‘Kıbrıs tursular’ etiketi
Palaz Turşusu
Güvercin yavrularına palaz denir. Ana güvercin yavrularını uçmaya başlayana kadar devamlı ve aşın besler. Bu, Kıbrıs deyişi ile “kütük gibi” olmalarını sağlar. İnanışa göre palaz eti en besleyici ve en kuvvetli ettir. Onun için, anne doğurur doğurmaz ona palaz kaynatılır.Boynunu kaldıramayan çocuklara da palaz kaynatılıp yedirilir veya pelte haline gelmiş suyu içirilir.Geçmiş dönemlerde gerdeğe girmeden damada da kaynanmış palaz yedirilirdi.
Bütün bu sebeplerden palaz turşusu da yapılır. Kesilen palazlar temizlenir. Tam pişmeyecek kadar kaynatılır. Sonra çıkarılıp tepsermeye bırakılır. Üzerindeki nem kaybolunca iri parçalar halinde kesilip kavanozlara yerleştirilir Üzerine bir çay kaşığı tuz ve örtecek kadar sirke konup kapatılır.21 gün (üç hafta) sonra palaz turşusu yenmeğe hazırdır.
Oğuz M. Yorgancıoğlu ”Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı
Kereviz Turşusu
Kerevizi/kireviz Kıbrıs’ta kış mevsiminde yetişen bir sebzedir.Yaprak kısımları yenir. Mart ayının ikinci yarısında tohuma kalkar. Nisan ayından sonra da kartlaşır ve yenmez. Mart sonunda yani kartlaşmadan kesilen kerevizler iyice yıkanır. Yaklaşık beş cm. boyunda parçalar halinde kesilir. Kaynayan suya atılıp iki dakika bekletilir. Sonra çıkarılır ve süzülmeye bırakılır. Turşunun konacağı kavanozlar hazırlanır. Kereviz parçaları kavanozlara düzenli olarak yerleştirilir. Üstüne sirke dökülür. Kerevizleri örtecek seviyeye gelince üzerine bir yemek kasığı da tuz ilave edilerek kavanozun ağzı sıkıca kapanır. İki hatta onbeş gün sonra turşu yenmeğe hazırdır. İhtiyaç duyulduğu zaman çıkarılır ve üzerine karayağ dökülerek yenir.
Oğuz M. Yorgancıoğlu ”Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı
Karışık Turşu
İmkanı yeterli ve damak tadı daha geniş olanlar her sebzenin ayrı ayrı turşusunu yapmak yanında, hepsini bir arada (karışık) turşu da yaparlar. Ama bu kez konan malzeme sarma-biber-havuc-taze patlıcan-pancar dilimleridir. Yapılışı tamamen aynidir. Karışık turşu da paketlenmiş haliyle çarşıda satılmaktadır.
Kıbrıs’ın dört ayrı yerinde acı biber ve çok miktarda acı biber yiyenlerle ilgili anlatımlar tesbit edilmiştir. Her dört söylencede de kişiler aşırı miktarda acı biber yemek alışkanlığındadırlar. Acılık maddesi kanlarına karışmıştır. Onları sokan zehirli yılanlar anında (sokma yerinde) ölmüştür.
Oğuz M. Yorgancıoğlu “Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı
Oğuz M. Yorgancıoğlu ”Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı
Yumurta Turşusu
Turşusu yapılan bir hayvansal ürün de yumurtadır. Yumurtalar iyice kaynatıldıktan sonra soğumaya bırakılır. Soğuyunca dikkatlice soyulur. Bütün olarak kavanoza konur. İçine bir yemek kaşığı tuz ve bir iki dövülmemiş karabiber konur. Sonra onları örtecek kadar sirke dövülüp kavanoz sıkıca kapatılır, iki hafta sonra yenmeğe hazırdır.
Turşu yumurtalar parçalar halinde kesilip üzerine karayağ dökülerek yenir.
Oğuz M. Yorgancıoğlu ”Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı
Taze Fasulye Turşusu
Taze fasulyenin yassı ve genişçe olanlarından alınıp kılçıkları çıkarılır. İstenirse yemek yapılacakmış gibi bıçakla da ayıklanır. Kaynar suya atılıp iki dakika bekletilir. Çıkarılıp soğumaya bırakılır. Kavanozlara düzgünce konur. Üzerine bir çay kaşığı tuz konur ve fasulyeleri örtecek kadar sirke dökülüp sıkıca kapatılır. İki hafta (15 gün) sonra yenmeğe hazır olur
Oğuz M. Yorgancıoğlu ”Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı
Mantar Turşusu
Kıbrıs’ta turşusu yapılan bir başka bitki de mantardır. Ancak Kıbrıs’ta yetişen (kültür mantarı dışında) iki tür mantar vardır.
Ova Mantarı veya Burudi
Dağ Manian veya Kırmızı Mantar veya
Çam Mantarı
Turşusu yapılan kırmızı mantardır. Doğadan toplanan mantarların sapları keskin bir bıçakla kesilir. Eğer delikli ise kurtlu demektir ve atılır. Kurtsuz oldukları tesbit edilen mantarlar irice parçalar halinde kesilir. İyice yıkanır ve süzülmeye bırakılır. Kaynar suya atılıp hemen alınır. Soğuyunca kavanozlara konur. Bir yemek kaşığı tuz konduktan sonra mantarları örtecek kadar üzüm sirkesi konur. Kavanoz sıkıca kapatılır (iki hafta) 15 gün sonra turşu yenmeğe hazırdır.
Oğuz M. Yorgancıoğlu ”Kıbrıs Türk Folkloru” (2000) Kitabı