Namık Kemal Zindanı ve Müzesi

Değişik dönemlerde farklı uygarlıklara ev sahipliği yapan Kıbrıs’ın her bölgesinde sayısız tarihi eser bulunuyor. Adanın tarihsel yapı itibariyle en zengin şehirlerinden olan Mağusa, tarihi yapılarıyla her yıl birçok ziyaretçiyi ağırlıyor.

Surlar içinde Lala Mustafa Paşa Camii’nin karşısında bulunan Namık Kemal Zindanı ve Müzesi, Mağusa’da bulunan ziyaret edilmeye değer tarihi eserlerden biridir.

Venedik Sarayı’nın kalıntıları üzerine Osmanlı Döneminde kurulan iki katlı dikdörtgen şeklindeki bu zindan, kesme taştan yapılmıştır. Tek olan hücrenin kapısı Venedik Sarayı’nın avlusuna açılmaktadır. Üst kattaki dikdörtgen planlı odanın önünde bir sahın bulunmaktadır. Tek mekandan oluşan alt katın, Venedik Sarayı avlusuna açılan bir kapısı ve demir parmaklıklı bir penceresi vardır. Ust kısma dik taşlı bir merdivenle çıkılmakta, iki penceresi olan bu odada Namık Kemal ile ilgili belgeler sergilenmektedir.

Tanzimat edebiyatının meşhur gazeteci, siyasetçi, şâir ve yazarı olan Namık Kemal, 21 Aralık 1840′ta Tekirdağ’da doğdu. Bütün yazılarında gelişme, vatanseverlik, hürriyet, meşrutiyet, siyâsî bağımsızl Makelenin tamamini okuyunuz »

Garip Dede Şehida

Yolunuz bir gün Girne’nin Zeytinlik Köyüne düşerse Garip Dede Şehidası’nı ziyaret etmenizi tavsiye ederiz. Etrafı demir parmaklıklarla çevrelenmiş bu mezar “Hayat Ağacı” diye isimlendirilen bir ağacın altında bulunuyor. Günümüzde hakkında iki farklı rivayet anlatılan Garip Dede Şehidası, eski ve terkedilmiş bir yağ değirmenine ait su kuyusunun yanında yer alıyor.

Garip Dede Şehidası ile ilgili anlatılan rivayetlere göre:
Templos’a Venediklilerden sonra gelen aşiretin başında “Dede” olarak anılan ak sakallı bir ‘Derviş’ varmış. Aşiret üyeleri, köyde içecek temiz su olmadığı gerekçesiyle köye yerleşmek istememişler. Fakat yaşlı adam, köy meydanına yakın yerdeki hayat ağacını göstererek: “Bu ağacın kökleri ta suya kadar iner. Buraya bir su kuyusu kazın” emrini v Makelenin tamamini okuyunuz »

Saint Hilarion Kalesi’nde Mutfak

Gerçekleştirilen onarım sırasında geçmişe uygun şekilde onarılan St. Hilarion Kalesi’nin mutfağında sergilenen araç gereç ve ürünler yüz yıllar öncesinin mutfağı konusunda bizlere ışık tutuyor.

Kıbrıs’ta ada halkını Arap akınlarına karşı korumak için Beşparmak sıra dağlarının en yüksek noktalarına, gözetleme noktası olarak, düşmandan korunma alanı olarak yapılan kaleler zincirinin bir halkasıdır, St Hilarion kalesi.

Ortaçağ’a ait etkileyici bir mimariye sahip kalenin ilk gözetleme kulesinin VII. y.y’dan, X. y.y.’a kadar süren Arap akınları sırasında yapıldığı düşünülmekte.

Bizans yapılarının da bulunduğu kelenin çoğu bölümü Lüzinyan döneminde yapılmıştır. St Hilarion’un diğer kalelerden en farklı özelliği, hava sıcak olduğunda iç bahçenin serinliği ve manzarasının güzelli Makelenin tamamini okuyunuz »

