Çocuğun Yürümesi

Canlılar içinde en güçlü varlık olarak insan kabul edilir. Gerçekte hiç de öyle değildir. Bu güce 15 yaşından sonra ancak ulaşır.

Bir kuzu / oğlak doğumundan beş dakika sonra ayağa kalkar ve araya araya anasının memesini bulur. Bir buzağa da en çok on beş dakikada ayni davranışı sergiler. Ya insanoğlu?

İnsanoğlu, hiç de öyle değildir. Bir çocuk en erken sekiz aylık, (onu da tutunarak) ayağa kalkabilir. Önce emekler sonra dizleri üstünde oturmayı öğrenir. Ayağa ondan sonra kalkar. Bazı çocuklarsa emekleme yerine ellerinin yardımı ile kıçüstü hareket ederler. Tutunup ayağa kalkmayı öğrenen çocuklara yardım edilir. Çocuklara yardım edilirken şöyle bir yönteme başvurulurdu.

Çocuğa yardım edecek kişi çocuğun arkasına geçer. Ayni yöne bakacak şekilde çocuğu ellerinden tutar. Çocuğa, kendi ağırlığını kendi ayaklarına verecek bir ortam yaratır. Çocuğun, yardım edecek kişi ile ayni anda adım atmasına özen gösterilir. Bu paralel davranışlar çocukta bir heyecen yaratır. Bu heyecanı desteklemek için ahenkli bir sesle şu sözler söylenir.

-Day .. day .. day …!

Demirden ayak

Allah’tan guvvat

Yörüsün oğlum / gızzım

Yörüsün da koşdursun

Koşdursun da oynasın

Gardaşlarını yakalasın

Day … day … day …!

Bu işlem bir hafta (yedi gün) devam eder. Hergün beş altı kez tekrarlanır. Ve çocuğun elleri zaman zaman bırakılır. Kendi başına ayakta durup duramayacağı kontrol edilir. Eğer çocuk ayakta durabiliyorsa uygulama değiştirilir.

Bu kez kişi çocuğu alıp ayakta durdurur. Kendi de çocuğun karşısına geçerek kollarını çocuğa doğru uzatır ve

– Hade … day … day … der. Çocuk tereddüd ederse daha yaklaşır. Çocuk harekete (yürümeğe) başlayınca, o geri çekilir. Böylece çocuk tutunmadan adım atmayı ve dengede kalmayı başarmış olur. İki hafta içinde rahatça yürümeyi de öğrenmiş olur.

Bir çok dokuz aylık ile on sekiz aylık arasında yürürse normal kabul edilir. On sekiz ayı doldurduğu halde yürüyemiyorsa gecikti diye kabul edilirdi.

Bunu gidermek için ne yapılırdı?

  • Çocuğa gıdalı yiyecekler yedirilirdi. (Bal, süt, palaz).
  • Çocuğun kalçadan aşağısı zeytinyağı ile ovulurdu.
  • Yedi evden yedi ayacık (küçükbaş hayvan ayağı) toplayıp paça yapılıp çocuğa yedirilirdi.
  • Çocuk, hayvanların geçtiği yere bırakılırdı. (Çocuk korkar, kaçma teşebbüsünde bulunurdu. Böylece yürüme zorunda kalırdı.)
  • Karga eti çocuğun baldırlarına sarılıp bağlanırdı. Böylece onun kaslarındaki gücün çocuğa geçeceği kabul edilirdi.
  • Yürümeyen / yürüyemeyen çocuklar hocaya götürülüp okutulurdu.

Oğuz M. Yorgancıoğlu “Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir