Mevlevi Müzesi

Mevlevi Tekkesi; Lefkoşa Girne Kapısı’nın hemen gerisinde yer alan Osmanlı Dönemi’nin en önemli tarihi ve mimari yapılarından birisidir. Celaliye Vakfına aittir. Mevlevi Mezhebi’nin Anadolu’daki merkezi Konya, Suriye’de Halep, Kıbrıs’ta ise Lefkoşa Mevlevi Tekkesi idi. Mevlevi Tekkesi’nin XVII y.y. başlarında Emine Hatun’un bağışladığı arazi üzerine kurulduğu bilinmektedir. Mevlevi tarikatının Kıbrıs’ta bir uzantısı olarak kullanılan Mevlevihane daha önce kurulan Arap Ahmet Mevlevihanesi ile Ferhat Paşa Mevlevihanesi’nin birdevamı olarak kabul edilmektedir. 1207 yılında Afganistan’ın Belh şehrinde doğan ve Mevleviliğin kurucusu olarak kabul edilen Mevlana Celaleddin-i Rumi, genç yaşta babası ile birlikte Anadolu’ya göç edip Konya şehrine yerleşmiş ve Mevlevilik felsefesini orada geliştirip tüm Türk ve İslam dünyasına yaymıştır. Kıbrıs’ın Osmanlı Idaresi’ne girdiği 1571 yılından sonra Konya ve Karaman gibi yerleşim birimlerinden Kıbrıs’a göç edenler tarafından getirildiği tahmin edilmektedir.

Mevlevilik genel anlamda hiçbir dini ayrımı gözetmeksizin dünya insanlığına kucak açan ve tanrıdan geleni kullarına dağıtan hümanist bir inanca dayanmaktadır. Sema ayinlerinde semazenlerin sağ avuçlarının göğe, sol avuçlarının ise yere bakması ‘Hak’tan aldığımızı halka veririz’ anlamını taşımaktadır. Her yıl, Mevlevi Tarikatının kurucusu olan Mevlana’nın ölümüne (Vuslata ermesine) denk gelen Aralık ayının 17′nci gecesinde ‘Şeb-i arus’ (Gelin gecesi) sema ayini Makelenin tamamini okuyunuz »

Yurdumuzu Tanıyalım: Mehmetçik

Eski adı Galatya olan şimdiki Mehmetçik köyü. İskele İlçesine bağlı bir bucak merkezidir. Deniz seviyesinden yaklaşık 400 ayak yükseklikteki bir yayla (plato) üzerine kurulmuş havalı ve serin bir yerdir.

Kuzeybatısında bir gölet bulunurken güney ile güneydoğu tarafı ise bir yamaçla çevrilidir. Yamacın altında verimli çukur bir ovası vardır. Gazimağusa’ya uzaklığı 30 kilometre. İskele’ye uzaklığı ise 18 kilometredir. Nüfusu 1238 olmakla birlikte bu rakam yaz aylarında Lefkoşa, Girne, Gazimağusa ve yurt dışındaki Mehmetçiklilerin gelmesiyle yaklaşık 1600-1800′e ulaşmaktadır.

Halkın geçim kaynağı genelde, tarım, hayvancılık, çok az miktarda bağcılık ve zeytinciliktir. Bundan 10-12 yıl öncesine kadar bağcılık çok ileri bir safhada iken. bağları değerlendirmek amacıyla bir şarap fabrikası açılmış anca Makelenin tamamini okuyunuz »

Yurdumuzu Tanıyalım: Lapta

Lapta, Girne’nin 8.5 km. batısında Beşparmak Dağlarının en yüksek tepesi olan Selvili Tepe’nin kuzeyinde, doğal güzelliklerin doruğa çıktığı bir yerleşim yeridir. 1960 yılında nüfusu 3496 (3126 Kıbrıslı Rum, 370 Kıbrıs’lı Türk) idi. 1960′ta belediye olan Lapta, nüfus bakımından Kıbrıs’ta 12′inci sıradaydı. 1996 yılında nüfus, 3586 olarak belirlenmiştir. Lapta’nın coğrafi konumu ve doğal güzellikleri ilk çağlardan itibaren insanların bu bölgeye yerleşmesine ve birçok uygarlığa ev sahipliği yapmasına neden olmuştur. “Lapithos” veya “Lapethos” diye bilinen bu kent Kıbrıs’ın bölündüğü 9 (dokuz) Krallıktan birinin merkeziydi. Önemini Roma ve Bizans döneminde de sürdüren Lapta, Roma döneminde Kıbrıs’ın dört ilçesinden biri olan Lapithos “Lambousa” ismini almıştır. Köyün yaklaşık 1.5 mil kuzeyinde denize yakın Lambousa şehrinin harabeleri yer almaktadır. Arap akınlarına uğrayarak 653-654 yıllarında tahrip olup, Arapların kesin olarak Kıbrıs’tan uzaklaştırıldığı 10. yüzyılda tekrar canlanarak Latin döneminde büyük bir kent haline dönüşmüş, Türk döneminde de kent olarak varlığını sürdürmüştür. Lapithos-Lambou Makelenin tamamini okuyunuz »

