Çocuğun Konuşması

Daha doğar doğmaz ebenin yaptığı işlerden biri de çocuğun dilinin altını sıyırmasıdır. Bu sıyırma dilin bitik kalmasını önler. Dilin, ağızda serbest hareket etmesini sağlar. İkinci işlem ise çocuğun ağzına nar suyu akıtmaktır. Bütün bunlar, çocuğun konuşmasını, hem de güzel konuşmasını sağlamak içindir.

Çocuğun en sevildiği çağ “dillendiği çağ” yani konuşmaya başladığı çağdır. O körpe sesiyle peltek peltek konuşması insana haz verir. Çünkü çocuk insanın filiz atan, yeşeren bir parçasıdır.

Bir çocuk konuşmaya dokuz aylıkken başlayabildiği gibi, iki yaşında da başlayabilir. Ama iki yaşına kadar konuşmayan bir çocuk geç kalmış sayılır. Çünkü konuşmak insanoğlu için büyük bir kusurdur.

Konuşmayan çocuklar için ne yapılırdı?

  • İki yaşına kadar konuşamayan / konuşmayan çocuk oldu mu ilk şüphe edilen yine “dil” olurdu. İlk yapılan dilin bitik kalıp kalmadığını kontrol etmek olurdu. Değilse;
  • Takkalı kuşun eti kavrulup çocuğa yedirilirdi.
  • Bir araba (siyah tenli insana) öptürülürdü. Bundan amaç çocuğu korkutmak ve bir nevi şok etkisi yaratıp çocuğu konuşmaya zorlamaktı.
  • Bülbül kafesindeki çanaktan su içirirlerdi.
  • Hocalara su okutulur ve bu su çocuğa içilirdi.

Oğuz M. Yorgancıoğlu “Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir