kalmış. Rum’a teslim olmamış ve 1974 Barış Harekatı’nın mihenk taşlarından biri olmuştur. 1972 yılında Türkiye’de başlatılan “Kendi Uçağını Kendin Yap” kampanyasına Mehmetçik halkı ve mücahidi olarak büyük yardımlar yapmışlar ve bunun anısına köye gelen bir komutan tarafından köylülere bir uçak maketi hediye edilmiştir.

Halkın kendi ürettiği üzüm sucuğu adanın her tarafında çok meşhurdur. Her yıl Ağustos ayında düzenlenen “Mehmetçik Üzüm Festivali” büyük ilgi görmektedir.

Mehmetçik köyünün Gazimağusa tarafından girişteki tepe üzerine Atatürk heykeli ve hemen altındaki Ay Yıldız ile “CANIMIZ VATAN İÇİN” yazısı Mehmetçik halkının, atası ve vatanına, milleti ve bayrağına ne kadar bağlı olduğunun bir işaretidir.

Kaynak: Mehmetçik Belediyesinin yayınlamış Olduğu Galatya Gazetesi, Mehmetçik Köy Halkı

Çalışma: Salih TANER (Sivil Savunma İskele Bölge Müdürlüğü)

Yurdumuzu Tanıyalım: Lapta

Lapta, Girne’nin 8.5 km. batısında Beşparmak Dağlarının en yüksek tepesi olan Selvili Tepe’nin kuzeyinde, doğal güzelliklerin doruğa çıktığı bir yerleşim yeridir. 1960 yılında nüfusu 3496 (3126 Kıbrıslı Rum, 370 Kıbrıs’lı Türk) idi. 1960’ta belediye olan Lapta, nüfus bakımından Kıbrıs’ta 12’inci sıradaydı. 1996 yılında nüfus, 3586 olarak belirlenmiştir. Lapta’nın coğrafi konumu ve doğal güzellikleri ilk çağlardan itibaren insanların bu bölgeye yerleşmesine ve birçok uygarlığa ev sahipliği yapmasına neden olmuştur. “Lapithos” veya “Lapethos” diye bilinen bu kent Kıbrıs’ın bölündüğü 9 (dokuz) Krallıktan birinin merkeziydi. Önemini Roma ve Bizans döneminde de sürdüren Lapta, Roma döneminde Kıbrıs’ın dört ilçesinden biri olan Lapithos “Lambousa” ismini almıştır. Köyün yaklaşık 1.5 mil kuzeyinde denize yakın Lambousa şehrinin harabeleri yer almaktadır. Arap akınlarına uğrayarak 653-654 yıllarında tahrip olup, Arapların kesin olarak Kıbrıs’tan uzaklaştırıldığı 10. yüzyılda tekrar canlanarak Latin döneminde büyük bir kent haline dönüşmüş, Türk döneminde de kent olarak varlığını sürdürmüştür. Lapithos-Lambou Makalenin tamamını oku »