Halkın Sesi ve BRTK

Kıbrıs Türk mücadele tarihine bakıldığı zaman, günün çok zor şartlarına rağmen en önemli unsurların başında Kıbrıs Türk basını gelmekteydi. Kıbrıs Türkü bu hayati ve hassas mücadeleden eğer alnının akı ile çıkmışsa ve şu anki konumuna kadar gelebilmişse bunda hiç kuşku yok ki en önemli mihenk taşlarından birisi yerel basın organları idi. Sadece KKTC genelinde değil tüm Kıbrıs düşünüldüğünde şu anda yaşayan en eski basın organı HALKIN SESİ Gazetesidir…

HALKIN SESİ Gazetesi, Özgürlük Mücadelesi Önderimiz Merhum Dr.Fazıl KÜÇÜK’ün 14 Mart 1942′de, aynı zamanda doğum günü olan ve Tıp Bayramı olarak takvim yapraklarında yerini alan bir tarihte yoluna başladı ve ilk sayısında belirtilen şu maddelehe yayım politikasını sürdürdü: Türk Toplumu’nun haklarını korumak, toplumun dertlerini dile getirmek, bağımsız olmak, İngiliz Sömürge İdaresi ve Rum engelleri ile mücadele etmek, Anavatan sevgisini ve ona bağlılığını idame ettirmek, memleketteki Makelenin tamamini okuyunuz »

Sultan II. Mahmut Kütüphanesi

Sultan II.Mahmut Kütüphanesi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Başkenti Lefkoşa’da Selimiye Cami’nin doğu kapısı yanında bulunmaktadır. Sultan II. Mahmut devrinde Kıbrıs Valisi olan Ali Ruhi Efendi tarafından 1829 yılında kesme taştan inşa edilmiş bir yapıdır. Bina, tek kubbeli büyükçe bir odayla, önünde iki kubbeli revakıyla, Arap Ahmet Camii gibi klasik Osmanlı Cami ve Medrese mimarisinin bir örneğidir. Binanın dış duvarlarının kuzey, güney ve batı tarafındaki mermer levhalar üzerinde “Maşallah” (Allah korusun) kelimesi yazılıdır.
Giriş kapısının üst tarafındaki mermer levha üzerinde “Burası Kütüphanedir” yazısı ve giriş kısmının sol tarafındaki küçük oturma odasının güney duvarında ise H.1244/1828/29 tarihli Sulta Makelenin tamamini okuyunuz »

Yurdumuzu Tanıyalım: Mutlukaya

Mesarya’nın doğusunda, Gazimağusa’ya sadece 8 kilometre uzaklıktaki bu şirin köyümüz; tertemiz sokakları ve çok sayıda yeni inşa edilmiş evleriyle insanın dikkatini hemen çekiyor. Belki de adada ana caddesi imrenilecek estetiğe sahip tek köy Mutluyaka’dır. Bu durumu köylüye sorduğunuz zaman ise neredeyse tek ağızdan TC Yardım heyeti sağ olsun diyorlar. Lefkoşa’dan Gazimağusa’ya gelirken Korkuteli Köyü’nden sonra köy camisinin minaresi kule gibi bir görüntü teşkil ediyor. Köye biraz yaklaşınca da köy mezarlığındaki dev KKTC ve TC bayraklarının dalgalanışını hayranlıkla izlersiniz.
Mutluyaka’nın nüfusu 330, tamamı 147 ailedir. Başlıca geçim kaynakları; çiftçilik, serbest meslek, memurluk ve hayvancılıktır. Tarımı ikinci bir iş olarak yapanlar çoğunluktadır. Nüfusun tamamına yakını Güney Kıbrıs’ta bulunan Limasol’a bağlı Muttayaga köyü’nden göç etmişler. Genç nüfus anmasa bile, kırk beş yaşın üzerindekiler hala güneydeki köylerini dillerinden düşürmüyor. Muttayaga Köyü Limasol Şehrine 5 kilometre uzaklıkta 250 nüfuslu, tamamı Türk olan doğa harikası şirin bir köydür. Geçmiş zamanlarda tedavi için temiz havaya ihtiyaç duyanların uğrak yeri olduğu söylenmektedir. Köyün erkeklerinin yüzde sekseni İngilizlere ait Ağrotur ve Piskobu üs bölgelerinde çalıştığından, maaşları çok iyi, buna paralel olarak sosyal gelişmişlik ileri düzeydeydi. Köyde 200 kişili Makelenin tamamini okuyunuz »