Yurdumuzu Tanıyalım: Gönyeli

Gönyeli, Lefkoşa merkezden altı kilometre batıda ve eski Lefkoşa-Girne yolu üzerindedir. Gönyeli, Lefkoşa ilçesinin oldukça büyük bir yerleşim birimi sayılır. Köyün kuruluş tarihi eskilere dayanmaktadır. 1571′de II. Selim’in Osmanlı Padişahlığı’na getirilmesinden sonra Kıbrıs’a bir sefer düzenlenerek ada fethedilir ve padişahın fermanı ile Konya ve Anamur bölgelerindeki bazı vatandaşlar Kıbrıs’a yerleşmeleri için gönderilir. Her 10 kişiden biri zanaatkar olmak kaydıyla demirci, çömlekçi, ayakkabıcı, nalburca tenekeci ve birçok ustalar Kıbrıs’a getirilir. Gönyeli’ye yerleşen ve ilk kurucusu olduğu kabul edilen Türk’ün Anamurlu Kurt Ali olduğu söylenmektedir.
Gönyeli ismi nereden gelmektedir sorusuna halk arasında dilden dile gelen birçok cevap bulmak mümkündür.
1-Konya bölgesinden gelen Türkler daha çok Gönyeli’ye yerleştiği için yerli Rumlar Konyalı’yı Gonyalı ve Gönyeli olarak değiştirdiği fikri yaygındır.
2-Osmanlı Valileri’nden birinin Kıbrıs’ı ziyareti esnasında Gönyeli’den geçerken halkla konuşma ihtiyacı hasıl olur. Köylü toplanır, şikayetlerini söyler. Vali ayrılacağı zaman tokalaştığı halkın ellerinin toprakla çalışma Makelenin tamamini okuyunuz »

Mevlevi Müzesi

Mevlevi Tekkesi; Lefkoşa Girne Kapısı’nın hemen gerisinde yer alan Osmanlı Dönemi’nin en önemli tarihi ve mimari yapılarından birisidir. Celaliye Vakfına aittir. Mevlevi Mezhebi’nin Anadolu’daki merkezi Konya, Suriye’de Halep, Kıbrıs’ta ise Lefkoşa Mevlevi Tekkesi idi. Mevlevi Tekkesi’nin XVII y.y. başlarında Emine Hatun’un bağışladığı arazi üzerine kurulduğu bilinmektedir. Mevlevi tarikatının Kıbrıs’ta bir uzantısı olarak kullanılan Mevlevihane daha önce kurulan Arap Ahmet Mevlevihanesi ile Ferhat Paşa Mevlevihanesi’nin birdevamı olarak kabul edilmektedir. 1207 yılında Afganistan’ın Belh şehrinde doğan ve Mevleviliğin kurucusu olarak kabul edilen Mevlana Celaleddin-i Rumi, genç yaşta babası ile birlikte Anadolu’ya göç edip Konya şehrine yerleşmiş ve Mevlevilik felsefesini orada geliştirip tüm Türk ve İslam dünyasına yaymıştır. Kıbrıs’ın Osmanlı Idaresi’ne girdiği 1571 yılından sonra Konya ve Karaman gibi yerleşim birimlerinden Kıbrıs’a göç edenler tarafından getirildiği tahmin edilmektedir.

Mevlevilik genel anlamda hiçbir dini ayrımı gözetmeksizin dünya insanlığına kucak açan ve tanrıdan geleni kullarına dağıtan hümanist bir inanca dayanmaktadır. Sema ayinlerinde semazenlerin sağ avuçlarının göğe, sol avuçlarının ise yere bakması ‘Hak’tan aldığımızı halka veririz’ anlamını taşımaktadır. Her yıl, Mevlevi Tarikatının kurucusu olan Mevlana’nın ölümüne (Vuslata ermesine) denk gelen Aralık ayının 17′nci gecesinde ‘Şeb-i arus’ (Gelin gecesi) sema ayini Makelenin tamamini okuyunuz »

Yurdumuzu Tanıyalım: Mehmetçik

Eski adı Galatya olan şimdiki Mehmetçik köyü. İskele İlçesine bağlı bir bucak merkezidir. Deniz seviyesinden yaklaşık 400 ayak yükseklikteki bir yayla (plato) üzerine kurulmuş havalı ve serin bir yerdir.

Kuzeybatısında bir gölet bulunurken güney ile güneydoğu tarafı ise bir yamaçla çevrilidir. Yamacın altında verimli çukur bir ovası vardır. Gazimağusa’ya uzaklığı 30 kilometre. İskele’ye uzaklığı ise 18 kilometredir. Nüfusu 1238 olmakla birlikte bu rakam yaz aylarında Lefkoşa, Girne, Gazimağusa ve yurt dışındaki Mehmetçiklilerin gelmesiyle yaklaşık 1600-1800′e ulaşmaktadır.

Halkın geçim kaynağı genelde, tarım, hayvancılık, çok az miktarda bağcılık ve zeytinciliktir. Bundan 10-12 yıl öncesine kadar bağcılık çok ileri bir safhada iken. bağları değerlendirmek amacıyla bir şarap fabrikası açılmış anca Makelenin tamamini okuyunuz »