Şarap

Kıbrıs’ta içki fabrikaları kurulana kadar doğal yollarla ekle edilen ve en çok içilen içki şaraptır. Tarihe mal olduğu gibi Kıbrıs üzümü, iklimi dolayısı ile iyi olgunlaşmakta ve dünyanın en iyi şarabı Kıbrıs üzümünden yapılmaktadır. Kıbrıs köylüsü beyaz şarabı bilmekle birlikte, kırmızı şarabı tercih etmekte, onu üretmekte, onu içmektedir. İçki ihracatının en büyük bölümü de budur. Şarap yapılacak üzümlerin iyice olgunlaşması gerekir. Kesilen olgun üzümler iyice sıkılır. Çıkan suya şıra denir. Şıra önce tülümbe adı verilen bir çalıdan süzülür. Sonra bir de tülbentten süzülür. Daha önceden içi katranla veya kara sakızla sıvanan küp alınır. Bir kap içinde yanık kömür üstüne kükürt atılıp küp üzerine ters çevrilir. Dezenfekte edilir. Dezenfekte edilen küp sağlam bir yere yerleştirilir.

Genelde kalın kalaslardan çakılmış koruma kafesine konur. Devrilme tehlikesi yoktur. Süzülen şıra küplere doldurulur. Üzeri tülbent veya hava alabileceği bir bezle örtülür, kapatılmaz. Yoksa kaynamaz veya çıkan gazdan küp patlar diye kabul edilir.

Konduktan sonraki üçüncü gün şıranın üstünde, kaynayan tenceredeki gibi kabarcıklar oluşur, ilmi adı Fermantasyon olan bu olaya köylüler “Kaynama”der. Bu olay gözle görülebileceği gibi, ses de duyulacak miktardadır. Kırk gün sürer. Kırk günün sonunda kabarcıklar durur. Şarap kokusu etrafa saçılır. Şarap artık olmuştur. İçebilecek durumdadır. Ama köylülere göre “Daha çocuktur” eskimesi gerekir, şarap eskidikçe kalitesi artar. Bu durum şarkı ve türkülere bile konu olmuştur. “Yıllanmış şarap gibi…”

Kaynaması biten şarabın küpü kapatılır. Üzerine de ışık almaması için bir torba veya kalın kumaş örtülür. İhtiyaç duyuldukça şarap kabağı ile alınıp başka kaba aktarılır. Bakır araçlar, (tas, leğen) hatta maşrapalar şarap  küpüne  batırılmaz. Kabakla alınan şarap şişelere aktarılır, ondan da başka kaplara aktarılıp içilir. Yıllanmış kırmızı şaraba “kumandarya”denir. Bazı bağcı köylerinde yüz yıllıktan eski kumandarya olduğu söylenir. Bu şaraplar pelteyi andıran bir durumdadır ve çok az bir miktarı bile adamı sarhoş etmeye yeterlidir.
Türk köylüsü pek azı müstesna şarabı eğlenme aracı olarak değil, dinlenme aracı ve kanı temizleyen bir ilaç olarak görmüş, sınırlı içmiş, sınırlı harcamıştır. Tabii ailesinin varını yoğunu şaraba harcayanlar da eksik değildir.

Oğuz M. Yorgancıoğlu “Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı

“Şarap” hakkında 2 yorum

  1. Sayın FEHMİ BAĞCI
    Ben ALİ AÇAR Mermer el sanatları işi yapıyorum.
    Mermer el sanatları hakkında iş olursa hizmetinizdeyim.
    İlgi ve bilyilerinize arz eder hayırlı işler dilerim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir