Saçaklı Ev

Saçaklı Ev Kıbrıs

Özellikli bir yapı olan “Saçaklı Ev”, Lefkoşa surlar içi Selimiye Mahallesi Kütüphane Sokakta yer almaktadır. Yola çıkma yapan köşk odasının eğimli dikmelerle desteklenen geniş saçaklarından dolayı “Saçaklı Ev” olarak isimlendirilmiştir. Kare bir iç avluyu çevreleyen “L” planlı ve iki katlıdır. Yapının tarihi ise kesin olarak bilinmemekle birlikte, gerek ön cephedeki izlerden gerekse restorasyon aşamasında alt kat revaklı galeride ortaya çıkan Gotik kemerden, geçmişinin Orta Çağa dayandığı anlaşılmaktadır.

Osmanlı döneminde mevcut Orta Çağ kalıntılarından yararlanılarak geliştirilen konut, gerek plan, gerekse yapının tekniği ile malzeme özellikleri bakımından Osmanlı konut mimarisi özellikleri taşımaktadır. Giriş kapısı üzerindeki 1932 tarihli kayıtlar, yapının bu tarihte esaslı bir onarım geçirdiği, geniş kapısı ile alt kat ön cephedeki taş çerçeve büyük ebatlı pencerenin bu onarımdan kalma olduğu anlaşılmaktadır.

Konutun zemin ve üst katında üçer oda bulunmaktadır. Alt kat revaklı galeri Makelenin tamamini okuyunuz »

Canbulat Paşa Türbe ve Müzesi

Kilis Sancak Bey’i olan Canbulat, Kıbrıs’ın fethine karar verildiği zaman hazırlanan kuvvetler arasına bilhassa Anadolu Beylerbeyi İskender Paşa’nın tavsiyesi üzerine dahil edilir. Lefkoşa’nın fethinde üstün yararlılıkları görüldüğünden 18 Eylül 1570′te Mağusa’yı kuşatan Osmanlı Ordusu’nun sağ kanadına İskender Paşa ve Derviş Paşa ile birlikte görevlendirilir. En kanlı çarpışmaların yer aldığı Arsenal Burcu’na Venedik askerleri Osmanlı Ordusunun kaleye girmesini engellemek için keskin bıçaklarla kaplı çark yerleştirilir. Bu durum üzerine kaleye girmesi imkansız hale gelen Osmanlı ordusunun önünü açmak için, Canbulut Paşa beyaz atının üzerine binerek çarkı durdurmak ister ve beyaz atının üzerinde çarkın içine girer. Osmanlı ordusu çarkın bozulması ile kaleye girer ve göğüs göğse savaşır. Bir efsaneye göre çarkta kafası kesilen Canbulat Paşa kafasını koltuğunun altına koyar ve kılıcını eline alarak atına biner. Bunu gören Osmanlı askerleri yüreklenerek ve direnerek kaleyi fethederler.

Arsenal Tavyası’ndaki çarpışma sırasında şehit düşen Canbulat Paşa’nın Tür Makelenin tamamini okuyunuz »

Kurtuluş Savaşında Kıbrıslı Türkler

Atatürk döneminde Kıbrıs Türklerinin Türkiye’ye bakışlarını, Türkiye’ye olan sevgilerini, umutlarını ve Ulusal Kurtuluş Savaşı boyunca Kıbrıs Türklerinin Kuvay-ı Milliye hareketine kendi ölçüsünde yaptığı katkıların anlamını kavrayabilmek için, önce İngiliz döneminin başladığı 1878′den Atatürk’ün işgale karşı mücadeleyi başlattığı 1919 yılına kadar geçen süre içinde Kıbrıs Türklerinin durumuna bir göz atmak gerekir.

Bu konuda araştırmacı, gazetici-yazar Sabahattin İsmail ve Ergin Birinci’nin yayınlanmış olduğu “Atatürk Döneminde Türkiye Kıbrıs İlişkileri (1918-1938)” ve “Kıbrıs’ta İki Ulusal Kongre” adlı kitaplarda çok değerli bilgi, belge ve fotoğraflar vardır. Söz konusu kitaplarda konu ile ilgili bilgi ve belgeler özetle şöyledir:

1878 yılında Osmanlı İmparatorluğu ile İngiliz İmparatorluğu arasında yapılan anlaşma gereği Adanın İngiltere’ye kiraya verilmesi ile birlikte Kıbrıs Türkleri kendini bir anda yabancı bir ülkenin boyunduruğu altında bulmuş ve Kıbrıs Rumları da Adanın el değiştirmesi ile birlikte yoğunlaştırdığı Enosis faaliyetleri ile bu yeni döneme damgasını vurmuştur.

Kıbrıs Türkleri, Adanın yabancı bir boyunduruk altına girmesiyle üzüntüye kapılmışlar, fakat geleceğe yönelik umutlarını da hiçbir zaman yitirmemişlerdi. Bunun nedeni ise: Adanın sadece geçici bir süre ve belli bir kira karşılığı devredilmesi ve hukuken “Osmanlı Toprağı” sayılmasıydı. Rus tehlikesinin geçmesiyle birlikte Adanın tekrar Osmanlı egemenliğine devredileceği umudu büyük sabır kaynağıydı.

(Kurtuluş Savaşını coşkulu yazıları ile destekleyen SÖZ Gazetesi sahibi öğretmen Mehmet Remzi Okan eşi ve çocukları)

Dönemin ikinci özelliği ise aniden tırmanan Enosis faaliyetleri oldu. Kıbrıs Türkleri bu durumu büyük bir endişe ve tepki ile izlerken, Enosis tehlikesinin her geçen gün büyümesi karşısında daha etkin önlemlerle mücadele etme durumu ortaya çıkmıştı. Kıbrıs Rumlarının Girit deneyiminden ve sömürge yönetiminin hoşgörüsünden cesaret alarak 1895′de Tahtakale’de, 1912′de Limasol ve Hamit Mandraları’nda Türklere yönelik kitle saldırılarında bulunması, iki Makelenin tamamini okuyunuz »