Havva ile Adem Destanı

Adil ol, kâmil ol, Eyüp’te hem can

Lutfile nutk-ı sedayı dinle.

Doğruluk babında hakoldu cihan

Evvela Ademle Havva’yı dinle

Cennet içindeyken Ademle Havva

Onları da İblis eyledi ihva

Yedirdi buğdayı, işletti hata

Sebep oldu cihane bicayı dinle

Uzatma çok lâfı, kes abidin abasın

Müptelâ budur gönlüm davasın

Akıl bir mizandır, fikir terazi

Hayırla şerri tart, davayı dinle

Süküt-ı aşk olma, gel gir ikrare

Ahval-i esmadan dinle destanı

Aksi nefs ile felek kerrare

Felek gör neyledi, dehri, zamanı

İnsan mecus oldu, yer ahır zaman

Her bir beşaretler oldu nümayan

Zuhur etmeyince sahin-i zaman

Kimseler düzemez, ahır zamanı

Alemi aldattı, nefs-i emmare

Düşürdü lâcerem hayrı efkâre

Gizli işlerimiz oldu aşıkâre

Terk-i namısı yok, hakkı peyamı.

Mevlâm afatdan saklasın dehri

Çü şiddi bilalı rizmanın bahri

Oldu ahkâmımız, her yerde cebri

Zira gayib ettik, yolu erkânı.

Bir ukubettir düştü, bütün cihane

Buna meydan okur, cin fikri eyyame (?)

Hepsi, hikmettir, kimi bulur behane

Ağlamalı, bundan sonra doğane.

Ger, nasihat eylesen, dinlemez zahir

Er isen sen nefsini hayır

Ola akıbetin encamı hayır

Rahmete vasıl ol, kıl ihya canın.

Kalmadı lezzeti tadı dünyanın

Fitnesi çoğaldı, badi dünyanın

Müzmine zindandır, zati bu dünya

Ahiret bakidir, fani bu dünya

Küçük büyük düştü, dünya işine

Alem de meyletti şeytan işine

Bazı sofularımız var, haram dişine

Değmeyince, lezzet bulmaz bilhamı

Tamah artı, alem oldu madrabaz

Kimisi hillebaz, kimisi gammaz

Arsız ile ursuz, ille utanmaz

Hisaba gelmez, din kalpazanı

Fitne-yi fücur, memba-ı fesad

Zamanın hikmünden almışlar ruhsat

Ferrahna yüzünü ettiler küşad

Beddi amil maliyanı, kesri küstanı

Bed bereket kalktı fani dünyadan

Kimde zerre kaldı, edep hayadan

Terbiye davası, uçtu kaladan

Ne sürüsü kaldı, ne de çubanı

Ayine-i devran geçer bu mihnet

Mala mülke sen eyle hizmet

Şefaat şahıdır habib-i Ahmet

On sekiz bin alemlerin sultanı

Geçer fani gençlik, olursun bürhan

Ettiğine olursun bin kez peşiman

Ecel pençesine geçince hem can

Göz açıp yumuncak, vermez amanı

Ecel canı ayırırken özünden

Devirir perdeyi iki gözünden

O vakit görürsün batıl yüzünden

Dar-ı bekayı eder, sana vatanı

Şeytan sevdiğin surette gelir sana

Bir su vereyim de, iç kana kana

Eğer sözüm dinler, kulak verirsen bana

Firdevs kulptur deyü, söyler yalanı

Ben senden evvel geldim dünyaya

Çok şükür olsun, gani, Mevlâya

Özümden koptum da cennet-i alaya

Girip seyreyledim, huri ummanı

O vakit çalınır gudum-u gudret

Duyunca sadayı kaçar o lânet

Hem iki sual meleği gelir nihayet

Sorar sualini, emr-i Rabbani

Emr-i Bâri tamam olunca nefes

Uçar can bülbülü, kalır boş kafes

Defnine tedarik olur herkes

Ararlar imam ile, bir de yuyanı

Mevtin yıkanıp tamam oldukta

Gülsuyu ile pamuk, iki koltukta

Sana bir gömlek dikerler taa topukta

Çekerler altına taht-ı revanı

Çıkarırlar seni evden dışarı

Cenaze taşında kılarsın kararı

Namazın kılınır, riza-yı Bâri

Sana bir fatihadır halkın insanı

Alırlar seni cenaze taşından evvela

Götürürler seni, o gelmez yola

Artık gayırıcın bir Mevlân ola

Haşre dek beklersin kabristanı.

Seni kabre yüzükoyun ederler

Üstüne hak ile kerpiç dizerler

Uzandı bu levhanı ceservelet

Kimseler bulamaz ecele dermanı.

Kabrin tamam olur, iki nişan dikilir

Cemaat üç kadem geri çekilir

İmamın kim ise ileri gelir

Oturur, bir aşir okur Kur’anı.

Cemaat, defnini hatmeder gider

Bakalım sana hak mı itmiş gader

Bu halleri düşün aman birader

Sağlığında sahiplik idme isyanı.

Girmiş isen, elli altmış yaşına

Hep orada gelecek, bu işler başına

Gül gibi amelin çıkar karşısına

Hayır işlediysan olursun, cennet divan

Cümlemizi islah eylesin Allah

Hep başa gelecek bu işler billah

Cüz cüze gidersen Euzubillah

Yakadan yapışır, tutar zebani

Ali, gözü dünya için gülmeden

Ağlar özü, ahiret için ölmeden

Doğru sözden da dönmesen söylemeden

Doğruya yazıldı Leylardi gani

Ey Şüküfi, ssöyle dinin ne ise

Kimisi İsa dedi, kimisi Musa

Kitabım Kur’an’dır, nedim baseka

Şeriat rahında hak eyledim ben bucanı



Yorum bırak